Korkma! Cesur Ol!

Dünya’ya bu sene korku imparatorluğu hakimdi. Ortadoğu’dan yükselen terör dalgası; en fazla kıyıdaki bizleri vurmak suretiyle, Avrupa’ya kadar yayıldı. Deyim yerindeyse kan ve gözyaşlarımızda boğulduk.

Bu yazı ile terörün bilinen ve görünen nedenlerine inmeyeceğim. Amacım silah sanayisinden, devlet adamlarının büyük hatalarından, petrolden ve büyük çaplı planlarından bahsetmek olmayacak bu kez. Elbette bu planların her birimiz artık farkındayız. Ne yazık ki, 2016’da hepimiz birer Ortadoğu uzmanı olduk. Ancak tüm bu güncel, siyasal hamlelerden haberdar olurken gözardı ettiğimiz konu: Bizlerin de istemeden de olsa terör girdabına çekildiğimizdi.  Bermuda Şeytan Üçgeni’ni araştırmak isteyenlerin kayboluşu gibi bizler de hızla korku, endişe ve umutsuzluk girdabının diplerine çekilmeye başladık. Bombalar patladıkça göğüs kafesimizde çırpınan umut kuşu, hep birkez daha öldü. Terör korku verdikçe, halkın bölünmüşlüğü de nefret uçurumlarını  derinleştirdi. Terör bizler olduk.

2017’ye girerken, dikkatlice aynaya bakmak lazım aslında. Yorgun, mor halkalardan ve üzgün çizgilerden geçip gözlerinin derinliğine inmek lazım. Korkunun ve nefretin sinsice girip kanser hücreleri gibi yayılmaya başladığı odak noktada; ‘Korkma’ demek lazım defalarca.

Korkma! Çünkü sen korkarsan, sen sinersen, sen sönersen terörü büyüyecek. Korkma! Eğer sen korkmazsan, sen sinmezsen ve sen sönmezsen terörü bitecek. Terörün kangren olduğu noktada sen de korkuya teslim olursan; yalnızca bugünü değil, geleceğini de kaybedeceksin.

Terör denen şey; boğazını mı sıkıyor? Boğuluyorsun değil mi? Öyleyse nefessiz kaldığında, hayalkırıklığı kursağını kapladığında; yalnızca bir anlığına sakin kalmayı dene. Yaşamsal içgüdülerin seni suçluya veya suçlulara saldırma noktasına getiriyor değil mi? Ne yazık ki beni de aynı yere getiriyor! Ancak geldiğimiz noktaya baktığımda, damarımıza basıldığını ve her defasında daha büyük bir tuzağın içine düştüğümüzü gördüm. Bizi bizle sınayan çark, bizim korkumuzdan, bizim endişemizden ve nefretimizden ivmelenerek kendini büyütmeye devam etti ve ediyor. Ekonomi, eğitim, insani değerler yerlerde sürünürken; acıyla haykıran bizler hep kaybeden taraf olduk.

Peki ya ne yapmalıydık?

Evet, asıl soru bu…

Bizler; hızlı koşan bir çocuğuz. Koşarken yorulduğumuzu, yaşam enerjimizi tükettiğimizi görmeden, terleyerek, etraftan bakan meraklı dil çıkararak 3-5 madalya alan gariban bir çocuğuz. Dopingliyiz ayrıca. Ancak öldürücü yan etkilerini yeni yeni yaşıyoruz. Çatlıyoruz! Dik durmaya çalışsak da, pilimiz bitti. Bölüne bölüne, öle öle bu noktaya geldik işte.

Hala yol uzun, koşullar sert. Dil çıkardıklarımız arkamızda, ensemizde. Ayrıca tüm bunların üzerine terli terli içtiğimiz bir bardak su da bize yaramadı. Hastayız…

Şimdi, öncelikli olarak hastalık sürecinde olduğumuzu kabul etmeliyiz. Teröre aldanırsak, iki tur daha koşarak biteceğiz. Ancak, eğer sakin kalabilirsek; korkuyu, endişeyi ve hatta HIRS faktörünü kenara bırakıp şifalanma niyetiyle hareket edebilirsek: Umut her zaman bizi bulacaktır. Bir madalya daha alamayız. Bunun imkanı yok! Biraz daha ölmeye takadimiz de kalmadı. Öyleyse yolu korkusuzca,ağır ağır yürümeliyiz.

cesur ol korkma

Eğitim sistemi mi kangren? Evet, öyle! O zaman bir çocuğa kitap hediye et ve onunla konuş. Sakin ol. Sakin ve sabırlı.

Ekonomi mi kötü? Alışveriş merkezleri yerine küçük esnafı tercih et. Gereksiz masraf yapma bir süre sabret. Sakin ve sabırlı ol.

Terör,terör, terör! Herşeyin sonu olduğu gibi terör saltanatının da bir sonu vardır. Eğer saltanatın en güçlü olduğu anda saldırırsan, kurban olmaya devam edeceğiz. Bu nedenle: Sakin ve sabırlı ol.

En azından, bir süre daha…

Oyun bundan ibaret. Kuralları belli. Eğer mevcut kurallarla oynarsan, içine girip adi oyun kuruculara hizmet edeceksin. Ama bilmelisin ki: Çarklar sen korkmadan dönmeyecek. Bir yerde tıkanacak. Bekle! Tüm kırşkırtmalara rağmen bekle. Biliyorum, çok zor. Ama sakin ve sabırlı ol.

2017: Benim anlayışıma göre umutlu bir bekleyiş süreci olacak. Sakin kalmak ve güçlenmek, bizler gibi hasta çocuklar için tek şans. Kış imparatorluğu çökerken elbet bizim zamanımız gelecek. Işığını sakın kaybetme.

O zamana kadar bizlere şifa, sükunet ve sabır diliyorum.

Mutlu yıllar…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir