STAR WARS (Yıldız Savaşları)

Kim bilebilirdi ki; Yirmili yaşların sonunda olan bir genç adam altı bölümlük film senaryosu yazacak. Bu senaryonun konusu ise; daha önce hiç çalışılmamış uzayda geçen maceraları içeren, dünyada büyük ses getiren bir film projesi olacak. Bahsettiğimiz film Star Wars (Yıldız Savaşları) serisi oluyor. Serinin ilk filmi 25 Mayıs 1977’de, 20th Century Fox tarafından Star Wars (Yıldız Savaşları) ismiyle yayınlandı. Film ilk gösterime girdiğinde az sayıda salonda gösterilmişti. Kimse böyle bir filmin bu denli başarı gösterebileceğine inanmıyordu.

STAR WARS (Yıldız Savaşları)

Star Wars kültürünü ve filmi anmak için hayranlarının, “4 Mayıs Dünya Star Wars Günü” kutlamalarına katkı yapmak adına bu konuda yazmak istedim.

Star Wars efsanesinin yaratıcısı 29 yaşındaki George Lucas, dokuz bölümlük Star Wars serisini tamamlamış ve yapımcı arıyordu. Elinde senaryosu ile yapımcıları kapı, kapı dolaştı. Bu görüşmelerinde kimse ona inanmadı, o ise yüzüne kapanan kapılara inat yılmadan devam etti. Sonunda onun projesini kabul eden bir stüdyo çıktı. 20th Century Fox kabul etmişti. Bu filmin çekimi için bazı şartları vardı. Yapımcı dokuz bölümden oluşan serinin altıncısı ile başlanmasını istemişti. Bunun üzerine Lucas seriyi altı filme indirdi ve dördüncü bölümle ilk Star Wars filmi çekildi. Filmin başarısı baştan vazgeçilen bölümlerin çekimini de sağlattı. Bu yüzden, filmlerin çekim sıralaması 4-5-6-1-2-3 şeklinde oldu.

Burada Lucas’ ın inandığı bir fikri, kendisine ait bir projeyi pes etmeden savunmasını görüyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, hayallerini gerçekleştirme mücadelesi adına ders alınacak bir başarı hikayesi karşımıza çıkıyor. Onu böylesi bir proje gerçekleştirip savunmasını içindeki “hayallerine sahip çıkan mutlu çocuğa” borçlu olduğunu söylesek yanlış bir yorum yapmış olmayız.

Tabii bu filmi emperyalist dünyanın kültür dayatması olarak görende olabilir. Unutulmamalıdır ki; Bu film insanlığın ortak bilinçaltına işlenmiş hikayelerden esinlenerek oluşturulmuş bir eserdir. Filmin repliklerinde kendi iç dünyamızda hergün karşılaştığımız sesleri duyabiliriz. Konuya bu açıdan da bakılmasını öneririm.

Filme geri dönersek; Filmi çocukluğunda izleyen kuşaklar büyüdüler. Fakat bu efsane filme olan ilgili hiç bitmedi. Filmi izleyenlerin anılarında güzel izler bıraktı.

Filmi bu kadar başarılı kılan, Lucas’ ın yarattığı karakterlerin etkisi çok büyüktü. “Luke Skywalker, Han Solo, Prenses Leia, Obi-Wan Kenobi, Darth Vader, Senatör Palpatine. Saptırıcı kalkan jeneratörü, kamino kılıç oku, Naboo Kraliyet Yıldız Gemisi, tüylü Ewoklar,  pörtlek gözlü Gunganlar…” ve diğerleri Lucas’ın sinema tarihine hediyesi oldu.

Filmin vizyona girmesinden altı ay önce ilk fragman sinemalarda dönmeye başlamıştı. “Bir erkek, bir kız ve bir evrenin hikâyesi”, “Bir milyar yıllık yapım” sloganlarla sinema seyircisinde merak yaratılmaya çalışılmıştı. İnsanları sinemaya çeken şey: keşfetme merakı ve eğlence arayışı olması sebebiyle bulunan bu sloganlarla yaratılan merak işe yaramıştı.

Filmin Star Wars yazısı, açılış şarkısı ve  “Uzun zaman önce çok çok uzak bir galakside” (A long time ago in a galaxy far far away) cümlesi adeta yetişkinlerine anlatılan bir masal gibi izleyiciyi etkilemişti.

Filmi bu kadar başarılı kılan ana tema ne idi sorusuna ise aşağıdaki cevabı verebiliriz. Tüm dünyada farklı yaş gruplarından milyonları büyüleyen serinin senaryosunun esinlendiği mitolojik hikayeler onu zirveye taşımıştı. Yeryüzünde bilinen kadim dinler ve insanın varoluşundan bu yana farklı kültürlerce üretilen mitolojiler filmin beslendiği esin kaynağı olmuştu. Dünyada görsel sanatlarda henüz mitolojide ki kadar başarılı hikayeler yazılabilmiş değil. Tüm mitolojik hikayeler de hangi kültürden olursa olsun, insanlığın ortak bilinçaltına (Carl Jung) hitap etmektedir.  Seride iyi ve kötünün savaşı üzerine gelişen unutulmaz repliklerinden birkaç örneğini paylaşıyorum.

Güç seninle olsun! (may the force be with you)

Yoda: “Sahip olduğun korku, karanlık tarafa giden yoldur. Korku öfkeye; öfke nefrete; nefret ise acıya yol açar.”

Leia: “Avucunda sıktığın kumları düşün, insanlar da aynı kumlar gibidir. Ne kadar çok sıkarsan, o kadar çok avucunun içinden kayıp gider.”

Yoda:Bağlılık kıskançlığa yol açar. İçindeki hırsın gölgesidir, bu. Kaybetmekten korktuğun her şeyden vazgeçmek için kendini eğit.”

Obi – Wan: “İçinde oluşan nefrete boyun eğme. O seni karanlığa götürür.”

Luke: “Buna inanamıyorum!” (cevap) Yoda : “Bu yüzden başaramıyorsun.”

Anakin: “Geçen sefere göre güçlerim ikiye katlandı, Kont.”

Dooku: “ Bu güzel haber. İki kat kibir, iki kat düşüş demektir”

Palpatine: “Güç kazanarak güçlenen herkes, onu kaybetmekten korkar.”

Obi- Wan: “Sahip olduğun kinin ve güce olan arzun yüzünden bunlar oldu. Karanlıklar lordunun aklını çelmesine izin verdin. Yok, etmeye ant içtiğin şey haline dönüştün.”

Anakin: “Seni ilk görüşümden itibaren geçen tüm o yıllar boyunca, seni düşünmediğim tek bir günüm olmadı. Şuan yine seninleyim ve buna rağmen yine acı çekiyorum. Sana yaklaştıkça acım artıyor. Seni kaybetme, sensiz kalma düşüncesiyle nefes alamıyorum.”

Yazar Hakkında

1973 yılı İstanbul doğumlu, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans mezunuyum. Enerji terapisi olarak bilinen APA (Amerikan Psikiyatri Birliği) kabul ettiği terapi branşı ile ilgili çalışmalarım bulunmaktadır. Bir Kedinin Sayıklamaları (2016 Eylül) ve Terapistin Son Oyunu (2017 Ağustos) kitaplarını yazarıdır. Renk Psikoloji Danışmalık kurucusudur.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir