Kadının gücü

Anne ve baba, ailenin iki yetişkin bireyidir ve eşit haklara ve sorumluluklara sahiptir. Çocuk da ailenin hak ve sorumluluk sahibi bir diğer üyesidir. Kız ya da erkek çocuk, bu gerçek değişmeyecektir. Ev işleri tüm aile bireylerinin, çocukların ihtiyaçlarıyla ilgilenmek anne ve babanın ortak görevidir.

Kadının gücü

Çalışıp para kazanan kadın, kendi ihtiyaçları için değil; evin, ailenin ihtiyaçları için bunu yapar ve aile bütçesine destek sağlar. Öyleyse bunun adı sorumluluğu paylaşmaktır. Kadın bunu yapıyorsa, baba da çocuk da üzerine düşeni yapacaktır. Babanın anneye çalışmasan da olur demesi, çalışıyorsan evin ihtiyaçlarını da karşılayacaksın deme hakkını kendisine vermez, bu ihtiyaçların karşılanması aile bireyleri arasında paylaştırılmalıdır. Kadınlar süper kahraman değil insandır ve bu her şeyden önce insan hakkıdır. Aksi kölelik olurdu. Hiçbir kadın kimsenin kölesi değildir ve olamaz.

Çocuklara erken yaşlarda sorumluluk bilinci kazandırılmalıdır. Çocukların en çok görerek öğrendiği göz önünde bulundurularak, anneler çocuklarının babası olacak adamı seçerken, bu adamın sorumluluk sahibi, anlayışlı ve iletişim kurabilen bir adam olup olmadığını anlamak için kendine zaman tanımalıdır. Aksi takdirde bencil ve her ihtiyacı birileri tarafından karşılanmaya alışmış biri, sadece yük olacaktır.

Çalışmayan anneler için de iş bölümü değerlidir; çünkü bir annenin sağlıklı kalabilmesi için sosyal ihtiyaçlarını da giderebilmesi gerekir. Her çalışan gibi tatile ihtiyacı vardır. Çalışma saatleri insan kapasitesini aşmamalıdır. Bu durumda aile bireylerinin desteği gerekecektir. Babanın görevi çalışıp para kazanmak, çocuğun görevi ders çalışmak ve annenin görevi diğer bütün ihtiyaçları karşılamak değildir. Kişisel ve ortak olanı temiz tutmaktan ailedeki bütün bireyler sorumludur.

Bir kadın, bir adamın çocuğunun babası olup olmayacağına karar verirken bu kişinin, annesiyle kurduğu ilişkiye bakmalıdır. Annesi tarafından tüm kişisel ihtiyaçları karşılanan biriyse sessizce oradan uzaklaşmalıdır; çünkü ağaç yaşken eğilir. Değişim gösterebilmesi çok nadirdir kişinin ki bu konuda kadın hak edişinin farkında olabilmeli ve kararlı bir duruş sergileyebilmelidir.

Çocuklar, daha küçük yaşta, kız- erkek fark etmeksizin, iş bölümü ve sorumluluk bilinciyle yetiştirilirse; ileride eşlerine duyarlı babalar, sorumluluk sahibi çocuklar ve sorumluluk sahibi insanlardan oluşan bir toplum yetişecektir.

Sosyolog- Aile Danışmanı
Hüseyin Akdağ

Yazar Hakkında

25 Şubat 1989’da fırtınalı bir gecede dünyaya gelmişim. Üç gece ha doğdum ha doğacağım diye hastane yollarını teptirmişim. En nihayet emin olup yeryüzüne inmişim. Fırtınayı hep sevdim, sağlamcılıktan da vazgeçmedim. Lise zamanlarına kadar epey inek bir öğrenciydim. Harçlıklarımla yeni test kitapları alır, test çözerken şarkılar söylerdim. Bir müddet babaannemlerle yaşamıştım. Babaannemin bu değişik çalışma biçimime olan şaşkınlığını hissederdim. Çalışmayı hep sevdim, kendi yönetmlerimle bunu yapmayı daha çok sevdim. Fen lisesini kazanmıştım. ‘’ Bu öğretmenler beni değil notlarımı seviyor! ‘’ diye fabrikatör kızıyla fakir ama gururlu delikanlıyı andırır bir duygu krizi yaşamıştım. Bu benim için dönüm noktasıydı. Artık daha az çalışıp daha çok yaşıyordum. Rehber öğretmenimle düzenli görüşmelerim oluyordu. Kendimi sosyal çalışmalara verdim. Fen lisesinde bunu( şiir dinletisi, tiyatro ) yapmaya kalkınca biraz ortalık karışmıştı. İTÜ Mimarlık fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması bölümünü kazandım. Konservatuvar istiyordum. Üç sene boyunca her aralık ayında okulu bırakıp konservatuvar sınavlarına hazırlandım, olmayınca geri döndüm ve en nihayet ‘’ Her şeye rağmen bırakıyorum! ‘’ deyip yarı zamanlı, özel bir konservatuvara kaydım olmuş buldum kendimi! Bu zaman zarfında part- time bir fast food firmasında kasiyer olarak( bir buçuk yıl ) ve ardından bir kafede falcı olarak( üç buçuk yıl ) çalıştım. Açıköğretimden sosyoloji bölümüne kaydımı yaptırdım. Son sınıftayım. Üç aylığına Antalya’ya gidip iki buçuk sene orada yaşadım ve birçok ruhsal eğitim( Reiki Master, EFT( Duygusal Özgürleşme Teknikleri ), Şamanik rüya, Yaşam koçluğu, Meditasyon… ) alarak kendi derinliklerime bir yolculuğa çıktım. Deneyimlediğim Tarotu yeni bir bakışla yorumladım ve ona, bünyesinde barındırdığı numeroloji ile astrolojinin inceliklerini kattım. Şimdi yazıyorum, aslında okuyorum ve bunu seviyorum. Sizi seviyorum, Hüseyin Akdağ

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir