NEPAL’de

Pokhara Gölünde Şifa;
Nepal inanış sisteminde Budizm ve Hinduizim izleri bulunur bir çok Hindu Tapınaklarının olduğu tapınak bulunmakta ve elbette ki Nepal’le Hindistan enerjisi birbirine harmanlanmış durumda. Bu sadece inanç sisteminde değil lezzet ve damak tatlarında da var, ağırlıkta Hindu yemeklerinin kültürü kaplıyor Nepal’i. Bu kış gidişimde tanıştığım Abbar adlı mihmandar bana, kendi Nepal yemeklerinin lezzetsiz olduğunu ama tüm evlerde Hint mutfağının damak tadının tüketildiğini anlatıyor ve ekliyor Abbar; Bizim topraklarımızda çok fazla Hindu vardır 24 saatlik otobüs yolculuğu ile düzenli ibadet için Delhi’den Nepal’e gelirliler özellikle festivallerde uzun süre kalırlar.
Thamel de geçirdiğim zamanlarda gerçekten de çok fazla Hintli görmüştün Tanrılarına ait tapınakları, 15 gün aralıkla akış olduğu bilgisini de yine Abbar dan öğreniyordum.
nepal
Yoga’nın, Çanak Terapisinin (singn baal) geleneksek dokunuşların ve yine Hindistan dan gelen Ayurveda Sisteminin doğanın baş tacı edildiği yer Nepal. Orda da Sadu’lar var orda da büyük Ganga nehrinin eşsiz kolları var. Geleneksel dokunuşların meditatif izleri.
Yogi Cafe’de gün :
Pokhara Gölünün sahilinde her sabah düzenli bir Yogi Cafeye abone olmuştum erken saatlerde yoga yapmaya,sabah ritüeli ile ruhunu, asanalarla bedenini açmaya çalışan bir sürü insan bu Yogi Cafede buluşuyorlardı.Portoriko’lusundan tutunda Güney Afrikalılarına kadar bir dizi insan . Yetmiş yaşında da var yirmi yaşında olanı da ama her ne fark olursa olsun onlar Yoga nın çatısı altında toplanıyorlar. Sabahları 08:00-09:00 saatleri arasında flow yoga ile başlayıp akşam üzeri Hatta ile akıyor tüm gün. Yoga Flow ; Hatha Yoga’ nın kreativ, dinamik ve akıcı bir çeşididir. Hareket, nefes, gerilme ve rahatlamanın akıcı bir stilde yapılması ile tedavi edici ama aynı zamanda da zorlayıcı bir aktivite ortaya çıkıyor. Aynı yaşamın akışında olduğu gibi.Yaşamda flexi (esnek ve değişime açık olma) olabilmeyi öğretiyor aslında. Akış dediğimiz yaşam şimdiki an da olabilmenin yumuşaklığı,inatsız,dirençsiz ve kabullenişle bakabilmek…
O gün ilk derse adımı yazdırmıştım bile,sabahın ilk saatleri ile üzerimi giyip sahilde yürüyüşümü yapıyorum ortalama 5km gidiş,5 km de dönüşle günde 10km farkındalıklı yürüyüşüm,aylak değil nefesle belli bir tempoda yürüyüş. Dönüş Yogi Cafenin kara tahtasında ki günlük Yoga derslerini takip etmek oluyor, bazı dersler üst seviye Yogiler için onlara girmiyorum. Ezilmiş Papaya meyvesi,hindistan cevizi sütü bir avuç yulaf,iki kaşık kenevir tohumu ve dilim dilim bir muz ile kahvaltımı yapıyorum üzerine ginger tea (zencefil çayı) bal ve limon çayımı yudumlayıp sıcacık güneşe bedenimi çevirip kitabıma giriş yapıyorum. Kitabımın ikinci bölümünde Ashwaganda ile anlatıma başlıyorum. Ayurveda sisteminin Rasayana’larından olan Ashwaganda otunun kökü ile yapılan içecekten söz etmek istiyorum. Ashwaganda itüzümü/yabani üzüm gibi adları ile tanıyoruz onu,güçlü bir antioksidan ve arketiplerinde Tanrıların meyvesi.
Canlandırıcı olarak bilinen ginsengin tersine ashwagandha yatıştırıcı etkileriyle bilinir, Latince tür ismindeki somnifera “uyku getiren” anlamına gelir.İtüzümü ailesine dahil küçük ve odunsu bir bitki olan ashwagandha’nın anavatanı Hindistan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun kuru bölgeleri olduğunu belirtmeliyim.Yogilerin bir çoğu yada benim gördüklerim hep bu bitki meyvesinin bizzat kendisini tüketiyorlar. Ayurveda Rasayanaları içinde 2. Sıraya oturuyor yani eski Hint Tıbbının kabul ettiği şifalı bitkidir. Bu bitkiyi kullanmak için antidepresan türü ilaçlar kullanmıyor olmanız gerekli zira ters etkiler yaratabiliyor. Yenileyici güçlendirici dengeleyici ve sinir sistemi rahatlayıcısıdır. Sinir Sistemi aşırı yorgunluğunda ve unutkanlıkta şifa anne. Daha ilk kullanımda size hazırlanan düşük dozda tentürü yada çayı olarak tüketiliyor.
Yazımın devamı geliyor…
Nepal’den şifa olsun.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir