Rüyalarımıza giren ruhlar

Rüya, insanoğlunun hala tam anlamıyla çözemediği belki de hayatında deneyimlediği en garip fenomendir. Hepimiz rüya görürüz ve hayatımızın ortalama 6 yılını rüya görerek geçiririz. Rüyalarımız bize rehberlik ve şifa verebildiği gibi fiziksel ve ruhsal sağlığımız hakkında da bize uyarılarda bulunabilir. Ya da herhangi bir fiziksel rahatsızlığımızın yarattığı ağrı, rüyalarımızda da belirebilir. Bu yüzden rüyalarımızı bu anlamda ayırt etmek çok önemlidir.

Bu yazımda bahsedeceğim konu ise ölmüş akrabalarımızı ve yakınlarımızı rüyalarımızda neden gördüğümüz… Bu, oldukça sık yaşanan ve sorgulanan bir deneyimdir. Bazı insanlar bu deneyimi olağan karşılar, bazıları ise korkar. Fakat çoğu kişi özellikle çok yakın bir akrabalık bağı olanlar için (anne-baba gibi) iyi olup olmadıklarını, ruhlarının huzura erip ermediğini merak eder. Bu çok doğal bir meraktır. Çoğumuz bunu merak ederiz. İşte bu yazımda bu konuya biraz olsun ışık tutacağımı umuyorum.

Rüyalarımızda Ölmüş Akrabalarımızı Görmek Ne Anlama Gelir?

Hiç unutmam; bir gece rüyamda dedemi görmüştüm. Kendisi ben doğmadan çok önce kansere yakalandığı için 52 yaşında ölmüştü. Onu hiç tanımadım, fakat hep ruhunun huzurlu olup olmadığını merak eder ve kendimi ona yakın hissederdim. Bir gece rüyamda onu çok huzurlu ve etrafı ışıklarla çevrili olarak gördüm. Ona sarıldım, hatta kokusunu içime çektim. Gülümsüyordu… O kadar canlı bir rüyaydı ki bugün bile o rüyamı anımsadığımda direkt zihnimde beliriveriyor. Bu kişisel deneyimim beni öylesine etkiledi ki, bu konuyu uzunca bir süre araştırmamı sağladı. Peki, dedem neden rüyama girmişti?

Bunun iki nedeni var: Birincisi psikolojik. Yapılan araştırmalar rüyalarda ölmüş ataları görmenin %30’unun psikolojik, %70’inin ise spiritüel olduğunu gösteriyor. Yani her ne kadar dedemi birebir tanıma fırsatım olmamış olsa da ailemin bana anlattığı anıları sayesinde onu çok sevmiştim. Dolayısıyla bu sevgi ve onun iyi olup olmadığına duyduğum merak, bilinçaltımın derinliklerinden çıkmış ve rüyam aracılığıyla bana ulaşmış olabilir.

Bazı insanlar, sevdiği biri ile ölmeden önce vakit geçirememiş olmalarından dolayı duydukları suçluluk, pişmanlık ya da ölen aile üyesiyle ilgili bazı endişeleri sonucunda onları rüyalarında görebiliyorlar. Günlük yaşantımızda pek fark etmesek de bu duygular bilinçaltımızdan rüya aracılığıyla dışarı yansıyabiliyor. Çünkü rüyalar, bilinç yani sol beynimizi devreden çıkararak, sağ beynimizi yani bilinçaltı kısmımızı devreye sokuyor. Bilinçaltı aslında biz farkında olmadan beynimizin bilinçdışı çalışan, vücudumuzdaki istemsiz kaslarını yöneten, bütün duyularımızla algıladığımız her şeyi kaydeden ve gerektiğinde kullanmak üzere bilince veren parçasıdır. Ve zihnimizin yaklaşık %90’ını oluşturur. Bu küçümsenecek bir rakam değildir. Farkında olmadan yaptığımız çoğu davranışımızın altında bilinçaltı vardır. Bilinçaltı hazine gibidir. İşte rüyalar bu hazine odasının kapısını aralar. Zira bizler uyanıkken bunu baskılarız. Bunu bir baraj kapağı gibi düşünebilirsiniz. Kapak açıldığında kontrolsüz bir şekilde tüm su akacaktır. Rüyalar da böyledir. Ünlü psikoterapist Sigmund Freud’agöre rüyalar, isteklerimizi yerine getirmenin bilinçaltı yoludur. Gün boyunca zihnimizde sakladığımız bilgiler, baskıladığımız duygular, düşünceler ve dürtüler rüyalarımızda ortaya çıkabilir. Ayrıca eğer o ölen kişiyi çok düşündüyseniz de onu rüyanızda görebilirsiniz. Hele de bu kişi, yakın zamanda vefat ettiyse ve hala onun yasını tutuyorsanız; onu rüyanızda görmek, zihninizin kederle başa çıkmasının bir yolu olabilir.

Gelgelelim ikinci nedene; yani spiritüel nedene… Tüm rüyalarımız bilinçaltımızdan kaynaklanan duygusal durumlarımızdan dolayı ortaya çıkmaz; bazıları ruhsal alemden bize mesaj iletebilir. Bunlara spiritüel rüyalar da diyebiliriz. Ölmüş bir akrabamızın ruhunu rüyamızda görmemizin diğer bir nedeni de bu spiritüel rüyalar olabilir. Aslında rüyaları bu şekilde sınıflandırmak ne kadar doğru olur bilemiyorum. Zira insanın doğası zaten spiritüeldir. Burada rüyalara spiritüel derken psikolojik durumların dışındaki rüyaları kastetmiş bulunmaktayım. İşte spiritüel dediğim bu rüyalar sayesinde ölmüş akrabamız veya yakınımız, öte alemden bize mesaj iletebilir. Bu da iki nedenle olabilir: Birincisi; rüyayı gören kişinin, ölmüş akrabasının ruhunun huzurlu olup olmadığını bilme ihtiyacı. İkincisi ise ölmüş akrabasının ruhunun kendi soyundan gelenlerle bağlantı kurarak, eğer kötü niyetli ise bu emellerini akrabaları yolu ile gerçekleştirmek (bazı durumlarda obsesyon da söz konusu olabiliyor) ya da rehberlik edip, destek olmak ve iyi olduğunu onlara anlatmak için olabilir. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda ölmüş kişilerin yaklaşık %70’inin dünyada kalan akrabalarına yardım etmek için onlarla temas kurduğu, %30’unun intikam almak veya negatif sebeplerle temas kurduğu, vakaların sadece %10‘unda ise rüyalarda ölü akraba kılığına giren negatif bir varlık ya da obsesyon olduğu görülmüştür. (Araştırma: Spiritual Research Foundation)

Bazı durumlarda ölmüş akrabasının yasını bir türlü üzerinden atamayan kişiler de enerjetik olarak zihinleri aracılığıyla bir çeşit sinyal yollayarak onları dünyanın astral katına çekebiliyorlar. Bunu çoğunlukla farkında olmadan ve üzüntülerinin sonucunda yapabiliyorlar. Bu, özellikle çok taze bir kayıp durumunda yaşanabilen gayet normal bir durumdur. Sevdiğimiz insanları kaybetmek bu hayatta karşılaşabileceğimiz en zor deneyimlerden biridir. Elbette burada her kayıp yaşayan kişinin sürekli düşündüğü yakınının rüyasına girmesi söz konusu değildir. Bazı insanlar, ölmüş yakınlarının rüyalarına girdiklerini söylerken bazıları ise hiç görmediklerini ifade ederler. Bu bir eksiklik ya da sorun değildir. Ölen kişinin ruhunun illa yakınları ziyaret edecek diye bir kural yoktur.

Ayrıca zamansız veya şiddetli ölümler yaşayan kişilerin (kaza, cinayet, ani kalp krizi vb.) rüyalara girme olasılığının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun bir nedeni de, ani ve acı çekerek ölen kişinin zihinsel olarak ölüme hazırlıksız olması ve bu nedenle ölümden sonraki hayata daha zor geçmesidir. Bu durum o ruhun teşevvüş (Neo-spiritüalist terminolojideki bir terim olup kısaca bir realiteden diğerine geçilirken içine düşülen bocalama veya karışıklık hali) yaşamasına sebep olabilmektedir.

Ölen bir kişi ile temas sadece rüya ile olmayabilir; bazen bir şarkı, tesadüf gelinen bir kitap cümlesi, duyulan parfüm kokusu, bir anda ölmüş kişinin sevdiği şarkının radyoda çalması gibi yollarla bağlantılar da gerçekleşebilir.

Burada ayrıca bir önemli noktayı da eklemek isterim: Her ne kadar bu deneyimleri rüya olarak adlandırsak da biz aslında her gece ölürüz. Rüyalarda bizi fiziksel bedenimize bağlayan bir kordon (gümüş kordon, eterik kordon) sayesinde fiziksel bedenimiz ölmez. Böylece öte alem ile bağlantı kurar, hatta ölmüş sevdiklerimizle de konuşabiliriz. Rüyalarımızın sadece ölmüş yakınlarımızla bağlantı kurma veya bilinçaltımızı ortaya çıkarma gibi işlevleri yoktur; rüyalarımız aynı zamanda yaşarken bizleri spatyom (ahiret) hayatına hazırlar. Yani insanoğlu her ne kadar yaşarken iş güç derdine düşmüş ve materyal dünyaya kendini kaptırarak ruhsal yönünü görmezden gelmeyi seçmiş olsa da rüyaların bir görevi de bunu ona hatırlatmaktır. Silver Birch bu konu ile ilgili şunları söylemiştir:

Her gece her biriniz ölürsünüz, fakat gümüş bir kordon bedeninize tekrar dönmeniz için yolu açık tutar. Siz her gece gelecekteki mekânınız olacak yeri hazırlamaya, içinde yaşayacağınız pek çok evlerden birisini inşa etmeye ve o aleme geçtikten sonra gerçek hayatınız olacak sahnelere alışmak için oraya gidersiniz. Gelecekteki hayatınızda karşılaşacağınız duruma daha önce alışmanız ve bu suretle nihayet uyanma anı gelip çattığında sarsılmamanız, ilahi emrin ve sevginin bir kısmıdır.”

Bu Tarz Rüyaların Psikolojik mi Spiritüel mi Olduğu Nasıl Ayırt Edilir?

Aynı rüya en az 3 kez tekrarlanırsa, bu rüya için spiritüel mesaj içeren bir rüya diyebiliriz. Burada rüyaya giren ruh “artık lütfen anla” mesajını vermek ister. Eğer rüya hep aynı şekilde tekrarlıyorsa orada kişinin idrak etmesi gereken bir şeyler olabilir. Elbette bu sadece ölen yakın ile ilgili olmayabilir. Başka sebeplerden de bazı rüyalar tekrarlar. Özellikle bazı rüyalar duygusal ve zihinsel olarak yaşadığımız problemlerimizi yansıtabilirler. Örneğin, kişi rüyasında sürekli eşinin onu aldattığını görüyorsa bilinçaltında yatan aldatılma korkusu ona bu şekilde tekrarlayan rüyalar ile kendini gösterebilir.

Gelelim tekrardan ölmüş yakınlarımızı rüyamızda gördüğümüzde bunun psikolojik mi yoksa spiritüel mi olup olmadığını nasıl ayırt edeceğimizin bir diğer yoluna…Rüyanın tekrarlamasından sonra bunları ayırt etmenin bir diğer yolu ise ölmüş aile üyesinin direkt olarak rüyayı gören kişinin bilmediği özel bilgileri ona rüyasında söylemesidir. Örneğin, ölmüş X kişisi, rüyayı gören Y kişisine evinin gizli bir yerindeki eşyasını söyleyebilir ve o rüyayı gören kişi, bunu bilmediği halde öğrenir ve o eşyayı da bulursa; bu spiritüel bir rüya olabilir. Elbette spiritüel mi psikolojik mi olup olmadığının net bir ayrımı yoktur. Bunu biraz da kişinin sezgileri belirleyecektir. Ayrıca her ihtimale karşı kişinin zihinsel sağlığının kontrolü yapılmalı ve halüsinasyon yaratabilecek ilaç vb. şeyleri kullanmadığı öğrenilmelidir.

Peki, Neden Ölmüş Aile Üyeleri, Ailede Bazı Kişilere Hatta Bazen Tek Kişiye Görünmeyi Tercih Eder?

Ölen aile üyeleri genellikle kendileri için bir şeyler yapacağını düşündükleri aile üyesiyle iletişime geçmeyi tercih ederler. Özellikle frekansları da yakınsa… Şöyle düşünün: A kişisi ile B kişinin ortak bir kaybı var, fakat B kişisi A kişisi kadar spiritüel konulara açık değil ve frekansı ise daha kaba (düşük frekans, düşük titreşim) bu durumda ölmüş kişinin ruhu elbette A kişisi ile temas kuracaktır. Burada A kişisinin sürekli onu düşünmesi ile birlikte ona sinyal göndermesi ve yaşarken kurdukları yakın ilişkinin de etkisinin olduğunu unutmamak gerekir.

Spatyoma İştigal Etmiş Ruhlar Neden Çoğunlukla Rüya Yolu ile İletişim Kurarlar?

Spatyomdaki süptil bedenlerin(ruhların) rüyalar yoluyla iletişim kurmayı tercih etmelerinin en temel nedenlerinden biri ölmüş kişilerin artık maddesel bir bedene sahip olmamaları ve ruhlarının titreşiminin dünyadaki gibi kaba olmaması dolasıyla dünyada görünür olmaya çalışmalarının daha zor olmasıdır. Elbette bunu yapabilen ruhlar var, fakat onların bile bunu yapmaları için yoğun bir enerji harcamaları gerekir.

İkinci sebep ise uyanık haldeyken temas kurmaya çalıştıkları kişinin beş duyusunun daha etkin olması ve yaşadığı konsantrasyon eksikliğidir. Çoğu insan gün içerisinde sezgilerini yani altıncı hissini devreye sokmaz ve çoğunlukla bu algısını kapatır. Ayrıca kişinin zihni, günlük koşuşturmacaları ile o kadar meşguldür ki, adeta düşüncelerden bir arı kovanı haline gelir. Fakat rüya veya uyku hali sırasındaki zihni, süptilden gelen mesajlara daha açık hale gelir. Çünkü beyin alfa frekansına geçer. Bu frekans beynimizin en sakin olduğu ve algılarımızın en açık olduğu frekanstır. Bu yüzden ruhlar genelde rüyaları tercih ederler.

Bir diğer sebep ise korku faktörünü minimize etmektir. Zira evin içinde bir anda beliren bir hayalet, kişinin korkmasına ve psikolojik olarak zarar görmesine yol açabilir. Hatta korkusu sebebiyle gerekli mesajları da alamayabilir. Bu yüzden rüyalar bu durumu en aza indirmek için ideal bir yoldur. Elbette bu durum, temas kurmaya çalışan ruhun kötü niyetli olmaması halinde olacaktır. Ayrıca çoğu insan yaşadığı psişik deneyimleri mantık çerçevesine oturma ve reddetme eğilimine sahiptir. Psişik bazı deneyimler yaşar, fakat kendini hasta olduğuna bunların normal olmadığına inandırmaya çalışır. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Dolayısıyla bu kişilerin çok kalın duvarları vardır. Onlara ulaşmanın bir yolu da işte bu rüyalardır. Bu kişiler bile rüyalarının etkisiyle adeta bir epifani (aniden bir şeyin özünü anlama veya anlamını bulma duygusu) yaşayıp, bildikleri her şeyi sorgulamaya başlayabilirler.

Görsel : Faust’s Dream-Carl Gustav Carus

Ölmüş Bir Arkadaşın Rüyalara Girmesi

Bununla birlikte, rüyalarımıza sadece ölmüş aile üyeleri girmez; arkadaşlarımız da girebilir. Bu esas olarak yardım aramak içindir, çünkü bu ruhlar aile üyelerinin aksine iletişim kurmaya çalıştıkları kişiye kendilerini daha yakın hissedebilirler. Bu sebeple bu kişilere görünmeyi tercih edebilirler. Bununla ilgili Spiritual Research Foundation’ın paylaştığı gerçek bir deneyimi birlikte okuyalım:

Andrew’a bir arkadaşı beraber tatile çıkmayı teklif etmiş. Andrew ise başka bir programı olduğu için onun bu teklifini geri çevirmiş. Arkadaşı ise bu tatile gitmiş ve orada yüzerken boğularak can vermiş. Andrew, arkadaşının yanında olamadığı ve belki de onunla gitseydi hayatını kurtarabileceğini düşündüğü için uzun bir süre pişmanlık ve suçluluk duymuş. Öyle ki cenazesine bile gidememiş. Cenazesinden kısa bir süre sonra Andrew’un ölen arkadaşı rüyalarına girmeye başlamış. Her seferinde aynı rüyayı görmüş ve bu rüyası belli periyotlarda kendini tekrarlamış. Bu uzun yıllar devam etmiş. Andrew bu rüyalarından çok korkmuş, ama kimseden yardım isteyememiş. Yıllar sonra bir gün bu korkusuyla yüzleşmiş ve arkadaşını düşünerek, “Senin yanında olamadığım için üzgünüm. Geçmişi değiştiremem, ama böyle yaşamaya da devam edemem. Lütfen beni rahat bırak,” demiş. Ertesi günden itibaren bir daha arkadaşını rüyasında görmemiş. Andrew, ölen arkadaşına bu şekilde söylemesinin doğru şey olduğunu düşünerek bunu yapmış olsa da aslında arkadaşının tek istediği Andrew’dan bir miktar manevi yardımdı. Andrew’un anlamadığını gören ölmüş arkadaşının süptil bedeni, bir daha dönmemek üzere gitmiş gibi görünüyor.

Andrew aslında burada arkadaşına ışığa gitmesi gerektiğini söyleyebilseydi veya onun ne istediğini anlayabilseydi; durum daha farklı olabilirdi. İnsanlarda oluşan korku ve bilgisizlik bazen onların böyle davranmasına yol açabiliyor. Elbette Andrew’un yaşadığı bu deneyim oldukça zor, fakat Andrew ne ilk ne de son. Bu deneyimi birçok insan yaşıyor ve neden yaşadığını, ne yapması gerektiğini bilmiyor. Hatta bu makalemi bir kafede yazdım. Bu sırada yanımdaki masaya bir kadın ve arkadaşı oturdu. Kadın, arkadaşına rüyasında ölen annesini gördüğünden ve ona bir kolye gösterdiğinden bahsetti. Neden gösterdiğini de anlamadığını ifade etti.  Çoğu zaman böyle rüyalar gören insanlar diğer kişilerin haklarında ne düşünecekleri korkusundan dolayı bunları anlatamıyor veya bu şekilde ne istediğini anlayamadıklarını ifade ediyorlar. İşte bu noktada biraz farkındalıklı davranmak ve aslında onların neden tekrardan rüyalarımız aracılığıyla bize döndüğünü anlamak gerekiyor. Bunun için onların rüyalarımıza neden girdiğini anlamak istediğimizi niyet ederek uykuya yatabiliriz ya da meditasyon yaparken de bunu niyet edebiliriz. Eğer cevap vermeye de isteklilerse rüya olsun ya da olmasın, bir şekilde bize bir sinyal göndereceklerdir. Gördüğümüzde ise bize gösterdiklerini anlamıyorsak yine anlatmalarını niyet edip uykuya yatabiliriz. Belki de bize yol göstermeye de çalışıyor olabilirler. Bu noktada kendimizi de sorgulamamız gerekir. Eğer kötü niyetli olduğunu anlıyorsak aynı şekilde “onunla temas etmek istemediğimizi” belli eden bir niyetle uykuya yatabiliriz. Ayrıca enerji bedenimizdeki dengesizlikler de buna yol açabilir. Hatta negatif varlıkların etkisini üzerimize daha fazla çekebiliriz. Çeşitli yollarla bu dengesizliği giderebiliriz. Bunun için birçok yol var: Dualar, namaz, mantralar, olumlamalar, meditasyonlar, Reiki, Access Bars, Duygusal Özgürleşme Tekniği vb. Kişi hangisini tercih etmek istiyorsa ona yönelebilir, fakat burada en önemlisi negatif duygu ve düşüncelerimizden kurtulmak olacaktır. Tabi ki tamamen kurtulmak mümkün değildir. Biz insanız ve bunlar gayet normal. Burada sadece bizi kontrol etmelerini engellemeye ve mümkünse onları pozitife çevirmeye çalışmamız gerekir. Sürekli öfkeli olan, etrafına kırıcı sözler söyleyen ve çeşitli bağımlılıkları olan bir kişinin enerji alanının, sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz. Bu durumda negatif etkilere diğer insanlardan daha fazla maruz kalacağını, en azından enerjetik olarak söyleyebiliriz.

Ayrıca yukarıda yazdığım gibi bu temas bir parfüm kokusu, bir anda duyulan bir müzik, tesadüf gelinen bir kitap cümlesi ile de olabilir. Tabi en önce insanoğlu artık ruhsal yönünü kabul etmeli ve kafasını gömdüğü kısıtlayıcı algılarından kurtarmalıdır. Ne kadar kendimizi bu olasılığa kapatırsak bunları görmemiz zorlaşır.

Rüyalarımıza giren ruhlar, ruhlar, rüyalar, rüyada ölmüş akrabaları görmek, spiritüel, spiritüel rüyalar, sigmund freud, carl gustav carus, boyut, rüyalar, rüya görmek

Yazar Hakkında

Yazar sayfamıza buradan erişebilirsiniz... https://yuvayayolculuk.com/gulum-erdinc

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Gülay Şimşek

    Kaleminize sağlık. Ne kadar aydınlatıcı bir yazı.
    Rüyalarımı hep anlamaya çalışır ama üstünde durmazdım.
    Bugünden itibaren daha farklı bakacağım.
    Hislerime dikkat edeceğim.
    Teşekkür ederim
    Sevgiler

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir