26 Mart, 2019

Benlik ve Benlik Algısı = Mutluluk

“Bazı kişiler henüz benliklerini bulamadıklarını söylerler ama benlik; insanın bulduğu değil, yarattığı şeydir.”

Psikiyatrist Thomas Szasz

Bu söz benlik kavramının pratik yaşam üzerinden çok güzel bir ifadesidir.  Bizi var eden “benlik” çevremizdekilerin davranışları ve onlar ile olan etkileşimler ile gelişir. Bireyin doğumu ile başlayan yaşam serüveni ile birlikte kendisine bakım verenler ile kurulan ilişkiler ile etkileşim başlayarak devam eder.

Benlik ve Benlik Algısı

Bireyin çocukluk döneminde, sürekli birlikte vakit geçirdiği yakın çevrenin tutum ve davranışları olumlu veya olumsuz yönde gelişimde önemli bir role sahiptir. Bu algılar ile birlikte kişi, kendisine yönelik benlik algısı imajını ve sonrasında benlik saygısını geliştirir. Benlik saygısı kişinin kendi varlığına yönelik, olumlu ve olumsuz değer yargılarını içerir. Bireyin kendisine yönelik değerlendirmeleri sonucu ortaya çıkan, çıkarsamaları benlik saygısı düzeyini belirler. Benliği algılama şekli, değerlilik inancının ölçüsü olacaktır.

Uyumlu ve mutlu birey olabilmek adına benlik saygısının yüksek olması önemli bir etkendir. Bireyin benlik saygısını yüksek olması, kişinin özgüven sahibi olması anlamına gelir. Bu düzeyde kişilerin yaşamda karşılaştıkları zorluklar karşısında ayakta kalabilmek ve mücadele edebilme yetileri yüksektir. Yaşamın her alanında başarılı olan ve iç motivasyonu yüksek kişiler oldukları yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir.

Gerçek Benlik ve İdeal Benlik nedir?    

Gerçek Benlik; Bireyin kendisine yönelik doğru şekilde algılamalarıdır. Sahip olunan bilişsel ve fiziksel özelliklerin tam olarak farkında olmaktır.Birey sahip olduğu benlik kavramını tanımlayabilmesi adına, aşağıda belirtilen soruları kendisine sorması ve sorulara samimi yanıtlar vermesi gerekir. Ben nasıl bir kişiyim? Kendimi nasıl buluyorum? Çirkin, güzel, akıllı, akılsız, yakışıklı, yetenekli, sıkıcı, konuşkan gibi. Bu hayatta amaç ve hedefim nedir? Kendimi nerde görüyorum? Toplumsal statü, rol ve saygınlığım ne durumda? Ne yapabilirim? Neleri iyi yapabilirim?  İyi futbol oynarım, çok fazla kitap okurum, insanlar benimle iyi vakit geçirir, problemler karşısında pratik çözümler üretirim, çalışkanımdır, güven veririm. Bana ait değer yargıları, inançlar doğru ve yanlışlar nelerdir?

Benlik ile ilgili; Sahip olunan fiziksel özellikler, yetenekler, kimlik, roller veya doğruluğu hemen kanıtlanamayacak soyut yönleri de içerir. Ben zekiyim, güzelim, çirkinim, sevilmiyorum, beceriksizim, değersizim v.b. Kısaca benlik kendimizle ilgili her şeyi kapsar. Zihinde nasıl bir benlik algısı yaratılırsa, hayattaki seçimler, ilişkiler, davranışlar, mutluluk veya mutsuzluk her şey buna göre şekillenir. Benlik algısı sürekli bir değişim halinde olması sebebiyle günden güne değişebilir.

İdeal Benlik; Bireyin olmak istediği hedeflediği benlik algısını içerir. Birey hedefine ulaştığında kendisini iyi hisseder. Kişinin kendisini en iyi hissedeceği gerçekleştirme arayışında olduğu benlik algısı ideal benliği oluşturur. Bu arayışa yönelik sorular ise; Benim için neler değerlidir? Hayattan ne bekliyorum? Hayatta ne istiyorum? Sorularına verilen cevaplar ideal benliktir. Bireyin mutlu olabilmesi için ideal benlik ile gerçek benliği arasında büyük bir uçurum olmaması gereklidir. Gerçek benlik ve İdeal benlik tutumları arasında denge ve uyum aranır.

Düşük Benlik Saygısı= Kişinin Kendini Küçümsemesi

Benlik saygısı düşük olan kişilerde; çevreden gelen bildirimleri yanlış algılama ile yorumlama şekli fazla olacaktır. Kişinin zihninde bilişsel çarpıtmalara yol açan genellemeler otomatik düşünceler olarak yer eder. Bu genellemeler bu filtreden geçerek; Çevrenin davranışları, konuşmaları değerlendirir. Bilişsel çarpıtmalara dayalı genellemeler ile yapılan yanlış değerlendirmeler dolayı kişi de duygusal kırılmalar yaşar. Düşük benlik saygısını bireye sık, sık yaşattığı olumsuz duygular ise; Kaygı, Suçluluk Duygusu, Mahcup olma, İncinme, Sağlıksız Öfke duygularıdır.

Düşük benlik saygısı kişiye sürekli bir hedefe ulaşma ve ulaştığı noktada mutlu olamama hissini de yaşatır. Bu durumda birey, ulaştığı ve bulunduğu yerlerden mutlu olmaz. Sürekli beklentilerimizin karşılanmadığını hisseder. Kendisini çoğunlukla değersiz bulur kendisine ve diğer insanlara karşı nefret hisseder.

Birey olarak sahip olduğumuz eşyalar benliğinizin bir parçası değildir. Benlik, varlığımızla ile ilgili duygularımız ve tutumlarımızı içerir. Nesneler veya kişiler bağımsız varlıklardır. Ancak onlarla birey olarak ilişki kurabiliriz.

MURAT SÖKER

www.renkpiskoloji.com

Murat Söker

Yazar; Murat Söker

1973 yılı İstanbul doğumlu, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans mezunuyum. Enerji terapisi olarak bilinen APA (Amerikan Psikiyatri Birliği) kabul ettiği terapi branşı ile ilgili çalışmalarım bulunmaktadır. Bir Kedinin Sayıklamaları (2016 Eylül) ve Terapistin Son Oyunu (2017 Ağustos) kitaplarını yazarıdır. Renk Psikoloji Danışmalık kurucusudur.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir