En Kral En Fakir

Hayatına dair endişelerin, kaygıların, heveslerin, amaçların, hayallerin olduğunda zihnin sürekli olarak bunlarla meşgul olur. Enerjin dışarıya ve tüm bu meselelere akar. Çabalar, didinir, zorlarsın… Ama sadece meseleler meseleleri kovalar. Bitimsiz bir döngü içinde kaybolursun.

Kaç para kazandıktan sonra para için endişelenmeyi bırakabilirsin?

En Kral En Fakir

Kaç kadın/erkek bedenini tattıktan ya da peşinde koşup sonuç ne olursa olsun hayal kırıklığı yaşadıktan sonra şehvetle bir tane daha aranmayı bırakabilirsin?

Kaç sınav, kaç zafer kazandıktan ya da kaybettikten sonra yeni bir mücadeleye girişmek anlamsızlaşır?

Tüm bu ve benzer Dünya işlerinin; hayat oyununun içinde kaybolmuş insan için pek bir sonu yoktur.

Ya ötesi?

Hakikat dilde kolay ama gerçekte erişmenin mümkün olamayacağı kadar uzak mı? Oyuncakları; işi, çoluk-çocuğu, geçmişin yüklerini, geleceğin dertlerini vs. bırakmak ve ona bir arzu iliştirmeksizin Dünyaya sadece gülümsemek mümkün değil mi?

Bana sorarsanız her şeyin mümkün olduğu bir aralık var. Tüm hayat samimi bir niyetle ve o niyetin üzerine eklenen adanmış çaba ile dönüşüyor ve şekil alıyor. Tüm hayat aşkla akıyor. Tüm hayat aşkla yeniden ve yeniden şekilleniyor. Hakikat niye bunun istisnası olsun?

Peki yüzünü, yönünü, kalbini aşkla hakikate dönmek nasıl mümkün?

Görebildiğim kadarıyla ya “zerre tamah etmeyerek Dünya malına” ya da “Dünyada bir kral olmayı başararak”.

Bir lokma bir hırka bir derviş yaşamı (veya doğu öğretilerindeki dilenerek münzevi bir yaşam), Dünyayı istemediğin bir yaşam değildir. Çünkü istememek, arka kapıdan istemektir. İkiyüzlülüktür. Kendini kandırmaktır. İstemeyi bastırmaktır. Nefsine zulmetmektir. Bir lokma bir hırka bir derviş yaşamı, basitçe neyi çok istediğin konusunda net, samimi ve kendine karşı dürüst olmaktır. En değerlinin ne olduğu gönlüne düşer ve Onun dışında kalan hiçbir şeyi gözün görmez. Hepsi budur. Bu aşka düşmeden yürünebilecek bir yol değildir. Çünkü peşinde koştuğun aşkın ateşi değilse sen silinemezsin. Sen orada olduğun müddetçe senin arzuların, hırsların, hayallerin, beklentilerin, kaygıların da silinemez. Ve oyun ilanihaye devam eder…

“Dünyada bir kral olmayı başarmak”, ihtiyaçlarını tümüyle karşılayabilir olmak, bolluk ve bereket içinde olmak, Dünyadan yana aranabilecekleri her ne kadar hepsi “geçici de olsa” bulmuş olmak demektir. O zaman sadede gelinebilir. O zaman geçici olmayan zaferin ne olduğu sorgulanabilir. O zaman ölümün ve acının kaçınılmazlığı, esaslı bir kaybın kaçınılmazlığını da gözler önüne serebilir. O zaman insan nasıl ki bu Dünyada bir kral olmayı becerdiyse ötesine yolculuğu da bir kral gibi yapmaya heves edebilir. Üstelik buna imkanı ve zamanı da olacaktır. Alelade insanın, günübirlik dertlerinden azadedir ve kendi içine çekilebilecek lükse de sahiptir. O yüzden yoganın sekiz basamaklı yolu “kral yogası” (raja yoga) diye adlandırılır ya da Buda’nın öğretisi çokça “soylu yol”dan söz eder.

Peki her kral kral mıdır? Ya da soylu olmak atadan mı gelir?

Hayır.

Soylu olmak yürekten gelir. Ancak sevgili için, hakikat için, esas olan için her şeyini bırakabilen, ateşe gönüllü dalabilen, tüm korkuların içinden gülümseyerek geçebilen kişi gerçek bir kraldır.

Yazar Hakkında

Yok böyle biri !!

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir