Ego; Ya Sen Nasıl Bir Şeysin?

Hani spiritüel camiadaki pek çok kişi hakkında konuşup duruyor ya, bakalım gerçekten neyin nesiymiş şu ego dedikleri; konuyu çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgilerle şöyle bir derledim ve herkesin anlayabileceği bir dile indirgeyerek klavyeme döktüm:

Ego, bizi dış etkenlere karşı koruyan, bize diğer canlılar üzerinde üstünlük kurmamızı söyleyen ve kim olduğumuza karar vermemizi sağlayan zihin mekanizmasıdır. Nefret-sevecenlik ya da aşağılama-yüceltme duygularını bize yaşatan odur.

Basit tanımıyla ego bizim isteyen yanımızdır.

Ego kendini cinsel ve sosyal yaşamda saldırganlık ya da uysallık şeklinde gösterir.

Süper Ego ise egoyu denetleyen zihin mekanizmasıdır. Bize sürekli ”Neden iyi değiliz?”i ve ”Nasıl daha iyi olabiliriz?”i sorgulatır durur; değersizlik ya da kibir duyguları içinde gidip gelmemize neden olur.

Ego özümüzü (saf ve çocuksu yanımızı, aslımızı) gölgeler. ‘Bilinçli zihnini’ ve farkındalığını geliştirmeyi henüz başaramamış insanları ele geçirir, onları ‘nevrotik’ bir hayata sürükler. Egolarının esiri olan insanlar açıklık, netlik, saflık özelliklerini yitirir, hayata ve insanlara birtakım maskeler takarak bakmaya başlar.

Ego; Ya Sen Nasıl Bir Şeysin?

Bilinçli zihne erişmek yaşamın ancak yaptıklarımızın sorumlulukları üstlendiğimizde doğru ve lehimize aktığını bilmek demektir.

Bu anlamda evrende cezaya ya da ödüle değil sebep-sonuç ilişkisine dayalı bir sistem hüküm sürmektedir. Bu anlamda evren insanı son derece özgür bırakmıştır ve şöyle der:

”Her şeyi yapmaya hakkın var ama bir şartla; bedelini ödemeyi kabul edersen!”

Nevrotik insan gerçekleri bilinçsiz ya da bilinçli olarak çarpıtma eğilimi gösteren insandır. Psikolojik rahatsızlıklar bu noktada başlar.

İnsan var olduğu sürece ego da var olacaktır. Yaşayan her insanın egosu vardır çünkü yalnızca ölülerde ego olmaz.

Kendimizi aşmak, bir amaç uğruna geliştirmek, yol almak ve ileri hatta bir adım öteye gitmek için bile ego gereklidir.

Ego insanın ateşleme mekanizması, itici gücüdür.

Bu anlamda -bazı öğretilerin dediği gibi- onu köreltmek, ortadan kaldırmak ya da yok etmek değil, bizi engelleyen taraflarını ortaya çıkarak amaçlarımıza hizmet eder ve destekler hâle getirmek yani dönüştürmek gerekir.

Ego başıboş kaldığı anda yukarıda saydığımız ilkel görevlerini yerine getirmek üzere bir takım savunma mekanizmaları geliştirmemiz için bizi dürtükler, farkında olmadan kendimize sahte bir kimlik oluşturmaya başlarız. Böylece özümüzden (asıl kimliğimiz) iyice uzaklaşmaya başlarız. Bunun sonucuysa bizi oradan oraya sürükleyen, yoran, enerjimizi tüketen kısır döngüdür.

Egonun savunma mekanizmaları arasında en sık rastlananlar yok sayma, görmezden gelme, reddetme, bastırma, kaçma, akla uydurmadır.

Şimdi, paylaştığım bu bilgiler ışığında egonuzla kardeş kardeş geçinmenizi ve mutlu bir ömür sürmenizi diliyorum.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir