22 Ağustos, 2018

Geçmiş ve AN

Son zamanlarda yaptığım paylaşımlar sonrasında geri dönüşler alıyorum, nasıl düzeltebilirim bu gidişatı şeklinde. Tüm yazdığım yazılarda da aynı konuya özellikle dikkat çekiyorum, kendinizden başkası size fayda sağlamayacaktır diye. Ama illa bir daha duymak istiyoruz bunu.

Geçmiş ve An

İnsanlığın temel sorunlarından biri sürekli olarak geçmişi deşmesi ve geçmişte deneyimlediği ve anlam yükleyip duygu krizlerine girdiği olayları unutamamasıdır. Acıyla beslenmeyi kutsal bir vazife olarak gören dinlerin insanlara en büyük hediyesi de budur. Acıyla dünyada var ol, cennet sana müjdelensin. Eeeee, bu dünyayı cehenneme çevireceksek hangi cenneti hangi dünyada yaşayacağız. Bakın dünyanın henüz gelişmemiş ülkelerine hepsinde acı çekmek, cennetin anahtarı olarak varsayılmakta. Bizlerde sanırım bilinçaltı kirliğinden ötürü bunları kendimize düstur edinip hayatımıza devam ediyoruz.

AN denen kavramı bütün kişisel gelişimciler, bilgeler, üstadlar, ahir zaman kitapları sürekli olarak bize hatırlatıyor, ama nafile bir çaba ile bunu görmezden gelerek, A zaman diliminde zayıf bir anında B duygusunu yaşayan BİZ şimdi onun acısını çekmeyi kendimize şart, vazife görerek dertleniyor ve hastalıklı bakış açılarıyla yaşamaya devam ediyoruz. Üstelik aynı A olayını farklı zaman dilimlerinde yaşayan BEN kavramı bunu defalarca deneyimlemesine rağmen umursamamış fakat bu zaman döngüsünde sadece bir tanesine takılıp hastalanmayı seçebiliyoruz.

Kavimler zamanından beri süregelen ilahi olanın AN’da tezahürü bilgisini unutturan dinler ve din adamları bizleri bu hastalıklı ruh hallerinde tutmak içinde çok fazla sayıda eylemi gerçekleştiriyor. İşin içine askeri, siyasetçisi, kralı, şövalyeleri ve daha birçok unsuru katarak, korkutarak ve öldürerek sistemlerini devam ettirmişlerdir.

Şöyle bir soru gelebilir aklınıza, Acı hiç olmayacak mı hayatımızda? Olacak tabi. Hepimiz insanız ve acılarımızla, sevinçlerimizle, mutluluklarımızla varız. Fakat, acıyı çoğaltıp yıllara yayabilme becerimizi, mutluluklarımızı çoğaltıp zamana ve ömrümüze yaymaya harcamalıyız. İnsanlar, kendi içinde acıyla beslendiği için, etrafında iyileştirecek ACI ÇEKEN insan ararlar ve bunlarla birlikte olmakta onları mutlu eder. Tıpkı din adamlarının oluşturmaya çalıştığı cemaatler gibi. Bu oyuna gelmeyi bırakın artık ve mutluluğunuzu öne çıkartın. Herkes acı çekerken de mi yapacağız bunu? Evet… Çünkü onlarında uyanması gerekiyor. Sürüden çıkın ve mutlu kalın. Hayat AN’da değerli. Dün, az önce ya da on yıllar önce sizi kıran bir olayın içinde değil.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir