Demoklesin Kılıcı

“Sorumluluklarımdan bunaldım, hem iş hem evlilik yetişemiyorum. Hem iyi eş hem de anne olmak benim için çok zorlayıcı. Üstüne bir de geçim kaygısı eklendi, işin içinden çıkamaz hale geldim.”

Ne kadar tanıdık değil mi?

Günümüzün yaşam koşullarında, insanların artık birden fazla sorumlulukları olmakta ve yukarıda verdiğim örnekteki gibi benzer stres koşulları ile boğuşmakta. Bazılarımız bunun farkına varıp, önlem alırken bazılarımız ise farkına varsa bile bir şey yapmıyor ya da yapmak istemiyor. Bu ise durumu daha da kötüleştirmekten başka işe yaramıyor. İnsanlar sanki tepelerinde her an koptu kopacak olan bir ipe bağlı kılıcın kafalarına düşmesini bekleyerek yaşıyor; tıpkı Demokles’in Kılıcı gibi. Demokles’in Kılıcı demişken onu açıklamadan geçmek olmaz. Kısaca hikâyesinden bahsedecek olursam: Efsaneye göre; Siraküze Kralı Dionysos, kral olmanın çok rahat ve güzel olduğunu savunan Demokles’e ders vermek için onu yemeğe davet eder. Onu ince bir sicimle tavana bağlanmış ağır bir kılıç altındaki koltuğa oturtur ve ona iktidarın aslında ne kadar zor olduğunu gösterir. Yani ona ne kadar fazla ve zor sorumluluğun var ise tepende her an inmeye hazır bir kılıç olduğunu ima etmektedir. Demokles’in Kılıcı deyimi de işte günümüzde bu anlamda kullanılmaktadır. Yani sorumluluğun ne kadar çok ve ağır ise hayatın da bir o kadar zorlaşır!

Demokles'in Kılıcı

Peki bu sorumluluk duygusu nedir ve nereden gelir?

Sorumluluk, bireyin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi; davranışlarının kendi yaşamı ve çevresi üzerindeki etkisinin farkında olması ve sonuçlarını üstlenmesidir. İnsan, ne yaşta olursa olsun bir sorumluluğu vardır. Tabi bu yaşına göre değişen standartlara bağlıdır. Genelde sorumluluk erken çocuklukta gelişir. Örneğin; çocuğun oyuncaklarını toplamasını bekleme, yemeğini kendi yemesine izin verme gibi… Yaş ilerledikçe insanlar ailelerinden daha bağımsız olmaya ve kendi başlarına daha fazla sorumluluk almaya başlarlar. Fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için çalışırlar. Örneğin, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden gidersek; temel ihtiyaçlardan olan açlık duygusunu gidermek için kişinin çalışması ve para kazanması gerekmektedir. Bu da fizyolojik ihtiyacın karşılanması için alınması gereken sorumluluklardan birine örnek olarak gösterilebilir. Psikolojik ihtiyaçlar ise kişinin hedeflerine ve yaşamlarında neler yapmak istediklerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Tabi bu sorumluluklarda kişinin geçmiş yaşantıları ve inanç kalıpları da etkili olacaktır. Örneğin, çocukluğunda sevgisiz ve yalnız büyüyen bir kişinin, bu deneyimindeki duygusal boşluğu tamamlama ihtiyacını karşılamak için, ileride çocuklara yardım edilen bir dernekte gönüllü olarak çalışması gibi.

Gerek kendi toplumumuzda gerekse diğer toplumlarda sorumluluk almak iyidir ve insanlara, genelde küçükken sorumluluk almanın öneminden bahsedilir. Bununla birlikte sorumluluğu almak kolaydır, ancak insanın almış olduğu sorumluluklarının sonuçlarını üstlenmesi zordur. Ancak çoğu insan sorumluluklarıyla ilgili yaşadığı olumsuzlukları üstlenmek yerine, başkalarını suçlamayı tercih eder. Enerji terapilerinde de sık sık karşılaştığımız “Ailem daha anlayışlı olsaydı”, “Kocam biraz daha sevgi gösterseydi” “Patronum biraz beni dinleseydi” gibi cümleler aslında enerji bedenimizdeki blokajları belirten, inanç kalıplarımız olarak karşımıza çıkmaktadır. Ailemiz, eşimiz, patronumuz bize problem yaşatıyor olabilir veya biz bunu bu şekilde hissediyor olabilir ama önemli olan bizim bu durumu ne ölçüde yarattığımız veya ne kadar içinde olmayı seçtiğimizdir.

Enerji Açısından Sorumluluk Duygusu

Enerji terapistleri olarak amacımız, sorumluluklarımız gereği oluşabilecek problemleri mucizevi şekilde yok etmek değil, kişinin bakış açısını değiştirmek ve duygularını dönüştürmektir.

Gerçek bir örnekten devam edelim; Yasemin kendisi için çok önemli olduğunu düşündüğü bir projeyi yürütüyordu. Yıllardır bu projeyi gerçekleştirmeyi hayal ediyordu. Siz bu durumda Yasemin’in hayal ettiği bu projeyi tamamlamak için deli gibi çabaladığını düşünebilirsiniz fakat durum tam tersiydi. Hiçbir adım atmıyordu. Bitirmesi gerektiğini ve projenin kariyer için önemini biliyordu fakat hiçbir şey yapmıyordu. Adeta kendini kitlemişti, herhangi bir eylemde bulunmuyordu. Tek söylediği “Bu projeyi tamamlamak benim için büyük bir sorumluluk gerektiriyor ancak ben altında eziliyorum.”

Duygusal Özgürleşme Tekniği (EFT) terapisi sayesinde Yasemin’in aslında sorumluluk duygusu altında ezilmesinin sebebinin 7 yaşındayken, ailesini bir trafik kazasında kaybetmesi ile kardeşinin sorumluluğunu üstlenmesi olduğu keşfediliyor.  Yasemin ne zaman büyük bir sorumluluk altına girse, otomatik olarak kendini kitlemeye başlıyordu. Çünkü sorumluluk almayı istiyor fakat yaşadığı travmatik deneyim buna engel oluyordu.

Bunun gibi nice örneklerle karşılaşabiliriz ve hemen hemen hepimiz buna benzer sıkıntılar yaşayabiliriz. Eğer sorumluluklarımızın getirdiği sonuçlar bize sıkıntı vermeye başladıysa, işte burada bir problem vardır ve çözülmelidir. Kısacası Demokles’in Kılıcı kafamıza düşmeden, kılıcı ipten almanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir