Tecrübe konuştuğunda, kelimeler sıradan sesler olmaktan çıkar cancağızım ;zamanın içinden süzülüp gelen birer hatıraya dönüşür bence. Bu yüzden onun adına öğüt deriz. Çünkü yaşanmışlık, söze kitapların veremeyeceği bir ağırlık, yılların silemeyeceği bir hakikat katar. En kıymetlisidir satır aralarında bulamazsın.

Yalnızca konuşmaz tecrübe bazen sessizce bir el olur uzanır karanlığa düşene. Bazen bir omuz olur yükü ağırlaşana. İşte o zaman adı yardım oluverir. Ne bir üstünlük iddiasıdır bu ne de bir minnet beklentisi.
Aksine, aynı yollardan geçmiş olmanın, aynı taşlara takılıp düşmüş olmanın derin bir hatırlayışıdır en kuytu köşelerden.
Yine de insan, kırıldığı yerlerden bakar hayata. Bu yüzden çoğu zaman uzanan eli değil, o elin ardındaki niyeti sorgular İnsanoğlu.
İyiliğin kendisini değil, hesabını arar umarsızca. Oysa her yardımın ardında bir çıkar, her tebessümün içinde bir beklenti aramak; başkalarının niyetinden çok, kendi yaralarımızın henüz kabuk bağlamadığını göstermez mi cancağızım ..
İnsanlar vardır; yardım etmeyi bir erdem olarak değil, bir borç olarak görürler Vaktiyle düştüklerinde kendilerine uzanan elleri unutmadıkları için… Kimsesizliğin soğuk yüzünü tanıdıkları için… Sessiz bir desteğin insanı yeniden hayata bağlayabileceğini bildikleri için cancağızım.
Tecrübe, insana yalnızca neyi bilmesi gerektiğini öğretmez; neyi paylaşması gerektiğini de öğretir kanımca.
Yıllar, insanın zihnine bilgi bırakırken kalbine de merhamet eker. Ve merhamet büyüdüğünde, bir başkasının karanlığında ışık olma arzusu doğar.
Bu yüzden tecrübe konuştuğunda adı öğüttür; uzandığında adı yardımdır…
Onun arkasında başka anlamlar aramak ise çoğu zaman yardımın saflığından değil, kuşkunun gölgesinden beslenir.
Oysa dünya, hâlâ karşılık beklemeden uzanan eller sayesinde biraz daha yaşanılır biraz daha nefes alınan bir yerdir cancağızım unutmayasın.
Başkalarının yaralarını kendi yaralarının hatırası yüzünden sararlar bazı insanlar… acıyı tanıyan, merhametin dilini de bilendir çünkü. Ve belki de insanı insan yapan en kıymetli şey budur: Geçtiği karanlıkları unutmadan, başkasının yoluna bir parça ışık bırakabilmek
Zira gerçek tecrübe, yalnızca insana yol göstermeyi değil; yolda kalan birini görünce durabilmeyi de öğretir.
İnsan, yaşadıklarından en çok ne öğrendiyse, onu başkalarına vermek ister. Acıyı öğrenen şefkati, yalnızlığı öğrenen dostluğu, düşmeyi öğrenen ise el uzatmayı cancağızım… İnsan ve gerçekliğin tanımsızlığı üzerine





