Kaç Yaşında Hissediyorsunuz?

Kaç yaşında hissettiğimize verdiğimiz yanıtın, beyin sağlığımızı açıkladığı öne sürülürken, hissedilen yaş ile, bellek arasındaki güçlü bağlantı oldukça ilginçtir. Daha genç ”hissedenlerin”, kendileri ile aynı yaşta olup da, yaşlarından büyük hisseden kişilerden daha genç bir beyin yapısına ve daha güçlü bir hafızaya sahip oldukları öne sürülmektedir.

Kaç Yaşında Hissediyorsunuz?

Uzmanlar Gerçek yaşına göre kaç yaşında hissediyorsun?sorusunun karşılığında, doğal olarak 3 ayrı yanıt bulacaklardı: ”Gerçek yaşımdayım, gerçek yaşımdan daha gencim veya gerçeğinden daha yaşlı hissediyorum” Bu hissedişte kastedilen şey, kesinlikle Görsel değil, Öznel bir his üzerine konumlanmaktadır.

Böylece geliştirilen bir fikirle, bir bellek testinde ve sosyal karşılaştırma esasına  uygun biçimde, insanlardan, test ile öznel yaşlarını tahmin etmeleri istenmiştir. Bir gruba, hafıza performanslarının yaşıtlarından iyi olduğu, bir gruba ise, hafızalarının yaşıtları ile eşit olduğu özellikle söylenir.

“Olumlu geri-bildirim” alan insanlar, daha genç hissetmekle kalmaz, geri bildirimden çok kısa süre sonra uygulanan ikinci testle; belleklerinin biraz daha geliştiği bulgulanır.

Ardından gelen öneri, hissedilen yaşın düşürülmesi için; hafızayı geliştirmenin, olumlu düşünmenin, boş zamanlarında yürüme alışkanlığının ve giderek hızlıca yürümenin değerlendirilmesidir. Ayrıca, fiziksel aktiviteye fazla katılan, spora düşkün insanların; öznel yaşları genç ve hafızaları da oldukça güçlü bulunur. Egzersizin aynı zamanda hafıza becerilerini geliştirdiği ve hücresel yaşlanmayı azalttığı gösterilmiştir.

Kronolojik yaş ile, hücresel yaşlanma arasındaki fark, yargılayıcı olmayan objektif bir ”Farkındalık” haline kavuşmuş  insanlarda anlamlı derecede düşüktür. Çalışmalar, uzun süreli zihinsel meditatif uygulamalar yapanlarda ve bir biçimde farkındalığını yükseltmeyi başaranlarda, hipokampusun gelişerek, hafıza becerilerini arttırdığını işaret eder.

Son olarak ise, doğa ile iç içe hissetmek en olumlu etkiyi yaratacaktır.

İnsanlar birbirlerine, giderek yabancı ve güvensiz duygular geliştiriyor. Böylece içlerinde“bireyselleştirilmiş” bir öz benlik duygusunun yerleşmesi kaçınılmaz. Kendi kendine yetmek önemlidir. Bu, sınırlandırılmayı azaltarak, yaşamları üzerinde kontrolü ele almalarını sağlayabilir. Ancak diğer yandan da, bir ayrılık hissini ortaya çıkaracaktır.

Bu durum, ”Doğa”dan ayrılışa kadar uzanan, bir bireyselleşmeyi;  teknoloji ile donanmışlık tutkusu sayesinde kurar. Doğal Dünya’dan, doğadan kopuş, insanın kalbinin de doğadan uzaklaştığını gösterir. Bu nedenle, ayrılık duygusunu aşmamız, doğa ile bağlantı kurmamız, ona saygı gösterip, kutsallığını hissetmemiz; kuşkusuz bellek, aktivite ve farkındalık kapsamında ek bir güç sağlayacaktır.

2020 yılının, huzur, barış sevgi ve farkındalıkla yaşımızı süslemesi dileği ile, Mutlu, Sağlıklı Yeni Yıllar.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir