Kendini keşfet

Düşünce tarihinde,  en çok etkileyen isimlerden biri olan Platon, bazı insanların yaşam içerisinde bulunduğu durumu  “ Mağara benzetmesi “ ile çok güzel anlatmış. Platon özetle şöyle der: “Bazı insanlar karanlık bir mağarada,  doğdukları  günden beri mağaranın kapısına arkaları dönük olarak ayaklarından ve boyunlarından zincire vurulmuş oturmaya mahkumdurlar. Başlarını da arkaya çeviremeyen bu insanlar,  mağaranın kapısından içeri giren ışığın aydınlattığı karşı duvarda kapının önünden geçen başka insanların, hayvanların ve taşıdıkları şeylerin gölgelerini izlemektedirler. İçlerinden biri kurtulur ve dışarı çıkıp gölgelerin asıl kaynağını görür ve tekrar içeri girip gördüklerini anlatmaya başlar ama içeridekileri, duvarda gördüklerinin zahiri ( yapmacık ) olduğuna ve gerçeğin mağaranın dışında cereyan etmekte olduğuna inandırması imkansızdır.”

Platon’un bahsettiği gölgeler insanın benimsediği, sorgulamadığı düşünceleri inanç kalıplarıdır. Düşüncelerin varlığı ve onlara yüklediğimiz  anlamlar o kadar gerçekçidir ki,  onların dışına çıktığında başına ne geleceğini bilmediğin için  adım atmaktan korkarsın. İçinde bulunduğun mağara karanlık bile olsa,  o mağaranın her köşesini senin tanıdığın bildiğin yerdir ve sana güvenli gelir. Güvenli alanın dışına çıkmak  zordur,  o kapıdan geçip ışığa bakmak  cesaret ister.

kendini-kesfet

Hayat ise öğrenme ve deneyim alanıdır. Bu yüzden hayatımızın hiçbir zaman düz ve  akıcı olmasını bekleyemeyiz. Tıpkı bir yol gibi, bu yolun  yokuşu,  inişi,  virajları olacaktır  ve bu yolda  seninde yürüdüğün,  düştüğün,  tökezlediğin durumlar olması gayet doğal. Burada en büyük tehlike bu yolu ve kendini fark etmeyip, yolculuğa kendini kaptırman,  hayatının kontrolünün başkasında olduğunu inanman ve sürekli bu durumdan şikayet etmen sızlanman. Öğrenilmiş çaresizliğin seni kurban rolünü sokar.

Çaresiz olduğunu düşündükçe, hayatına daha fazla olumsuzluğu,  güvensizliği,  hayal kırıklıklarını sokarsın. Kendini hayatın içinde sıkışmış hissedersin. Yaşadığın anlık kişilik değişimlerine göre yüzüne maskeler takmak zorunda kalırsın. İçinde bulunduğun  duyguları reddeder, sana farkındalık yaratmaya çalışan çevreni görmezden gelir, kişileri yargılar ve eleştirirsin.  Suçladığın,  şikayet ettiğin, fedakarlık yaptığını söylediğin hep bir başkası vardır.                  Bu şekilde kendi hayatındaki seçimlerin,  eylemlerin sorumluluğu üstüne almazsın. Almadığın bu sorumluluklarınla kendine güvenli alan kurduğunu  zannedersin. Bu sahte güvenliğin altında fark edemediğin zihninin seni esir aldığıdır. Seni esir alıp karanlığa hapsetmiştir. Platon’un bahsettiği o mağaraya.

Ne zaman ki zihninin seni  köleleştirdiğini,  seni esir aldığını, sahiplendiğin her şeyin sana sahip olduğunu fark edebildiğinde…kendini beden olarak algılamayı bıraktığında… özgürlüğünü ilan edersin.  Geri dönüp baktığında acı çektim dediğin şikayet ettiğin zorlu anlarının seni büyüttüğünü görürsün. Öz’ ünü fark etmene  aracı olan bedende yaşadığın deneyimlerdir. Bu deneyimin içindeki  korkularını  sevgiyle kabul ettiğinde onlara ışık tutarsın. Işığın girdiği alan genişledikçe hayatına sevginin ve dengenin geldiğini göreceksin. Yaşamın içine girip kendini keşfetmenin tadını çıkar.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir