fbpx

18 Haziran, 2019

Schumann Rezonansı – Dünyanın kalp atışı

Son günlerde,  benim de aynı fikirde olduğum aktüel bir durum söz konusu: ‘’Zaman çok hızlı akıyor!’’ Çok çabuk sabah ve çok çabuk akşam oluyor, bir saat değil üç saat geçiyor, ama bazen yarım saat geçmiş gibi hissediliyor. Zamanı hızlandıran ne, ya da öyle algılamamıza ne sebep oluyor? Çünkü dünyanın ‘’kalp atışı’’ (Schumann Rezonansı-SR) hızlanıyor.

1952’de Alman fizikçi Winfried Otto Schuman tarafından matematiksel olarak hesaplandıktan sonra, küresel elektromanyetik rezonans fenomeni bu isimle anılmaya başlanmıştır. Dünya’nın yüzeyi ve iletken iyonosfer tabakası ile biçimlenen boşluktaki yıldırım boşalımlarıyla üretilen ve harekete geçirilen,  Schumann rezonansıdır.  İyonosfer ve yeryüzü arasındaki boşluk, bir frekans yönlendirici, bir dalga kılavuzu olarak davranır ve elektromanyetik dalgalanma meydana gelir.  Dünya’nın atmosfer katmanlarından biri olan iyonosfer, ayrıca Aurora dediğimiz kuzey ışıkları fenomenlerinden de sorumludur.  Dünya’mızın kalp atışı olarak da tanımlanan, bu boşluktaki titreşim frekansı, 7.83 hertzlik Şchumann rezonansıdır.

Schumann Rezonansı

Özellikle son 20 yılda giderek artış gösteren dünyanın kalp atışı, 7.83 hertzden ten bazı yerlerde 15-20 aralığında artış göstermiştir. Bugün itibariyle geçtiğimiz Ocak ayı içinde en üst noktasını bulduğu söylenmektedir.

Uzun zamandır insan bilincinin manyetik alana etki edebildiğinden ve özellikle, endişe, gerginlik, hırs durumlarının bu manyetik alanda karışıklıklar, düzensizlikler yaratabileceğinden şüphe edilmektedir.

Biz, insan varlıkları olarak, yaratıcılık, sezgiler, şifa,  özel yetenekler gibi olağandışı potansiyellere sahibiz. Kadim zamanlarda farkında olunan bu özellikler şimdiki çağda, üzerindeki perde zor da olsa kaldırıldıkça, daha yeni yeni gözlemlenmekte ve incelenmektedirler. Dünyanın elektromanyetik alanına, kalp atışına etki edebilme yetisine toplu bilinçler olarak sahip olmak ve belki de bugünkü frekans artışına zaman içinde bu suretle sebebiyet vermek söz konusu olabilir mi, acaba?

Yazının başında belirttiğim gibi zamanın hızlandığı hissiyatı sıkça dile getirilmektedir. Schumann rezonansının insan beyninin alfa ve teta dalgalarıyla ‘’ahenk’’ içinde olduğu belirtilir. Bu yüzden frekans artışının, bizim de zamanın hızlandığını algılamamızla akort halinde olması muhtemeldir. Beyin aktiviteleri de, aynı durum sebebiyle değişiklik gösterebilir ve bu kısaca demektir ki, ‘’Biz değişiyoruz.’’

Schumann Rezonansı Nedir

A 7.83 hertz, insan beyninin alfa-teta frekansıdır. Dinlenme, uykuya geçme durumudur. A 8,5-16,5 hertz, teta durumundan yavaşça alfa durumuna değil,  daha çok uyanıklık durumu olan beta durumuna geçiş demektir. Schumann rezonansı 12-16,5 hertz arasında ani yükseldiğinden beri, ben bunu daha ilginç buluyorum.

Beyin-dalga aktivitesi ölçümünde 12-15 hertz, Duyusal-Motor Ritmi Frekansı, yani, ideal “uyanık durgunluk” halidir. Düşüncelerimiz, an’da olsak da, daha berrak, daha odaklıdır. Başka bir deyişle, Dünya Anamız titreşimsel frekansını değiştirirken, biz de aynısını yapıyoruz.

Bu,  “UYANMA” işaretlerinden biri olabilir mi?

Her ne oluyorsa, çok açık bir şey var ki, bu frekans artışı, sizi yorgun, üzgün, endişeli yapıyor olabilse de, Dünya Ana ile aynı tonda titreşmek için farkında olmadan frekansınızı yükseltiyorsunuz. Adaptasyon kolay bir süreç değildir, fakat unutmayın ki bunların hepsi kendi payınıza düşen “Uyanma”’nın gerektirdikleridir.

 

Ruya S. Uğurlu

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Avatar
    Tuğba

    merhabalar, insanların frekanslarının yükselmesi ile beyin dalgalarının freknsının yükselmesi iki farklı alan, çünkü beyin dalgalarının frekansı yükseldiğinde mesela alfadan beta seviyesine geçmesi günlük hayatta çokta istenilen bir durum değil, beta daha çok endişeli ve stresli olduğumuz bir seviye, dolayısıyla shuman rezonansının yükselmesini ve buna bağlı olarak beyin dalgalarına ait frekans yükselmesini nasıl olumlu olarak yorumluyorsunuz?bilgilendirirseniz çok sevinirim

    Yanıt
  2. Avatar
    Ruya S. Uğurlu

    Merhaba. Zaten yazımda da belirttiğim, sizin söylediğinizle doğru orantılı. İnsanlar şimdi daha stresli ve endişeli. Zamanın hızla geçtiğini hissedebilenler çoğunlukta. Fiziksel gerçeklik, aynı zamanda ”alert” yani fiziksel uyanıklık durumunu da beraberinde getirdiğinden dikkat ve maddesel farkındalıklar artmakta. Bulunduğumuz zaman ve mekanın boyutunu sorgulamamız, neler oluyor, neredeyiz, nereye gidiyoruz, sorularını sormamız sıklaşmıştır. Ruhsal değerlerin gözardı edildiğini de bu şekilde gözlemleyebiliyoruz. Beyin aktivitelerinin artması belki de çalışmayan diğer büyük bölümünü de çalıştırabilmemizi sağlayacaktır. Teşekkürler..

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir