Evrenden isteyin o size verir

Zaman yaratım ve çoğaltım zamanı gibi geliyor. Her düş gerçekleşecek, her dilek yerine gelecek, bolluk bereket enerjisine uyumlananlar zengin olacak, herkesin bir villası, çok parası olacak ve hayatının aşkını bulacak. Ahir zamanlarda dilekler için büyüler yapılır, dualar edilir uykuya yatılır ve dilek ağaçlarına ipler bağlanırdı. Şimdi imajinasyon denen bir yöntem ve bolluk bilincine uyumlanarak istediklerini elde etme zamanı?

Gerçekten öyle mi?
Sosyal dünya geliştikçe iletişim hızımız artmaya başladı. Artık gavur kimliği ortadan kalkıyor dünyanın her yerinden insanların yaşam alanlarına giriyor. Tanımadığımız insanların paylaşımlarını okuyor onlarla sohbetler ediyor ve haritalar üzerinde çizili sınırları kaldırıyoruz. Bu başlı başına bir zenginlik ifadesi aslında fakat bizim istediğimiz zenginlik bu değil tabi. Sosyal medyanın bize getirdiği en kolay şey hızla paylaşılan olumlama cümleleri, kolayca yayılan zengin olma tüyoları, her babayiğidin yapamayacağı bilinçaltı programlama çalışmaları ve klasikte ortalıkta epeydir dolanıp duran bolluk bereket enerjisine uyumlanma çalışmaları. Bütün bunlar bize yaşamın getirdikleri, bunları sorgulamak mı gerekiyor yaşamak mı? Muamma olan taraf burası.

İnsanlar talep ederken var olan kaynaklardan faydalanmak için bu yola başvuruyor. Evrende bolluk var fakat bizim yaşadığımız evrenin adı dünya ve oradaki kaynakları kullananlar var üstelik bu konuda gerçekten bolluk enerjisine DNA’ları uyumlanmış bu kişilerin. Dünya üzerindeki toplam servetin %80’i bu 2000-3000 kişiye ait. Yedi milyar insan geri kalan servetin sadece küçücük bir bölümünü paylaşıyor. Sanırım talep etmeden önce, var olan kaynakları arttırmak için bir çalışma yapmak ve ondan pay almaya çalışmak en güzeli görünüyor.

evrenden isteyin o size verirEvet, istemeliyiz önce BEN için mi? Yoksa bana gelmesi için dünya da bir bolluk oluşturmak için mi? Düşünsenize yüz tane balığın olduğu bir tezgahtan 200 kişi ikişer tane alabilir mi? O haldeyiz bolluk bilincine yatıp talepleri yaratmak için çalışırken. Şu spiritüel alem bir alem diyesim geliyor bazen. Bende içindeyim evet fakat gerçekliğin farkına varmak ile hayalleri gerçek sanmak arasındaki ince çizgiyi iyi kurmamız gerekiyor. Gerçekten düş kırıklığına uğrayan on binlerce insan oldu etrafta. Bunlar onlar için bir deneyim belki de bir başka farkındalığın ortaya çıkması için yaşanılması gereken bir süreç zinciri olabilir. Yine de umutlarını sömürecek tacir kılıklı bolluk enerjisi uyumlayıcılarının öncesinde dünya için bir çalışma yürütmeleri gerekiyor. İş garantili meslek kursu gibi düşünün… Biz bir bolluk yarattık, gelin eğitim alın o bolluğu talep edin niyetiniz, arzunuz, isteğiniz ve gerçekten ihtiyacınız olanı o havuzdan sevgi ile kendinize çekiniz. Güzel bir çalışma olurdu sanırım bu. Her şeyi mümkün kılan bir bolluk dünyasında böylesi bir şeyi hayata geçirmek çok ama çok basit olur diye düşünüyorum…

Bir dilek tuttum insAN olmak istedim, bir başka dilek daha tuttum sınırsızca paylaşılan SEV’gi olmak istedim ve bir sürü dilek tuttum sevgiyle yoğrulmuş düşlere sahip milyarlarca insan olmasını diledim. Sevginin yarattığı zenginliğin yaratacağı bolluğu düşününce insanlara sevgi enerjisine uyumlanmasını önermek en güzeli gibi geliyor ne dersiniz?

Sevginin en güzel halini paylaşmak için ellerinizi kalbinizin üzerine koyun gözlerinizi kapatın ve dünyayı gözünüzün önüne getirin. Sevginizi verip onunla bir olun ve sizin için çok değerli olduğunu anlatın ona. Onunda sizi sevmesine ve sizi içinde barındırmasına izin verin. Ona sarılabilir, denizlerinden suyu avuçlayıp yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Hatırlayın BİR’siniz ve evrenden talep etme gücünüz varsa onun bir parçası olan dünyaya sevginizi verme gücünüzde vardır. Dünyayı ve üzerinde var olan her şeyi sevgi ile arındırıp gülümseyin. Zenginliğiniz kapınızı çalmak üzere…

Sevmek ile kalın…

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.