Kadının adı var

Önceleri tek bir cevhermiş her ikisi de. Öyle salınıp dururlarken boşlukta vakit gelmiş ve yeryüzüne inmeleri gerekmiş. O zaman bir elmayı ortadan ikiye ayırmışlar ve her iki yarıyı ayrı ayrı yeryüzüne fırlatmışlar. Yeryüzündeki görevleri de, diğer yarıyı bulabilmekmiş. Bir elmanın iki yarısı olduklarını anlamaları içinmiş bütün bu olanlar.

Bir güzel paylaşmışlar rolleri yeryüzünde; biri avlamış, diğeri toplamış. Biri savaşmış, diğeri yaraları sarmış. Biri mücadele etmiş, biri kabullenmiş. Derken gün olmuş, devran dönmüş, Mars’ın gücü Venüs’ün letafetine üstün olduğunu sanıp böbürlenmeye başlamış. Bir dizi Venüsyen de “Vay, biz miyiz güçsüz olan!” deyip Amazon’luğa soyunmuş tabii haliyle. Gel zaman git zaman, uçurum büyümüş aralarındaki ve biri diğerinin efendisi sanmış kendini… Bazı çağlarda da zayıf sanılan taraf perde arkasında işler çevirip, diğerini gizliden gizliye alt eden meçhul galip olmuş.

Erkek kendini padişah sanarak kadını köle, cariye yapmış. Ne de olsa Mars’tanmış o! Keser biçermiş, hiç olmadı yakar geçermiş ateşiyle! Kadınsa inanmış ona söylenenlere, güçsüzüm ben deyip kabuğuna çekilmiş.

Kadının da adı varmış, erkeğin de oysa! Başlangıçtaki şu elma hikayesi birçok hikayede olduğu gibi yanlış yorumlanmış, BİRLİK değil, AYRILIK mesajı olarak algılanmış meğer. Nasıl gece gündüze üstünlük taslayamaz, nasıl beyazın siyahtan farkı yoksa ve nasıl her ikisi ancak bir bütün edebiliyorlarsa o kadar bir ve aynılarmış aslında.

Kadının da, erkeğin de bir adı varmış, evet! Ortadan ayrılıp dualite dünyasına fırlatılan bu elmanın soyadı BİRLİK’miş. Tarih boyunca farklı isimler almış olmalarına rağmen değişmeyen tek şey, bir olduklarıymış ve el ele verdiklerinde başarabileceklermiş dünya üzerindeki misyonlarını. Bunu farkeder farketmez, her iki taraf da fiziksel ve duygusal şiddete son verme kararı alıp “savaş kes” ilan etmiş. Böylelikle erkek içindeki dişil yönünü, kadın da eril yanını kabul etmiş; birbirlerini ne kadar tamamladıklarında ve birinin diğerine üstün olmadığında hemfikir kalmışlar. O vakit Mars elindeki kılıcı, Venüs de miğferini ve kalkanını bir kenara bırakmış. Geriye yalnızca o ilk cevher kalmış; bir elmanın farklı yarıları değil, tamamı olduklarını hatırlamışlar.

Venüs ve Mars ne zamandır kol kola ilerlerken ve denge mesajı yayılırken göklerden, tüm bu anlattıklarım masal değil gerçekmiş!

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir