Dinsiz ama inançlı

Elimde kahve, güne başlamadan önce balkonda, Moda çocuk parkı ve çay bahçesine bakarak kısa bir mola veriyorum. Tam o sırada üzerimden bir helikopter uçuyor. Sesi evin camlarını titretiyor. İnsan zihni o kadar hızlı işleme alıyor ki her şeyi güneydoğuda savaş var, İŞİD insanları öldürüyor, geleceğimiz karanlıkta düşünceleri hızla doluyor zihnime ve bir gazete manşeti hayal ediyorum: Moda Çay Bahçesine bir bomba düştü! Hüseyin ve Yusuf haberi alacaklar, öldüğümü öğrenecekler gibi bir dizi senaryo aklımda kendi kendini kurguluyor, hepsi o bir saniyede. Sağ elimde kahvem, sol elimle kendimi haç işareti yaparken, bir yandan Allah bizi korusun derken ve hemen arkasından spiritüel çalışmalarla geçen yıllardan “böyle olumsuz düşünceleri kendine çağırma” sözleri geliyor.

inancli-ama-dinsiz

 

Kahkahalarla güldüm kendime, karmaşama ve hiç birşeye oturtamadığım inancıma. Biraz İngiltere, biraz Nijerya, arasıra Roma, biraz Budizm ve son zamanlarda çokça İslam. Nüfus cüzdanımda dinim İslam diyor. Ben ilkokulda Hristiyan ilahileri söyledim, ortaokulda İsa’ya aşık oldum, İncili baştan sona okudum, masal kitabı okur gibi. Tüm Azizler Kilise okulunda her sabah İsa beni seviyor şarkıları söyledim, bulduğum her kilisede mum yaktım, gidenleri, kalanları, acı çekenleri düşündüm, Noel kutladım, Noel babayı bekledim geceyarılarına kadar. Bayram ziyaretlerinde el öptüm, cenazelerde bilmediğim dualarda el açtım gökyüzüne. Tibetin Ölüm ve Yaşam kitabını okudum, geçmiş yaşam terapisti oldum.

Bir çok sevdiğim insan ateist, çocuğum henüz karar verecek yaşta değil. Bir zamanlar doğaya, ağaçlara taptım. Fallara inandım, falcılara gittim, büyücü, cadı olmayı hep istedim. Sanırım artık ben gerçekten dinsiz ama inançlıyım.

İnancım kendimden daha büyük bir gücün varlığına, hoşgörüye, merhamete, iyiliğe ve kahkahalara. Başkalarını kırmadan, bilerek üzmeden, birbirimizden farkımız olmadığına ve beraber yaşamanın bu kadar zor olmaması gerektiğine. Şekillerden uzak, şekilsiz ve insan olana inancım.

Yazıyla Terapi uzmanı Gille Bolton bir kitabında belki de çok güzel tanımlamıştır benim bu dinsiz ve inançlı halimi: Ben her gün sosyal, politik ve bireysel olayların benim üzerimdeki etkisiyle kendini yeniden yazan bir öyküyüm.” Keşke hepimiz hikayelerimizi baştan yazabileceğimizi görsek…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir