Annem sen söylerken adımı

Annem
Sen söylerken adımı,
Sanki koyardın yüreğini içine…

 
Ten fanidir, can ölmez
Çün, gitti geri gelmez
Ölür ise ten ölür
Canlar ölesi değil…
Yunus EMRE

Bugün ‘’5 Ocak’’ benim doğum günüm.

Sorarım Sizlere ‘’Doğum günü kutlamaları bizlere mi? Annelerimize mi? Yapılmalı…

Bizleri 9 ay karnında taşıyan ve doğum esnasındaki acıyı çekerek bizleri dünyaya getiren; nice zahmetlerle büyütüp bugünkü Biz’i var eden annelerimize mi yapılmalı?

Evet annem; ‘’Bugün senin günün; yıllar önce bugün; o zorlu acıyı çekerek benim bu dünyada ki var oluş hikayemi başlattın. Ve bugün ki İlkay’ı var ettin…’’

‘’Ve şimdi Sen fiziken bu dünyada yoksun. Ama aslında her yerdesin. Yüreğimdesin…’’

‘’Hissettirmiş olduğun sevginin sıcaklığı öyle sarmalıyor ki beni; hiçbir soğuk delip geçip üşütemiyor beni….’’

Evet, Herkesin annesi güzel ve değerlidir. Herkesin annesi evlatları için akıl almaz özverilerde bulunmuştur. Ya biz onlar için akıl almaz özverilerde bulunabiliyor muyuz?
Onlar bizlere koşulsuz sevgilerini verdiler…

Peki ya biz ? Ne kadar hissettirebildik ve ya hissettirebiliyoruz sevgimizi onlara…
Herkesin annesi kendi canı; herkesin annesi çok özel…

Bu duyguların farkında olduğumuzu ne kadar yansıttık onlara?

Bizler üzülmesin diye acı ve üzüntülerini kendi içlerinde yaşayan annelerimizi ne kadar anlayabildik?
Ve benim annem de acısını yalnızca kendisi yaşamak ister ve acısının başkalarına acı vermesini istemezdi. Onurunu hastalıklarında bile özenle yanında taşırdı. Kimseye muhtaç olsun istemezdi. Kendi üzüntülerinden, kendi acılarından başkaları rahatsız olsun istemezdi. Anneme Kanser tanısı konulduğu gün canım çok yandı; hiçbir kelime sıralanışı bu acıyı tarifleyemez…

Ve sonrası Allah ‘a şükrettim; bana annemi sevebilmem; O’na şefkat gösterebilmem için bana zaman tanıdığı için.

Ani bir ölümle de kaybedebilirdim annemi.

Ve yine şükrettim ki bunca yıl anne sevgisi ve şefkatini tadabildiğim için.

Çok daha erken kaybedebilirdim de O’nu.

Her yeni gelen gün bizim için kazanılmış gündü. Ve bu hastalığı sürecinde de Ona bolca sevgimi ve şefkatimi akıttım.

Bu sürecin çok uzun süreceğine inanıyordum; hatta bir mucize bekliyordum iyileşeceğine dair…
Son gecenin gündüzünde Annemin durumunu soran babama durumuyla ilgili ‘’kritik’’ cevabını verdiğimde; Annem yarı açık bilinciyle’’ Hani taburcu olacaktık’’ dediği cümleleri yankılanırken zamanda ve beklenmeyen o an tüm acısıyla geldi… O gün şimdi de hatıralarda acısıyla canlı canlı ama annem her yerde sevgisinin sıcaklığıyla…

Şu mekanikleşen dünyada annelerimizin varlığını unutmayalım; bir gün çok geç kalabiliriz.

Durun ve silkelenin… Onlara ne kadar zaman ayırıyoruz? Onlara ne kadar sevgimizi gösteriyoruz?

Ve Onları koklayın, bir daha koklayın, sonra bir daha koklayın. O kokuyu içinize çekin; bir daha çekin. Hissediyor olacaksınız ki,’’ böylesi bir muhteşem huzur verici bir başka koku yok.

O’nun kokusunu kılcal damarlarınızda duyacak biçimde bağrınıza basın.’’

Her sarılışınızda onlara bir başka sarılın; sımsıkı…’’

O kaçınılmaz gün geldiğinde ‘’Ne olur annemi biraz daha fazla kucaklasaydım, O’nu biraz daha öpüp koklasaydım, O’nu biraz daha çok görebilseydim, O’nunla biraz daha çok zamanı paylaşsaydım’’ dememek için onu şimdiden yüreğinizde sonsuzlaştırın. Bir gün bir pişmanlık duymayın…

 

‘’Ilık yağmur yağsın üzerime
Ilık yağsın,
Üşümek istemiyorum.
Yüzümü toprağa gömeyim,
Çamur bulaşsın.
Çimlensin ellerim, ayaklarım.
Sessizlik şarkılar fısıldasın,
Dilsizim,
Sağır değil…’’

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir