Halk arasında “Ayrılamıyorlar ama birbirlerini de yiyorlar” diye bilinen, Instagram’da bir hafta “Canım sevgilim” temalı fotoğraflar paylaşıp ertesi hafta birbirini engelleyen o meşhur durumun adını koyuyorum: Psikopatiksel Arızasallık Bozukluğu.
Bu bir hastalık değil, bir “sistem hatası”. Hani bilgisayar donar, hiçbir tuş çalışmaz ama fan deli gibi dönmeye devam eder ya; işte bu ilişki türü de tam olarak budur.

“Tanıdık Acı, Yabancı Huzurdan Evladır”
Bu ilişkilerde çekim, sevgi pıtırcıklığından değil, çocukluktan kalma “hasarlı dosyalarımızdan” gelir. Zihnimiz huzuru sıkıcı bulur. Eğer ilişki bir sakin göl gibiyse, bizimkiler o göle el bombası atıp balık tutmaya çalışır.
Cioran’ın dediği gibi: “Herkes kendi uçurumunu yanında taşır.” Bu iki kişi de uçurumlarını birleştirip içine duble yol yapmaya çalışıyor. Sorun şahıslarda değil, aradaki o “arızalı” hat çekiminde.
Döngüsel Kabus: Yaklaşma, Çarpılırsın!
İlişkinin bir algoritması var ve maalesef bu algoritma Hint dizilerinden daha dramatik:
Balayı: “Ruh öküzümü buldum!”
Gerilim: “Neden nefes alıyorsun?”
Kıyamet: Tabaklar uçar, engeller basılır.
Hasret: “Onsuz nefes alamıyorum” (Aslında o adrenalini özledin).
Barışma: Ve başa sarıyoruz…
Beyin bu noktada aşka değil, adrenalin ve kortizol kokteyline aşık olur. Huzurlu bir ilişki, bu kişiler için şekersiz çay gibidir; tadı vardır ama “kafa yapmaz”.
“Gel Ama Çok Gelme, Git Ama Hiç Gitme”
İşin içine bir de Kaygılı ve Kaçıngan tipler girince şenlik başlıyor. Biri sevgi arsızı gibi üstüne düşer, diğeri darlık gelmiş gibi kaçar. Ortaya çıkan tablo şudur:
A tarafı: “Beni neden sevmiyorsun?” (Panik butonu aktif)
B tarafı: “Üstüme gelme, ruhum daralıyor!” (Kaçış planı hazır)
Bu durum, kapısı içeriden kilitli bir odada birbirine çarparak çıkışı arayan iki kişiye benzer. Çıkış kapısı aslında açık, ama onlar duvara kafa atmayı “tutku” sanıyorlar.
Neden Kopamıyoruz? “Çok Seviyoruz” Yalanı
Ayrılamayan çiftlerin en büyük sığınağı: “Ama biz çok seviyoruz be abi!” Hayır efendim, siz birbirinizi sevmiyorsunuz; siz bu kaosu seviyorsunuz. İnsan bildiği cehennemi, bilmediği cennete tercih eder. Psikopatiksel Arızasallık, “tanıdık acıyı” güvenli liman sanma sanatıdır.
Oscar Wilde boşuna dememiş: “Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur.” Bu ilişkidekiler de yaşamak değil, sadece “duygusal krizlerde hayatta kalma provası” yapıyorlar.
Sonuç Olarak… Eğer ilişkiniz huzur üretmiyorsa, sadece “tansiyon ve dram” üretiyorsa; tebrikler, nur topu gibi bir Psikopatiksel Arızasallık Bozukluğunuz var. Çözüm mü? Karşı tarafı tamir etmeye çalışmayı bırakın. O tamir olmaz, çünkü o bir “arıza” değil, o bir “tasarım”.
Mesele kimi sevdiğiniz değil, neden hep canınızı yakan birine “evim” dediğinizdir.



