Aradığım O Yer

Aradığım her şeyin içimde olduğunu duymak nedense beni hiçbir zaman iyi hissettirmedi. Evren içimde, Tanrı içimde, herkes ve her şey içimde ama nerede? Tam olarak nerede olduğunu bilemiyordum, arayıp bulamıyordum. Fakat kendini arayıp bulmak yolunda yol kat ederken bazı şeyleri deneyimlemek bana iyi geldi, uyanışıma yardımcı oldu. Tam olarak uyandığımı düşünmüyorum fakat ayakta uyumadığımı biliyorum. Çoğu zaman kendimi kendime hatırlatmak için bir çaba içerisindeyim. Ardından çabasız çabayla kendimi bulacağımı hatırlıyorum. Bunu kendime hatırlatıyorum. Yapsam bir türlü yapmasam bir başka türlü. Hiç düşünmeden, çaba göstermeden olmak haline gelemedim nedense.

Aradığım O Yer

Bir yere var aradığım orayı bulmak istiyordum. Ve cevaplarımı Budist olmayan Buda veya Hıristiyan olmayan İsa’da aramaktan çoktan vazgeçmiştim. Kendimde bulmalıydım ve karşıma çıkan her kişide bende olmayan maneviyatı fark edip o kişiyi anlamak ve işin aslı onda olanı himayem altına almak, o kişiyi kapsama alanım içinde tutmak ve nihayetinde onun elindekini ele geçirmek için epeyce bir zaman harcamışım. Boşunaymış. O aradığım şeyi içimde bulmak için bırakmam lazımmış ve bıraktım… Bıraktığımı bilmeden isteyerek bilinçli olarak yapmadan bıraktım.

Yaşam, doğumla ölüm arasındaki yoldur, yolculuktur. Bu yol bir sarkaç gibidir; iki ucunda birbirinin zıtları mevcuttur. Mutluluk ve mutsuzluk, doyum ve doyumsuzluk gibi aynı sarkaç bir sürü düaliteyi de içinde barındırmaktadır. Bizler iki uç arasında gidip geliriz her gün hatta her an. Mutluyken mutlu olduğumuzun farkına varır mıyız? Atlayıp zıplarken ben amma da mutluyum diyen kaç kişiyi gördünüz? Ya mutsuzken farkına varıp herkese anlata anlata bulaştıranları? Bildiğim şudur mutluyken sonrasında mutsuzluğa doğru yol alırız. Bunun kaçışı yok. Sürekli mutlu kalmak durumu söz konusu değil. Bir şey başlarsa da illa bitecek demektir. Mutluluğun sonu mutsuzluktur. Doyumun sonu doyumsuzluktur. Gülmenin sonu ağlamaktır. Ve doğumun sonu ölüm…

Yeniden doğmak için ölmek gerekir? Ölmek içinse uyanmak. Öyleyse uyanan kişi ölecektir. Ölünce de tekrardan doğacaktır. Yani yeniden doğmak ancak ölmekle mümkündür. Bir uçtayken diğer uca doğru yol almak kaçınılmazdır. Ölmeden doğum olmaz. Amaç ölmeden önce ölmek ve yeniden doğabilmek… Mutsuzluğu tatmadan mutluluk anlaşılmaz. Fakat çoğu zaman ne orada ne buradayken bulunduğumuz yeri anlamak da zorlaşır. Hatta nankörce farkına varılmaz. Ben sürekli arada bir yerdeyken ne mutlu ne mutsuzumdur. Yani ortalardayken, uçlarda değilken aslında dengedeyim. Orada hiçbir şey olmuyor gibi düşünmek yerine uçlarda olmadığımı düşünmeyi tercih ediyorum. Bu iyi mi kötü mü ondan bile emin olamıyorum. Bu soruyu soran kim onu dahi bilmiyorum. Zihnim soruyor zihnim cevap arıyor hâlbuki yanıt ortada ben tam ortasındayım, içindeyim…

Bipolar hastalarında iniş ve çıkışlar hem çok büyük hem de çabuktur, normal denilen insanlarda bu iniş çıkışlar biraz daha düzen içerisindedir. Yani git geller azdır. Fakat düz çizgi nedense ölüleri çağrıştırır; bense yaşayan bir varlığım. Yaşam sürekli bunun farkındalığıdır. Ben iyi veya kötü uçlarında değilsem, doğru veya yanlışın içinde bulunmazsam o zaman ikisinin olmadığı bir yerdeyim demektir. Aradığım da tam olarak bu yerdi. Hiçbir uç fikir veya davranışın olmadığı meçhul yer. Aslında tam da içindeymişim haberim yokmuş. Hayat her zaman uçların arasında devam eden bir olgu ve ben de hep onun içinde olan bir yaşayanım. Anlamak neden bu kadar zor, yeri bulmak niçin bu kadar meşakkatliydi acaba? Kimine her şey az gelebilir kimineyse en ufak bir şey çok fazla. İnsana göre değişiyor. Ben uçlarda olduğumda yaşadığımı hissediyorum aksi halde sanki tek düze mekanik bir hayatın içindeymiş gibiyim.

O zaman uçlarda yaşarken aradığım ne siyah ne beyaz hatta hem siyah hem beyazın olduğu yeri nasıl bulacaktım. O benim içimde mi ben mi onun içindeydim?

Bu sorunun cevabı aynen ben evrenin içindeyken herkesin bana evrenin benim içimde olduğunu dayatmasına benziyordu. Bu kadar uzun bir süredir aramış olduğum bu denge ve düzenin hâkim olduğu yeri bulamayışımın sebebi onun içimde oluşuydu. Bir şeyin içindeyken onu göremeyiz ancak dışına çıktığımızda fark ederiz. Ben bugün itibarıyla kendimden dışarı çıktığımı biliyorum aradığım huzur dolu teklik yerinin içindeyim ve tadını çıkartmaya niyetliyim.

Gözlemciyi gözlemlemek dışarıdan kendini izlemek ve sürekli olarak kendimi hatırlayıp kendime hatırlatmak güzel bir duygu… Olduğum yer hem her şeyin olduğu hem de benim hiçbir şeyi göremediğim yer. Bir yere varmak için gitmek şart ancak geri dönüşte yeni bir ben farklı bir hal ile başlangıca gelindiğini de hatırlamakta fayda var.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir