İnsanın Atalet Momenti

İlk olarak oyun oynarken ertelemeyi öğreniyor insan. O mutluluğu bırakıp kim diyecek anne sıkıştım diye oyuna devam edip gerekli işlemleri içeride hallederek oyuna devam ediyor ve en büyük erteleme eylemini gerçekleştiriyor. Ertelemeler bir şekilde hayatımıza girmeye başladıktan sonra hayatın içindeki yüklerimizde artmaya başlıyor. Adına tembellik desek de aslına bakarsanız olay ertelemenin yansımalarından başka bir şey olmuyor.

Ertelediğimiz ödevlerimizi hele özellikle resim ve iş teknik ödevlerini son güne ertelememiz üstüne de birde ağlamamız olayın tuzu biberi oluyor. Tüm aile bir anda ödevi yetiştirmek için seferber olup gerekli malzeme tedariğine gidiyor hele birde gece ise yenilen zılgıtında haddi hesabı olmuyor. Ödev bir ekip çalışması ile hazırlanıp sabah okula götürüldüğünde derin bir nefes alınıyor fakat burada tüm ailenin gözünden kaçan şey çocuğunda olan bu erteleme durumunu son gün destekleyerek bunu teşvik etmeleri oluyor.

Ertelemeler büyür mü büyüyor, çocukken oyun için ertelediği temel ihtiyaçlarını biraz büyüyünce daha büyük boyutta yapmaya başlıyor ve yemek yemeyi, temel ihtiyaçlarını gidermeyi, uykuyu, uyanmayı her şeyi ertelemeye başlıyor ve henüz ergenliğe adım atmamış bireyler olarak büyüme yolunda ilerliyoruz.

Ertelediğimiz eylemlerimiz ilk bakışta sağlığımızı etkileyecek şeyler oluyor, yemek yemeyi ertelemek, su içmeyi ertelemek, uyumayı ertelemek, ihtiyaç gidermeyi ertelemek derken fiziki ertelemeler ile düşünsel ve ruhsal ertelemelerin ilk adımlarını atmaya başlıyoruz.

Bugün insanlığın en büyük sorunlarından biri haline gelen ertelemek, atalet, eylemsizlik ve harekete geçememe konularında yüzlerce kitap, binlerce makale yazılıyor ve sonuç tabi ki ilk okunduğu anda heyecanlanıp atağa geçmeye meyillenip sonrasında çıkan engellerle eski eylemsizliğe ve erteleme durumlarına geri dönmek zorun kalıyoruz.

Düşünsel ertelemeler genelde sağlık gibi kendi hayatımızı ilgilendiren konularda oluyor, çocuklarımızla, eşimizle, sevgilimizle, dost ve arkadaşlarımızla yaşadığımız ilişkilerde karşılaştığımız ve bizi rahatsız eden sorunları çözmektense erteleme yoluna giderek onu büyütüyor ve içinden çıkılmaz bir hale getiriyoruz.  Bir cümle ile çözebileceğimiz sorunlarımızı ertelemeler ile büyük kavgalara çeviriyor ve büyük kalp kırıklıkları yaşıyoruz. Hayatı zorlaştırmanın temelinde yer alan bir kelime derseniz aklıma ilk gelen kelime “erteleme” olur.

İnsanın Atalet Momenti

Ertelenmiş evlilik kararları, ertelenmiş çocuk istekleri, kariyer yapmak için ertelenen düşler, düşleri beklerken ertelediğimiz yaşanmışlıklar derken erteleme kasesinin için kocaman yaşanmamışlıklar ve pişmanlıklar ile dolmaya başlıyor. Yeni evli çiftler ev, araba, sosyal statü ve hayatı biraz daha yaşayalım şeklinde yaptıkları planda erteledikleri çocuk isteğine sonradan ulaşmak istediklerinde çok zorlu koşullar ile karşılaşıyorlar ve genelde sonuç istedikleri kadar kolay olmuyor ve içten içe sıkıntılı bir döneme dönüyorlar. Burada sen istemedin ben istedim, kariyer ne işe yarayacak, parayı ne yapacağız şeklinde tartışmalar ile ertelemelerin toplamının oluşturduğu eşitlikte birbirlerini mutsuz edici tartışmalara giriyorlar. Tabi olay sadece çocuk yapmak değil, kariyer yapmak için yapılmış olan ertelemelerde bu tarz etki bırakıyor insan hayatında.

Hayat dendiğinde, hayata atılmak için çıkılan yol ve okul yılları geliyor insanın önüne. Sınavları kazanmak, istediği bölüme gitmek, sınıfı geçmek, daha ileriye gitmek derken ortada farkında olunmayan bir erteleme durumu gerçekleşiyor ve bu tamamen yaşanmışlıkla ilgili oluyor.

Su içmeyi erteleyebilir mi bir insan? Erteliyor.

Yemek yemeyi ertelemeyi başarabiliyor mu? Başarıyor

Sevmeyi erteyebiliyor mu? Hem de nasıl.

Aşkı erteleyebiliyor mu? Kesinlikle evet

İşin en zor olanı, yaşamı erteleyebiliyor mu? İşte en başarılı olduğu yer burası insanoğlunun yaşamı ve yaşamayı ertelemek sonrasında elinde kalan keşkelerin bol kepçe dağıtıldığı öykünmeler ile bezenmiş yıllar kümesi oluyor.

Hayatımızda erteleyemediğimiz iki şey var biri doğumumuz diğeri ise ölümümüz. Arasında geçen ömür denen süreçte her bir eylem ertelenmişlikle ödüllendiriliyor. İflaslarımız, kayıplarımız, acılarımız, sevinçlerimiz, duygularımız ve sevmelerimiz ertelenmişliklerimizden en büyük payı alanlar oluyor. Düşünsenize arabanızın lastiği kullanılmaz hale geliyor siz erteleyerek büyük kazalara imkan veriyorsunuz.

Ertelemek en büyük eylemsizliktir ve tüm büyük eylemsizlikler de ömrümüzden bir çok şeyi eksilten sonuçlar çıkartan ve kader dediğimiz sonuçlardır. Bu kadar ertelemeden bahsedip durduk bu satırlara sığmayan o kadar çok erteleme huylarımız var ki hangi birini yazsak diğeri mutlaka eksik kalacak bu yüzden nasıl harekete geçip erteleme ve eylemsizlik halinden çıkacağımızı düşünüp dile getirelim. Bir sonraki yazımız harekete geçmek ve ertelemeler yüzünden kaybettiğimiz hayatımıza kazançlar eklemek için taktikler bulmak üzerine üzerine olsun…

Yaşasın harekete geçmenin güzelliği…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir