Prekognisyon: Gelecek önceden bilinebilir mi

İnsanoğlunun, sadece fiziki bedene sahip ve beş duyusu ile dünyayı algılayıp, yorumlayan bir varlık olmadığı, artık günümüz çevrelerince hatta bilim insanlarınca bile daha fazla kabul görmeye başlamıştır. Ama insanoğlunun hala bilim tarafından açıklanamayan; parapsikologlar tarafından sayısız vakalar ile kanıtlanan fakat onların bile bu fenomenlerin nasıl oluştuğu konusunda fikir ayrılıklarına düştükleri birçok yeteneği vardır. Biz bunlara ruhsal fenomenler ismini veririz. Ruhsal fenomenler arasında en bilinenleri: Telepati, Telekinezi, Levitasyon, Astral seyahat, Durugörü, Psikometri ve Prekognisyon vb. Ama en ilgi çekenlerinden biri kesinlikle prekognisyon olmaktadır.

Prekognisyon, meydana gelecek olayların önceden altıncı his aracılığıyla algılanması durumuna verilen addır. Bu fenomen medyumsal yeteneği olan insanlarda daha çok görülmekle birlikte; aslında insanın spiritüel tarafına inanması ve bu konuda farkındalığını geliştirmesiyle de yaşayabileceği bir fenomendir. Hatta bazen bu fenomenin, spiritüel anlamda farkındalığa sahip olmayan insanlarda da görüldüğü bilinmektedir.

Bu yeteneğe sahip insanlar prekognisyon fenomenini %60 oranında rüyalar aracılığıyla, %40 oranında ise vizyon(halk arasında gündüz düşü olarak da yorumlanır) şeklinde yaşamaktadırlar. Bu vakaların çoğunluğunda bireyler daha çok duygusal bağ kurduğu kişilerle ilgili görebildiği gibi toplumsal olaylarla ilgili de prekognisyon görebilmektedirler. Bu özelliğe sahip kişilerin, gittiği bir yerde ya da yaşadığı bir olay sonrasında “Ben bu durumu daha önce yaşadım.” Ya da “Ben buraya daha önce gelmiş gibiyim.” Dediklerini duyabilirsiniz. Bu fenomeni deneyimleyen Bayan X’in yaşadıklarına bakalım:

Prekognisyon: Gelecek önceden bilinebilir mi?
Prekognisyon: Gelecek önceden bilinebilir mi?

“Babam, ani bir kalp krizi geçirmiş ve hastaneye kaldırılmıştı. Kalp damalarından birinin tıkanık olduğu söylenmiş ve acilen ameliyata alınmıştı. Ameliyat sonucunda babam tamamen iyileşmiş ve evine taburcu edilmişti. Bu olaydan 2 ay sonra bir gece rüyamda hastanede olduğumu gördüm. Hastane çok tanıdıktı ama hangisi olduğunu çıkaramamıştım. Bir odaya doğru ilerledim ve odadan doktor çıktı ve bana ‘Babanın vakti doldu.’ Dedi. Ben ise derin bir üzüntüyle aniden uyandım. Ama bu rüyayı bir türlü üstümden atamamıştım. 3 gün sonra babam yine rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı fakat maalesef bu sefer vefat etti. Üstelik vefatı rüyamda gördüğüm hastanede olmuştu.”

Bayan X, babasının öleceğini önceden görmüştü. Bu yeteneğe sahip olmak iyi midir yoksa kötü müdür; karar vermesi zor olsa gerek.

“Ne geçmiş vardır, ne de gelecek; sadece sonsuz bir şimdi vardır.” Abraham Cowley

Peki gerçekten geleceği mi görüyoruz? Yoksa aslında gelecek ve geçmiş yok, her şey anda oluyor ve bu yeteneğe sahip kişiler aslında o anda olan durumları mı görüyorlar?

Kuantum teorisyenleri (Einstein, Bohr, Schrödinger, Louis de Broglie, Heisenberg, Born) “objektif zaman” kavramını ortaya atmıştır. Objektif zaman içerisinde bütün olaylar gözlemlenebilir. Hatta gelecek bile… Bu konuda sadece kuantum fizikçileri değil, spiritüalist görüşler de hemfikirdi. Hatta medyumik kanal vasıtasıyla alınan ruhsal bilgilerin çoğunda zamanın göreliliğinden bahsediliyordu. Mesela medyum Lee Carroll  Kryon adlı bir varlıktan alınan bilgiye göre zaman şu şekilde tanımlamıştır:

“Siz zamanı doğrusal ve sürekli olarak ileriye ve geriye doğru, sadece iki boyutlu olarak algılarsınız. O asla durmadığı için siz asla “şimdi”de olamazsınız. Sadece son birkaç nesildir, zamanın göreceli olduğunu, sürekli ve değişmez olmadığını fark ettiniz ama hala üçüncü boyutu hakkında hiçbir kavrama sahip değilsiniz. Zaman, sizin bildiğiniz şekliyle mevcut değildir. Anladığınız şekil, derslerinize izin vermek, o sırada üzerinde var olabileceğiniz bir platform sunmak için yaratılmıştı. Sürekli, “güvenli” zaman bir dünya kavramıdır. Benim bulunduğum tarafta çok farklı bir zaman kavramı vardır ve her şey şimdi’de bulunur. Onun üçüncü boyutu dikeydir. O balonda olduğu gibi, bir geçmiş ya da gelecek yoktur. Her şey balonda bulunduğunuz noktaya göre bir merkez noktasını yansıtır. “

Tabi kuantum teorisi ve spiritüalistlerin zamanın göreliliğinden bahsetmesi bir kavramı çürütmüş oluyordu o da kadercilik(fatalizm)’di. Fatalizm’e göre insanın yaşayacağı tüm olaylar önceden belirlenmiştir ve değiştirilemez. İnsanlar başlarına gelecek olanları öğrenseler bile buna hükmedemezler. Fakat bu yeni görüşe göre insanlar, geleceğini her gün kendi yaratır. İnsanlarının bu kendi iradesiyle yaratımlarının, ilahi irade denetiminde ve nedensellik kurallarıyla da sonuçlarını yaşarlar. Ve bu yaratım sadece tek kişiyi değil tüm iletişimde olduklarıyla birlikte işler. Hatta toplumlar da bu yasalara dâhildir. Bir nevi tüme varımdır. İşte prekognisyon fenomenini deneyimleyen bireyler aslında zamanında göreliliği kullanarak geleceklerini değil o anda yaşadıklarını görürler. Bir nevi çember içerisinde dönmek gibidir. Gelecek aslında geçmiş, geçmiş aslında gelecektedir yani AN’dadır. Şimdilik çok karışık bir kavram gibi gelse de ileride özellikle bilim dünyasının ve parapsikolojinin bu konularda daha fazla açılım yapacağından ve tabi insanlığın farkındalığının da artacağından eminim.

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.