Sadakat nedir?

Sağlam, güçlü ve içten bağlılık. Neye bağlılık? Değerlerimize. Burada değerlerimizi tanımlamak, büyük anlam taşıyor ve yaşamımız bu değerlerin netliği ve onları destekleyen davranışlarımız, başka bir deyişle tutarlılığımızla bağlantılı olarak şekilleniyor.

“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”

Kim olduğunla ilgilenmiyor aslında dünya, kim olduğunun ne kadar farkında olduğun ve bu kimliği ne kadar tutarlı bir şekilde ortaya koyduğunla ilgileniyor. Bizse doğru olanı yapmakla kendimiz olmak arasında gidip gelirken ne doğru, bizim onu doğru kılanın ne olduğunun farkında olduğumuz oluyor ne de yanlış… Birileri doğru olduğunu söylüyor, söylemiş, maruz kaldığımız büyük bir çoğunluk bunu savunuyor, savunmuş, aksi içten içe doğru olanın bu olduğunu bilsek de bize kendimizi suçlu hissettiriyor.

Sadakat nedir?Sevme tanımlarımızla ilgili biraz da tüm bunlar belki, oraya karışmış, hatta sarmaşık gibi sarılmış onaylanma arzusuyla…

İnsan sosyal bir varlık ve sosyal uyum, huzur ve mutluluğun göz ardı edilemez gereksinimlerinden; bununla birlikte sosyal denge, kişilerin kendilerini ifadelerinin sürecin akışına yön verebildiği bir potansiyel taşıyor.

İnsanlar genel eğilim olarak, alıştıkları dünyada kendilerini güvende hissediyor ve herhangi bir sebeple oradan çıkmaya direnç gösteriyor. Bir yandan da heyecan ve keşif arzusu taşıyor. Ya hem kendisini hem de bağlantıda olduğu kişileri besleyecek, yer yer onlara kendilerini ve günlük işleyişlerini sorgulatacak potansiyelde veriler sunuyorlar ki bu esnada beslenmekte oluyorlar ya da içine sıkıştıkları rutinin içinde gittikçe daha da renksizleşiyor, hissizleşiyorlar.

Sadakat nedir?

Duygusal açıklık kati suretle bizden yaratıcılık talep ediyor. Kendine, ruhuna, kalbine dokun, oradan bir şeyin fışkırmasına izin ver diyor. Bu hayatı gökkuşağı renklerine buluyor. Ya da hava hep kapalı ve yağan yağmur, güneşin bizi yıkayamadığı kadar uzak!

Yazmak, çizmek, etrafta olup biteni, içsel karşılıklarını gözlemlemek, en az dışarıdaki dünyayı tanımak adına çabaladığın kadar, içindeki dünyayı tanımak için çabalamak! Aksi, her gün biraz daha ölmek ve ölmekten ölesiye korkmak…

Yazar Hakkında

25 Şubat 1989’da fırtınalı bir gecede dünyaya gelmişim. Üç gece ha doğdum ha doğacağım diye hastane yollarını teptirmişim. En nihayet emin olup yeryüzüne inmişim. Fırtınayı hep sevdim, sağlamcılıktan da vazgeçmedim. Lise zamanlarına kadar epey inek bir öğrenciydim. Harçlıklarımla yeni test kitapları alır, test çözerken şarkılar söylerdim. Bir müddet babaannemlerle yaşamıştım. Babaannemin bu değişik çalışma biçimime olan şaşkınlığını hissederdim. Çalışmayı hep sevdim, kendi yönetmlerimle bunu yapmayı daha çok sevdim. Fen lisesini kazanmıştım. ‘’ Bu öğretmenler beni değil notlarımı seviyor! ‘’ diye fabrikatör kızıyla fakir ama gururlu delikanlıyı andırır bir duygu krizi yaşamıştım. Bu benim için dönüm noktasıydı. Artık daha az çalışıp daha çok yaşıyordum. Rehber öğretmenimle düzenli görüşmelerim oluyordu. Kendimi sosyal çalışmalara verdim. Fen lisesinde bunu( şiir dinletisi, tiyatro ) yapmaya kalkınca biraz ortalık karışmıştı. İTÜ Mimarlık fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması bölümünü kazandım. Konservatuvar istiyordum. Üç sene boyunca her aralık ayında okulu bırakıp konservatuvar sınavlarına hazırlandım, olmayınca geri döndüm ve en nihayet ‘’ Her şeye rağmen bırakıyorum! ‘’ deyip yarı zamanlı, özel bir konservatuvara kaydım olmuş buldum kendimi! Bu zaman zarfında part- time bir fast food firmasında kasiyer olarak( bir buçuk yıl ) ve ardından bir kafede falcı olarak( üç buçuk yıl ) çalıştım. Açıköğretimden sosyoloji bölümüne kaydımı yaptırdım. Son sınıftayım. Üç aylığına Antalya’ya gidip iki buçuk sene orada yaşadım ve birçok ruhsal eğitim( Reiki Master, EFT( Duygusal Özgürleşme Teknikleri ), Şamanik rüya, Yaşam koçluğu, Meditasyon… ) alarak kendi derinliklerime bir yolculuğa çıktım. Deneyimlediğim Tarotu yeni bir bakışla yorumladım ve ona, bünyesinde barındırdığı numeroloji ile astrolojinin inceliklerini kattım. Şimdi yazıyorum, aslında okuyorum ve bunu seviyorum. Sizi seviyorum, Hüseyin Akdağ

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir