Kurt Ağzı Kilitleme Ve Halk İnançları

Kut bulan Kurt, saygın bir mertebe kazandırılmış hayvanlardan ve şamanların yardımcı ruh formlarındandır.

Aç kalan kurtların, büyük ve küçükbaş hayvanların ağıllarına gelmesini önlemek isteğinden kaynaklanan bir büyü uygulaması , kurtların ağzını kilitleme amacı taşır. Kurdun ağzını kilitlemek için belirlenmiş sure ve dualar, bıçağa okunup, her seferinde üflenir ve bıçak toprağa saplanır. Dua, bazen bir çakıya okunur, okuma bitince çakı kapatılır. İşte bu kapatma ile, kurdun da ağzının kilitlendiğine ve artık yemek yiyemeyeceğine inanılır.

Hayvanları kurttan koruma işlemi, bazen Tin veya Şems sureleri eşliğinde bıçağın ağzına iplikle düğüm atılarak yapılır. Ancak bir süre içinde, kilidin açılarak, işlemin sarfedildiği de önemli bir gerçektir. Kilitlemenin sürdürüldüğü yerler hala bulunmaktadır.

Anadolu’da, kurt gibi doymaz kişi, kurdun dünyayı kapladığı kış gibi deyimler, onların sürüler halinde dağlardan inmesine ilişiktir. Balkanlar, Kafkasya , Azerbaycan, Türkistan ve Orta Asya’ya kadar geniş alandaki halk kültürüne ait bu uygulama, aktarılmış alışkanlıklardan sayılabilecek otomatik bir çare olarak işleme alınmış ve yarar sağladığı öngörülmüştür.

Kurt Ağzı Kilitleme Ve Halk İnançları

Elbette Orta Asya’dan geleneklerle halklara miras bırakılan Kurt’a saygı hissi değişmemiştir. Altaylılar’ın Bozkurt’u gibi, Kazaklar, Göktürkler ve Yakutlar da, dişi kurt’un koruyucu ruhlarla olan bağına inanarak, saygı duyarlar. Bir hayvanı alıp götürmesine ses etmeyebilirler, bunda olumlu bir yön olduğunu düşünürler, onun gözlerinde sihir bulunur ve asla evcilleştirilemez.

İşte kurtların bu özgürlüğü, gücü, ailesine bağlılığı, temizliği ile saygı görmesi doğaldır. Kurtların çember kurma, az sayıda kurtla oyalayıp, esas kalabalığa çekme gibi stratejileri ayrıca ilginçtir.

Türkmenlerde kurt ağzını kilitlemek, bıçakla yapılır ve bilgeye bırakılır. Eğer kayıp ve kaçırılan bir hayvan varsa, uygulamanın hemen yapıldığı görülür. Kayıtlara göre, ardından çevre araştırılmaya başlanır, hayvanı sağ bulma ihtimali artmıştır, kurt hayvana dokunamaz ve onu bırakır. İşlem için sıklıkla, Kur’an-ı Kerim’in 91. Suresi olan Şems Suresi ‘nin (15 ayettir) tamamı ile okunması , hiç nefes almadan bir solukta yapılmaktadır.

Marmara bölgesinin kimi yörelerinde ve Çanakkale’de, muska yapmanın yanında, kurta bu biçimde bir ağız kilidi yapmak ve onu büyülemek için surelerin okunduğu bilinmektedir. İç Anadolu’da özellikle Afyon ve Isparta’da yatsı ezanı okunduktan sonra, açılıp kapanabilen çakılar ile dua ve efsunlama işlemi yapılarak, kurta bazı şiir ve dörtlükler söylenir. Sabah olunca mutlaka bıçak açılır, kurta zarar gelmesi istenilmez.

Genelde sürüler kayıp olunca, kurtların onları yiyememesi, gece otlatılırken gözden yiten sürülerin korunması için, bıçak kullanmadan, sadece ipe düğüm atılarak yapılan farklı bir büyüsel uygulama daha bulunmaktadır. Böylece, kurdun, ertesi gün kaybolan bir hayvanın yanında O’nu korurcasına ve yanından ayrılmadan beklediği görülmüştür.

Diğer yandan, kurda duyulan saygıdan ve açlıktan ölmemesi için, işlemin daima geri alınması ve ağız kilidinin açılması yapılmaktadır. Yine yaygın inanca göre, ağzı açılan, yani, işlemi geri sarf edilen kurtlar göğe bakarak ulur ve gökten kutsal helva benzeri bir yiyeceği edinirler.

Kurt ağzı kilitleme ve bunun geriye sarfı, bazı topluluklarda bıçak kını ve bıçak bir arada kullanılarak uygulanır. Bu konuda, TRT’de yayınlanan ”Derin Kökler Belgeseli’’nde anlatım ve görüntülere yer verilmiştir.

Mutlaka ki, Kur’an da ve diğer kutsal kitaplarda şifa, korunma ayetleri vardır ve rahmete aracı olur. Kurt ağzı kilitlemesi yapanlar, kafir olma veya büyü yapmış olma korkusundan bir biçimde uzak düşmektedirler. Çünkü, okunan ipi, ya da bıçağı sabah olunca açmamak günah sayılır. Bunu uygulayanlar niyete bakarlar ve ayetin hürmetine, Allah’tan hayırlı bir iş istemenin gücüne inanılır.

Kurt ağzı kilidi, onun kendi meşru avlanma yolu ile avlanmasını ve hazıra konmamasını , helal yoldan yemeğini kazanmasını istemek içindir, ölmesini amaçlamaz, ve daima geri alınır. Kilit ve bağ işlemi, yıllar içinde artık Şaman yerine Hoca’ya veya bilge yaşlıya devredilmiştir. İşlem esnasında yakılan ateş sönmüşse, hayvanın kurt tarafından yenilmiş olduğuna işaret eder.

Kurt Ağzı Kilitleme Ve Halk İnançları

İnançlara Bakış

Ninnilerde, çocuklara, çabuk yürüyüp büyüsün diye, mitolojik kurt adları geçen tekerlemeler söylenir. Kurt, nesnel olarak da koruma, şans, şifaya yöneltilir, dişleri veya kemikleri cepte taşınır veya boyuna asılır.

Bulgaristan’da Türkler arasında Nevruz zamanı ateşin sönen külleri samanla örtülüp, sabah kurt izi olup olmadığına bakılır, izler, şanslı olacakların evini işaret eder.

Antik Roma kültüründe, Roma’nın kurucuları Romus ve Romulus’u emzirmesi ile kutsallaşan kurt; Orta ve Kuzey Asya’da, ayrıca bunlarla kadim ilişkilere sahip Kuzey Amerika kızılderili kültürlerinde, Avrupa Hunları ve Sibirya toplulukları arasında, Ata ruhlarını barındıran bir motife dönüşmüş, Türk mitolojisinde kutsal sayılmıştır.

Bir çocuğu emziren dişi kurt, MS 6’ncı yüzyılda kabartma olarak Bugut dikilitaşında yer almaktadır. Kurt; sessizliğin, önlem almanın, cesaretin, soğukkanlılığın sembolü halinde, bu özelliklerini mitolojik alana taşırarak, destanlarda yerini alır. Anadolu’ya gelen Türklere yol gösteren kurdun motifi, boz ve gri kurt olarak, zaman zaman da altın renginde bayraklarda sembolize edilmiştir.

Onda, bedenlenen bir Şaman izlenir. Bunun için, rüyada görülen kurt hayıra ve selamete yorulur.

Peki bu coğrafyalardaki bazı insanlar onun bu gücünden yararlanmayı düşünmüşler midir? Elbette düşünmüş ve kurt yağı ile birtakım büyüsel işlemler yapmışlardır. Bir kimsenin ağzını, kısmetini kapatmak için, ailenin üyeleri arasında huzursuzluk için, iki kişi arasında tatsızlık çıkarmak için, gerginlik veren kurt yağı kullanıldığı görülmüştür. Kurt gözü ise kurutularak kullanılıp, muhabbet aşılamaktadır.

Kızılderililerin, yeni doğan erkek bebeği kurt postuna sararak göğe kaldırması, kurt derisinin de korunma amaçlı kullanımına aittir. Orta Asya’da sürekli yeni doğan erkek bebekleri ölmekte olan aileler, bu durumu engellemek için, bebeklerini , yüzülerek kurutulmuş bir kurt kafası derisinin ortasından geçirmekteydiler. Bu değişimdi , karanlık güçleri şaşırtabilir, onlara yön saptırabilirdi, böylece bebeğe ilişemezlerdi.

Anadolu’da kurdun alnında bulunan en uzun kılı koparan kişinin ise, kendi ölümünü geciktireceğine inanılırdı. Kurt pençesinin küçük çocukların yataklarına beşiklerine asılması, yine koruma amacı taşıyordu. Tabi burunları delinerek kurt kılı geçirilen ve cesaretinin kat kat artacağına inanılan oğlan çocukları ile, doğuramıyorsa, kurt başı motifli madeni kemer takması önerilen kadınlar, kurt pençesi ile korkuları tedavi edildiğine inanan hastalar da, hep kurdun taşıdığı gücü arama ihtiyacı ile karşılaşmışlardır.

Kurutularak toz haline getirilen kurt gözü, sürme gibi göze çekilir, böylece, bunu yapan kişi açısından çok iyi görebilmek , nazardan, hastalıktan korunmak mümkün kılınabilirdi, hatta bebekleri yıkarken suya bu tozdan atılırdı.

Ne olursa olsun, kurt saygınlığını korur ve gökten soğuk havalarda ona yiyeceği kuşların gönderildiği, hatta kutsal helva -manna benzeri bir yiyecekle, haftada bir gün ilahi bir yolla beslenildiklerine inanılır. Kara kışta kurdun payı olması istenilen yiyecekler de, insanlar tarafından orman sınırlarına bırakılır, zira kurt, manevi bir saygınlığı barındırmaktadır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir