Dünyanın sahibiymiş gibi

Denizciler, bir koya ilk kez kendilerinin çıktığını belirtmek için taşları üst üste dizerlermiş….

Siz de yeni ve bakir koylar keşfedin; taşlarınızı orada dizin…

Tabii ki bu minik bir hikâye ama harika; siz de kendi gerçekliğinizi yaratın…

Buna sadece istediklerinizi söyleyerek başlayın…
Dünyanın sahibiymiş gibi

Zorlayıcı, olumsuz ve karşıt fikirde olanları zorlayan söylemlerden kaçının…

Örneğin, ”bana bağırma!” yerine ”benimle yumuşak sesle konuşur musun?” deyin eşinize, çocuklarınıza, arkadaşlarınıza…

Veremle, Kanserle Savaş Derneği olan bu ülkede bu iki hastalık hâlâ neden var zannediyorsunuz?

”Savaşa, nükleere hayır!” söylemleriyle nereye varılacağını…

Savaşa karşı değil barıştan yana olun mesela…

Doğanın yok edildiğini gösteren, kurumuş toprak, cılız ağaçların yer aldığı afişlerin kullanıldığı yerlerde doğa katliamı artıyor, bunu biliyor muydunuz?

Ya kan ve vahşet görsellerinin olduğu afişler kullanılınca ne oluyor zannediyorsunuz?

İnsan katliamı artıyor…

Ya da o sigara paketlerindeki iğrenç fotoğrafları gören kaç kişi sigarayı bırakıyor sizce?

‘Çimlere basmayın’ tabelası yerine ‘yeşili koru’ yazılı tabelalar görseniz ne olurdu?

Kelleşmiş çim alanlar azalırdı, emin olun.

Haydi, değişimi kendinizden ve söylemlerinizle başlatın; başlatın ki dalga dalga yayılsın…

‘Domino etkisi’ yaratalım dünyada…

Ben yıllar önce, Green Peace’e, Türkiye Ofisi kanalıyla bu teklifi götürmüştüm.

O zaman karşıma çıkan yetkilinin kafası basmamıştı…

Bilemiyorum, şimdi söylemleri yumuşadı mı o STK’nin; haber izlemek âdetim değil…

Ne oldu bu sürede bilememem ama ben kulaklarına su kaçırdım en azından…

Deniz yıldızı hikâyesini aklınızda tutun; ”fark eder mi; hepsini nasıl kurtaracaksın?” diye soran ‘hipnoz olmuş’ adama, ”bak, onun için fark etti,” cevabını verip onun şaşkın bakışları arasında elindeki deniz yıldızını okyanusa atan adama kulak verin…

Dünyanın sahibiymiş gibi davranıp onu yiyip bitirmek yerine, ona sahip çıkalım çünkü biz burada misafiriz sadece; bunun bilincine varın…

Yoksa Mars’ın çorak doğasında yaşamak zorunda kalacağız ki zaten orası hepimizi alır mı zannediyor acaba orada yaşam kurmayı hayal eden ‘aklı evveller’?

Dünyanın içine s*çanlar; bu bilinci terk etmeden başka yerlere el atanlar, orada ne yapabilir dersiniz?

”Hah, burada içine s*çılacak doğa da yok; oh, rahat ederiz!” diye düşünüyor olabilirler mi o bilim adamları acaba?

‘Dünyayı temiz tut, doğayı koru’ söylemini çocuklarınıza ve çevrenizdeki herkese de aşılayın ki nesiller boyunca yayılsın çevre bilinci

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir