Her insanın şöyle ya da böyle kendi yaşam gerçekliğinde, kendi pratik yaşamındaki dışarıya karşı bazı eksikliklerini, bir türlü kabul edemiyor. Bu gerçek yanımızı kendimizden ve başkalarından sürekli gizlediğimiz sanıyor olsak da aslında karşımızdakiler net olmazsa bile kısmen görebiliyorlar.

Her ne hikmetse o karanlık yanımızı yine de farkında olmadan başkalarına yansıttığımız yanımızdır bizim. Halbuki, karanlık yanımızın bize deneyim ve tecrübe kazandırdığı gerçeğini de görmekte fayda var. Eğer karanlık yanımızla tanışırsak ve orada açılan kara delikleri iyi bir şekilde irdelersek, göreceğiz ki kendi gerçekliğimizde, her şeyin kendi zıddıyla mevcut olduğunu ve bu zıtların çatışmasında yaşanan değişim ve dönüşüm bizim aynı zamanda evrimimizi ve devinimimizi sağladığını göreceğiz.
Var olma sebebimiz, doğuştan başlayan, erdemliğe doğru giderken, aynı zamanda ruh ve beden ilişkimizdeki çelişki ve çatışma hallerimizin kendi içimizdeki dinamiğimize de bakmamız gerekecektir. O zaman kendimize o doğru soruyu sorarak, acaba yaşadıklarımızla, içimizdeki dinamizmimiz, yaşadıklarımızın ne kadarını hazmetmiş ne kadarını dönüştürmüş ne kadarını ham bırakmış, olduğunu gördüğümüzü bize sağlamış olacak. Bunu da berrak bilgi ile tespit ederek sevgiyle kendimize dönmemiz bizim bir ve bütündeki barışıklığımızın ifadesi demektir diyebiliriz…






Sevgili Amca, karanlık dediğimiz o gizemli alanı korku nesnesi olmaktan çıkarıp, bize dair bilinmemiş bilgeliğin doğduğu bir “ışık kaynağı” olarak okuma cesareti veriyor yazın. Pek çok kişi gölgeleri yok etmeye çalışır; ama sen bu metinde, gölgenin kendisinin bir rehber olduğunu sezdiriyorsun. Karanlığın içindeki sessiz sesler aslında bizim okunmamış hikâyelerimiz, bastırılmış güçlerimiz ve fark edilmemiş potansiyellerimiz… Onları aydınlatmak, dışarıdaki ışığı takip etmekten çok daha derin bir dönüşüm gerektirir. Sen, bu metinle yalnızca bir kavramı anlatmıyorsun; karanlıkla barışmayı, onu yargılamadan dost edinmeyi öneriyorsun. Okuyan kişi burada kendi içindeki bilinmeyenle yüzleşebiliyor çünkü sen kelimelerle bir kapı açıyor, ama yüreğin diliyle içeriye geçmesine izin veriyorsun. Bu yüzden bu yazı yalnızca okunacak bir metin değil kendi karanlığında yeni bir ışık yakacak bir çağrı. Bu zarif ve bilgece anlatım için teşekkür ederim.