16 Aralık, 2017

Dönüşsem Mi Yoksa Dönüşmesem Mi?

Buradan kendini başkaları için paralayan ‘yardım melekleri’ne sesleniyorum; çevrelerindeki insanları ‘kurtarmak’ uğruna uğraşıp didinen kişilere…

Talep etmeden yaptığımız her öneri, yardım etmeye çalıştığımız kişiler tarafından eleştiri olarak algılanır; onlara bir faydası olmayacağı gibi var olan ilişkileri bile bozan ciddi iletişim kazalarına yol açar. Hele de sanal ortamlarda, bu daha da fazla olur.

Karşısındakinin gittiği yolun yanlış olduğunu görebilen ve tüm iyi niyetiyle onu bu yoldan döndürmeye kalkışan çoğu kişi gibi ben de zamanında bu tuzağa düştüm. Sonra da durumu düzeltmek için çok uğraştım, çok yoruldum, çok yıprandım; enerjim tükendi ama çoğunlukla çabalarım boşa gitti.
Artık gördüm ki işin iç yüzü başka; bu konuda şimdi çok daha iyi sonuçlar alabiliyorum…

Burada aklınıza hemen şöyle bir soru gelebilir:
Peki, farkındalığı diğer insanlardan bir adım ötede kişiler olarak bu duruma hiç mi müdahale etmeyeceğiz?

Hayır; tabii ki öyle değil. Zaten ben de bunu söylemiyorum yani size asla vurdumduymaz ve umursamaz bir tavır takının demiyorum.
Bu işin bazı püf noktaları var; böyle bir durumla karşılaştığımızda şunları yapmalıyız:

Dönüşsem Mi Yoksa Dönüşmesem Mi?

İlk olarak kişiler gerçekten ‘dönüşmek’ istiyorlar mı, onu gözlemlemeliyiz. Farkındaysanız burada dönüşmek kavramını kullandım çünkü değişmekle dönüşmek arasında ciddi bir fark vardır.

Değişmek, olumsuz yönde olan bir gidişi de gösterebilir. Dönüşmek ise yalnızca olumlu yönde ve bir hedef doğrultusunda olan değişime işaret eder yani ilerlemeye ve gelişmeye, kısacası ‘tekamül etmeye’ açık ve niyetli olmayı da kapsar.

Ancak kişilerin bu konuda istekli görünmeleri aldatıcı olabilir yani bilinç düzeyinde buna rıza gösteriyormuş gibi görünüp bilinçaltı düzeyinde direnç gösterenlerle karşılaşabiliriz. Bu da o kişilerde gerilim yaratır çünkü aslında o kişilerin dışının istediğini içi istemiyordur ve sonradan olan olur; bu durum -özellikle de dönüşüm fitilini ateşleyenlere karşı- öfke patlamaları şeklinde ortaya çıkar.

Bazen bu işe akıl erdiremeyiz hatta isyan ederiz ama aslında bir şeyi görmezden geliyoruzdur: O kişilerin bir ‘ikincil kazançları’ olduğunu… Yani aslında egoları onlara şunları söylüyordur ve onlar da bu sözlerle ikna olmuşlardır:

”Şimdi ne işin var, otur oturduğun yerde! Seminerdir, terapidir; ne işin var oralarda? Bir sürü paran, zamanın gidecek şimdi. Tenceren kaynıyor, iyi kötü, başında bir dam, yanında eşin var. Ne demeye iş çıkarıyorsun kendine, vs. vs…”

İkinci olarak da insanlar değişime ‘nefes almaya duydukları ihtiyaç kadar’ ihtiyaç duyuyorlar mı, onu gözlemlemeliyiz. Yoksa amaçları sizden tavsiye almak değil de sadece her seferinde gelip, çöpünü döküp ”Ooh rahatladım!” diyerek evlerine dönmek mi?

Bunu anlamak çok kolay: Bu iş bozuk plak gibi tekrarlanıyor, o insanlar sizden aldıkları tavsiyelere rağmen bir arpa boyu yol gitmiyorlar mı? O zaman hemen bu işten vazgeçin; o kişilere yardımınız olmadığı gibi sizin de enerjiniz tükenir.

Üçüncü olarak -ve özellikle de uğraşıp didinip hiçbir sonuç alamıyorsanız- kendi adınıza şunları sorgulayın: Bu benim işim mi, ben bunu neden yapıyorum, beni bunu yapmaya iten şey nedir?

Ve tabii şunu da: ”Ben bunları yapacak yeterlikte ve donanımda bir insan mıyım?”

Sözün özü şu dostlar: Yardım etmek istediğiniz kişilere önce rol model olun. Bu insanlara yardım etmek istiyorsanız, önerdiğiniz ne varsa onları önce siz hayatınıza geçirin, geçirin ki insanlar bunu görsünler ve ”vay be, demek bu iş böyle oluyor!” desinler ve sizi modelleyip eyleme geçsinler. Böylece, kurtarıcı kimliğinden çıktığınız gibi önce kendinize ardından da çevrenizdeki insanlara yardım etmiş olursunuz.

İnsanlara yardım etmek işte budur…

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.