Devrimin devinimi

Önün, arkan, sağın, solun saklanmayan köle… Yani her yer insan ve çoğunluk köle. Düz mü gidiyorlar? Düz git. Bağırıyorlar mı? Sen de bağır. ‘Yaşasın özgürlük’ naraları at. Özgür müsün peki? Elbette değilsin. Ama yine de bağır. Ortada bir fikir mi dolaşıyor. Sen de sahiplen. Ne de olsa fikir ürettiğinde o fikrin sorumluluğu sana ait olur. Hatta sırf bu nedenle fikir üretme, sorumluluk alma. Köle olarak güvende sayılırsın. Kollektif evrimin seni getirebileceği en son noktadasın. Tebrikler….

Bir köle olduğunda yaşamının sorumluluğu asla sana ait olmaz. Yaptığın işlerden söz etmiyorum elbette. Bahsettiğim şey insan olarak ne yaptığındır. Eğer bir köleysen her şeyin sorumluluğu başkasına veya başkalarına aittir. Yani bir bakıma kölelik çok rahat ve sıradan kişiler için oldukça güvenlidir. Hiçbir yük yoktur. Bu bağlamda diyebiliriz ki: kölelik güruh halinde kendini özgür sanmaktır. Özgürce çayırlarda koşup, özgürce hiçbirşey bilmemektir. Köle olmayı seçtiğinde; hiç bir seçim yapmak zorunda değilsindir. Seçimler nasıl olsa bellidir. Tek yapman gereken çoğunluğu izlemektir. Senin yerine düşünen, sana ne hissetmen gerektiğini gösteren örnekler dört bir yanındadır. Her şey bir gücün kontrolü altında görünür.

Toplumlarda komünizm ve faşizm ideolojilerinin bazı halklara cazip gelen kısmı ‘bireysel’ sorumluluktan bir kaçış olmasıdır. Kişi böylelikle kendi yaşamının sorumluluğundan feragat etmiş olacaktır. Sorumlu birey değil toplum olacaktır. Kan mı akacak? Devletlerin veya örgütlerin çıkarı mı var? Sürüye hedef göstermek ve nefreti beslemek kaydıyla kolaylıkla faşist bir toplum yaratılabilir. Toplumlar için de böylesi daha kolaydır. Son noktada hoşuna gitmeyen birşey mi oldu? Sorumluluğu yükleyecek biri veya bir kuruluş hep var düşüncesiyle herkes asıp kesebilir. Toplum olarak düşüş böyle başlar. Özgünlüğün ve gerçek özgürlüğün olmadığı yerde toplumsal düşüş, insanlığın düşüşü olarak devam eder. İnsanların amacı hayvan sürülerininki ile aynı olur. Hayatta kalmak…

2319-anime-girl-night-stars-smile-blue-dress-1280x800Kendinin tüm toplumsal, ailevi ve yerleşik inanç katmanlarından geçebilmek başlangıçta büyük cesaret ister. Gelişim olgusu elbette bireyin kendi seçimidir. Bu kişisel ve köklü bir devrimdir. Gelişmeyi seçtiğinde içsel bir devrim başlatırsın. Çünkü nihai olana ulaşmak için bakman gereken yer içerisidir. İçinde bulacakların başta bir korku unsuru olabilir. Yalnız kalmak ve korkunun tam da içinden geçebilmek içsel devrimin ateşlenmesi için şart olandır. İçsel devrim hep beraber gerçekleşmez. O sadece senin içinde ve salt senin çabanla başlar. Ve senden de topluma, insanlığa yayılır.

Ruhunun çıplaklığıyla tanıştığında yaşamın anlamının hayatta kalmaktan çok daha fazlası olduğunu kavrarsın. Aslında kocaman bir ‘hiç’ olduğunu anladığında garip bir şekilde mutlu ve huzurlu hissetmeye başlarsın. ‘Hiç’ olduğunda kaybedecek bir şeyin yoktur. Ego bile sen ‘hiç’ olmayı başardığında susar. Susar, çünkü muhalefet edeceği bir şey yoktur. İşte o an tüm yaşamının sorumluluğunu almaya hazırsındır. O an bilirsin ki seçimlerin kaderin olur. O an kavrarsın ki; seçimlerin bazen derslerin olabilir. Ancak derslerinin sorumluluğunu da kabullenirsen aynı dersler bir daha önüne gelmez. İçselliğinde sınıf atlamış bir öğrenci olursun.

Bir kez devrimin başladı mı çığ olup benliğinden taşarsın. Bireysel evrimin, devriminden sonra gelir. Devrim başlar ve sen evrimleşirsin. Sorumluluğun yüzde yüz sana aittir. Duyguların, düşüncelerin, fikirlerin ve hatalarının tümü sana aittir. Koşulsuzca hepsini kabullenmek sana hiçlikten sonsuzluğa uzanan gerçek yolunu gösterecektir. Yolda taşlar, çukurlar varsa onları da kabullenirsin çünkü onlar da senin derslerindir. Derslerini vermezsen hep aynı derslerle karşılaşman kaçınılmaz olandır.

Toplumların da verilmeyen dersleri vardır. Ve bu dersler sevgiyle kabullenilmediği sürece toplumlara da aynı bizlere olduğu gibi tekrar tekrar sunulur. Derslerini veremeyen toplumlar insani açıdan kaçınılmaz olarak düşüşe geçerler. Peki insanlık için ne yapmalı?

Eğer bireysel devrimini gerçekleştirdiysen sıra insanlığa gelir. Kendi evrimsel sürecinde dışardan sürüleri izlersin ve bütünsel yargılara varırsın. Hataları görüp insanlığı iyileştirmek istersin. Bu da bir seçimdir. Sen yükselirken ve bütünün acınası halini görürken insanoğlu için çalışmadan duramazsın. Artık gelişmeyi seçmiş olduğun için yalnızca bilgiyi almak da seni tatmin etmeyecektir. Bilgi içselliğinden sızmaya başlayacaktır. İlahi olanda hata yoktur. Çünkü kaynak sevgidir…

Devrimin Devinimi

Kaynağa içselliğinden ulaştığında sevgi senden bütüne doğru taşacaktır. Hiç’ten sonsuza doğru devrimin devinimi senin ışığından başlar. Ve sen kaçılmaz olarak toplumun sorumluluğunu da üzerine alırsın. Bu belki çok ağır bir sorumluluktur ancak insanlığın gelişimi açısından aynı zamanda tüm aydınlanmış olanların sorumluluğudur.

Toplum ve hatta tüm insanlık; hiçliğe ve aynı zamanda sonsuz İlahi olana dahildir. Ve sen yalnızca içinden gelen sevgiyi yayarak bile yaraları iyileştirebilirsin. Toplumlara, sürülerinden çok tüm insanlığı sevmeyi öğretmek için önce hepsini bütünsel olarak kabullenmelisin. Kendi derslerini kabullendiğin gibi toplumun derslerini de kabullenmelisin. Hatalar ve dersler insanoğlu için var ne de olsa. Ancak aynı hatayı yapmaya devam etmemeleri için görevin onları koşulsuzca kişisel devrimlerini başlatmaya yönlendirmek olmalıdır. Yoksa insanlık derin cehalet kuyularına gömülür… Bu acı da olsa kesin bir kuraldır…

Aydınlığı yaymak, insanları gerçek anlamda özgürleştirmek uç olanların direnişini beraberinde getirir. Yine seçimini yapıp korkunun içinden geçersen doğru yere ulaştığını görürsün. Aydınlık sorumluluk getirir. Ne kadar çok ışık, o kadar sorumluluktur. Ve hiçlikten sonsuzluğa nihai yolda yürürken aydınlanmasına vesile olduğun her ruh ile insanlığın evrimleşmesine katkıda bulunmuş olursun. Bunun için yaradılışı sevmen yeterlidir. Sonrası İlahi plan dahilinde gerçekleşmeye devam eder…

Önün, arkan, sağın, solun aydınlanmayan kalmayana dek ışık saç. Devriminin devinimi, bir devrin evrimini sağlayıncaya dek sürsün. Bu, senin için küçük ancak insanlık için büyük bir adım olacak…

Seni seviyorum, teşekkürler…

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Şaban Şimşek

    “Gelişim olgusu elbette bireyin kendi seçimidir. Bu kişisel ve köklü bir devrimdir. Gelişmeyi seçtiğinde içsel bir devrim başlatırsın. Çünkü nihai olana ulaşmak için bakman gereken yer içerisidir.” diyorsunuz. Asıl olan bireyin gelişimi karşısına dikilen birtakım engeller değil de nedir? Birey, bu engelleri aşabilme sürecinde özgürdür ya da engelleri aşabildiği kadar gelişmiş değil de ne?
    Saygılar.
    Sağlıcakla.

    Yanıt
    1. Çiçek Sekban

      Engellerin dersler oldugunu yazmistim evet. Derslerimizi de evrimimizin parcasi olarak kabul edersek yolumuz ber daim açık olur. Ilginize cok tesekkur ederim Saygilar…

      Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir