Hayat üstünüze geliyorsa

“Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadığında değil, alınacak bir şey kalmadığında oluşur!” – Antoine de St.Exupery –

Bazen hayat, adeta üstümüze gelir. Yaşama sevincimizi azaltan, birçok şeyin anlamını yitirdiği, olayları kontrol edemediğimiz, her şeyin ters gittiği günler zinciri içinde talihi döndürmeye çalışırken buluruz kendimizi. Karamsar ve yıpranmış hissetmekten bunaldığımız devreler olabilir. Acaba biz mi tersine gidiyoruzdur, yoksa tüm aksilikler üst üste gelmek zorunda mıdır? Aslında bu bir denenmedir, olumlu düşünmekte ısrarcı isek, gelip geçicidir.

Sıklıkla en telaşlı, yorgun ve stresli anlarımızda art arda ortaya çıkan aksiliklerden, hatta meşhur Murphy kanunlarından şikayetçi olduğumuzu hatırlayalım. Buna göre; “Er ya da geç, olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.” Çok basit bir örnekle; her zaman yağabilecek yağmur, özellikle o gün sanki bizi zorlamak için yağarken, ayağımızın kaymasından tutun, bir şeyleri evde unutup geri dönmeye zorlanmak, insanlara çatmak, o sinirle daha çok yanlışlar yapmak, anahtarımızı ararken, kartımızı düşürüp fark etmemekle sürüp giden bir ters yola girmişizdir.

Bu olayların değişik fazda ve şiddetli vakalarla gelişebilecek geri gidiş örnekleri bulunur. Böylece, kendimizi değersiz ve şanssız hissedişimiz; içimizi kaplayan sıkıntı ile, yorucu tüm detayları fark etmeye odaklanmamızla, karmaşık bir süreç yaşamamızı hazırlar. Ne var ki, moral bozmakta ısrarcı kalmak, bize ufacık bir yarar bile sağlamayacaktır.

hayat ustunuze geliyorsa

Neden deneniriz?

Bu şekilde denenmeye ihtiyacımız olduğu içindir mutlaka. Eğer her şey üstümüze geliyorsa, bu, bizim ters yöne fark etmeden, ama gerçekte kendi tercihimizle girdiğimiz anlamını taşıyabilir.

Ruhumuzu doyuracak birçok eylemi yapmayı bırakmış olduğumuzu anlamamız gereken denemelerle karşılaşabiliriz.

Çünkü bizden, hayatımıza anlam katan değerlere sahip çıkarken, ilahi kaynağa yönelerek, farkındalıkla, içsel yolculuğumuzu sürdürmemiz isteniyor.

Karşımıza çıkan bir problemin çözümünü ararken daha beterinin, ardından bir diğer ve daha acı veren etkide olanın başımıza gelmesi yaşanabilirliği mümkün süreçtir. Ama düşünelim; harika şeyler başımıza geldiğinde de, böyle art arda gelmez mi?

Tüm zihinsel faaliyetlerimiz, belli bir frekansa geçerek bir düzey yaratır, bunların dalgalarının titreşim genliği yoğunlaşarak üst üste yığıldığında ya iyi, ya da kötü şeylerin ısrarla yaşandığı dönemler sunabilir.

Eğer kötü şeyler yaşarken, kendimizi denetlemeyip, agresifliği, karamsarlığı sürdürürsek, kötüleri yaşamaya hızla devam ederiz. İşte bu, en sade söylemiyle ”Tercih” olarak nitelenir. Çünkü her aksilikte; ”lanet olsun, kahretsin” diyen birini, bir sonraki aksiliklerin yakalaması daha kolaydır.

Minik öykülerimiz

Kendimize veya diğerlerine yakınmalarımız, bilinçsiz olarak, benlik duygumuzu haklı çıkarıp, bunun üzerinden güçlenmek içindir. Haklılığın üstünlüğü, egoya güç katar, böylece her insan ve olaya tepkisel yaklaşılır.

Kuyuya düşen bir eşeği kurtarmaktan ümidi kesen köylüler, çareyi, kuyuyu toprakla örtmekte bulmuşlar, ama eşek, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe dökmüş ve ayak altına aldığı toprak sayesinde yükselerek, kuyudan çıkmayı başarmış.

İşte silkelenmek, ışığa yükselmeye çabalamak bunun içindir.

Çok bilinen örnek öykü ise, tüm aksilikleri kızdıkça çekmekle ilgilidir. Kahvaltıda, çocuğu yanlışlıkla fincanı devirip, pantolonuna kahveyi döken adamın başına gelen olaylar zinciri, kontrol edebildiği ve edemediği yönleri ile irdelenir. Olaylar özgün davranışlarıyla şekil alacaktır. Çocuğu azarlayıp, eşini de suçlayıp tartışarak, çocuğun ağlamasına ve gecikip servisi kaçırmasına yol açar. Onu okula bırakmak için aracıyla hızlı gider, trafikte ceza alır. Ofise gecikmeyle geldiğinde, evrak çantasını evde unuttuğunu anlar.

Gününün korkunç bir şekilde başlayıp böyle de sürmesindeki neden neydi?

a) Kahve b) Çocuk c) Polis d) Bizzat kendisi.

Doğru yanıtı biliyoruz. Oysa bu örnekte, birçok şeyin doğalca olabileceği, insanların hata yapıp, araçların bozulabileceği, hava koşullarının değişebileceği ve bunların elimizde olmayıp, yalnızca verdiğimiz her tepki ile, geri kalan tüm olaylara bizzat kendi davranış ve sözlerimizle yön verdiğimiz açıkça vurgulanmıştır.

Kendimizi koşullarda aramayıp, farkındalıkta kalmak özeni ile; Yeni Yıl tüm Dünya’ya sevgi, esenlik, barış, mutluluk, uyum ve bereket getirsin.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir