Psişik Çocuklar: Çocuklarda Duyu Dışı Algılama

Mina ve Mete dışarıdan bakıldığında normal çocuklar olarak görülebilir. İkisi de okula gider, oyunlar oynar, ailesiyle vakit geçirir… Fakat onlar aynı zamanda farklı birtakım özelliklere sahipler. Mete, “Ben insanları iyileştirebiliyorum,” diyor. Mina ise ölmüş anneannesini gördüğünden bahsediyor. Mina ve Mete gibi çocuklar duyu dışı algılamaları yüksek yani 5 duyu ile algılanamayan titreşimleri tıpkı kuyumcu kantarı gibi hassas bir şekilde algılayabilen çocuklardır. Bu yüzden onlara psişik çocuklar da diyebiliriz. İşte bu yazımda psişik çocukların duyu dışı algılamalarının, hayal güçlerinin ürünleri olup olmadığını ve bunların kalıtımsal bağlantılarını keşfedecek, ardından bu çocuklarla iletişim kurmanın 8 yolunu öğreneceksiniz.

Sandie Bershad: “Her zaman ruhlar tarafından ziyaret edildim”

 Şimdi 17 yaşında olan Sandie, 10-11 yaşlarındayken yoğun olarak yaşadığı psişik deneyimlerini onu anlamadıkları için arkadaşlarına anlatamayıp yalnız kaldığını ve derin bir depresyona girdiğini ifade ediyor. Bu yüzden genellikle yetişkinlerin arkadaşlığını tercih etmiş. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu teşhisi konan Sandie, yıllarca ilaç tedavisi görmüş ancak büyüdükçe diğer insanların göremedikleri bazı varlıkları görme ve duyamadıkları sesleri duyma gibi özel yetenekleri olduğunu fark etmiş. İlk başlarda korkmuş, fakat sonra onlardan korkmak yerine bu yeteneklerini kabullenmeyi seçmiş. Sandie, “Her zaman ruhlar tarafından ziyaret edildim. Son iki yıldır ruhsal bir yoldaydım ve psişik yeteneklerimle birçok insana yardım etmeye geldim,” diye tanımlıyor kendisini.

Sandie örneğinde olduğu gibi psişik deneyim yaşayan birçok çocuk – ki sadece çocuklar değil yetişkinler de- dalga geçildiği, anlaşılmadığı için bir süre sonra deneyimlerinden kimseye bahsetmediklerini ve bu psişik yeteneklerini kabullenip, nasıl yönetmeleri gerektiğini öğrendiklerini ifade ediyor. Sandie’nin de yaptığı tam olarak bu olmuş. Keşke farklı bir seçeneği olsaydı…

12 yaşındaki Deniz: “Sesler duyuyorum ve ölmüş insanlar benimle konuşuyor”

Deniz, ölülerle iletişim kurduğunu hatta nasıl öldüklerini ona gösterdiklerini söylüyor. Deniz’in annesi Gül, Deniz’in 10 yaşlarındayken geceleri uyumakta zorlandığını, ona neden uyumadığını sorduğunda ise “Sesler duyuyorum. Ölmüş insanlar benimle konuşuyor ve odam çok gürültülü,” şeklinde cevap verdiğini ifade ediyor. Deniz’in ailesi onun sadece hayal gücü yüksek bir çocuk olduğunu ve bu gibi şeylerin normal olmadığını düşündükleri için yıllarca Deniz’i terapistlere götürmüşler, fakat herhangi bir sonuç alamamışlar. Deniz’in bu deneyimleri yaşaması bir yana bir de ebeveynleri tarafından anlaşılmaması da onun için oldukça zor olmuş olmalı…

14 Yaşındaki John: “Bazen yaralı, bazen kolsuz ve bacaksız insanlar gibiydiler”

14 yaşındaki John, çok daha küçük yaşlarda başlayan rahatsız edici doğaüstü vizyonlarından korktuğunu ifade ediyor. Artık ara sıra ortaya çıktıklarını ve onları kısmen yönetmeyi öğrendiğini de ekliyor. John, gördüğü varlıkları “Bazen yaralı, bazen kolsuz ve bacaksız insanlar gibiydiler,” şeklinde tarif ediyor. John’un annesi Catherine ise “John korkunç kabuslar görürdü. Bu kabuslarında gördüklerinin resimlerini çizmesini isterdim ve çizdikleri şekli bozulmuş, garip varlıklardı,” diyerek yaşadıklarını ifade etmiştir. John için onları görmek bir korku filminim içinde yaşamak gibi olmalı değil mi?

Her ne kadar bu deneyimler olağandışı gibi görünse de Sandie, Deniz ve John gibi psişik çocuklar yalnız değil. Dünyanın hemen hemen her yerinde olağandışı olarak görünen bu deneyimleri, hayatlarının olağan akışında sıkça yaşayan ve anlaşılmayı bekleyen çocuklar var. Bu yüzden ebeveynlerinin ve bu çocuklarla temas kuran kişilerin onlara karşı tutumları oldukça önem arz ediyor. Bu psişik çocukların ebeveynleri veya yakınları bu tarz fenomenlere kapalıysalar hem kendileri hem de bu çocuklar için durumu zorlaştırmaktan başka bir şey yapmıyorlar demektir. Bu yüzden psişik çocukların yaşadıklarını anlamak ve onlara uygun şekilde yaklaşmak tek çözümdür. Zira reddetmek çözüm olmayacak aksine çocuğu yalnızlaştıracak ve daha fazla korkmasına sebep olacaktır.

Tüm Bunlar Çocukların Hayal Gücü mü?

Bir çocuğun dünyası olağanüstü şeylerle doludur: Canlı hayal gücü, hayali arkadaşlar, saflık, doğallık, bizlerden çok farklı iyi, kötü, doğru ve yanlış algıları, sınırsız merak duygusu… Her ne kadar canlı hayal güçleri olsa da “Ölmüş babaannemi görüyorum,” diyen bir çocuğa “Bu hayal gücünün bir ürünü,” demek doğru değil. Yetişkinler olarak bir çocuğun dünyayı nasıl gördüğünü anlamamız zor ancak kendi çocukluğumuzu hatırlarsak belki onlara biraz empati yapabiliriz. Bu da her yetişkin için mümkün olmuyor ne yazık ki… Çünkü biz yetişkinler psişik algılarımızı çoktan kapadık. Bu gibi deneyimlerin ‘normal olmayan bir insana!’ ait olduğu ve eğer sağlıklı bir zihne sahip olmak istiyorsak, böyle şeyler yaşamamamız gerektiği öğretildi bize. Sanki tüm bu deneyimleri yaşayan insanlar sağlıksız bir zihin yapısına sahipmiş gibi… Hatta bu, bilinçaltımızın en derinlerine kodlandı. Dolayısıyla bizler de aynı şeyleri kendi çocuklarımıza yapıyoruz ister istemez. Çocuğumuz, “Anne ben hayalet görüyorum,” dediğinde bunun normal olmadığını düşünüyor ve hemen bir terapiste götürüyoruz. Hatta yeri geliyor ilaçlara mahkûm ediyoruz. Elbette burada çocuğu terapiste götürmeyin demek istemiyorum, fakat sağ beyinlerini daha aktif kullandıklarını dolayısıyla duyu dışı algılamaya daha açık olduklarını unutmamız gerekiyor. Hayalet gördüm diyen bir çocuğun illa zihinsel bir problemi olması gerekmiyor.

Çocukların Duyu Dışı Algılamaları Neden Bu Kadar Fazla?

“Bir çocuğun gözünde dünyanın 7 harikası yoktur; 7 milyon harika vardır.”

Walt Streightiff

Birincisi; çocuklar ilahi kaynağa daha yakındırlar. Dünyaya henüz bedenlenmiş bu ruhlar, geldikleri kaynak ile bağlarını yetişkinler kadar azaltmamışlardır. Dolayısıyla psişik fenomenlere daha açık olurlar. Bunu, A eğitimini yeni bitirmiş birinin bu eğitimden edindiği bilgileri hatırlaması ile A eğitimini bir sene önce bitirmiş birinin bu eğitimden edindiği bilgileri hatırlamasını karşılaştırarak anlayabilirsiniz. Birinin bilgisi henüz çok taze olduğu için hatırlaması daha kolay olacakken, diğerinin bu bilgileri unutma olasılığı daha fazla olacaktır.

İkincisi; bu çocukların zihinleri henüz çok fazla girdiye maruz kalmamıştır. Önyargılar, değerler, normlar, gelenekler, kurallar onlar için önemsizdir. Bir insanın ten rengi, cinsiyeti, ırkı, ekonomik durumu, kültürel farklılıkları onlar için değersizdir. Bu yüzden bu gibi psişik deneyimleri yetişkinlere göre daha fazla yaşamalarının bir nedeni de henüz önyargıları oluşmadığı ve zihinlere çok fazla bu tarz bilgi girmediği için daha açık bir zihne sahip olmalarıdır. Biz yetişkinlerde ise durum tam tersidir. “Bunu anlatsam hakkımda ne düşünülür?”, “Ben hasta mıyım?” şeklindeki yargılarımızla hemen gördüklerimize ket vurmaya çalışır, yaşasak bile bu deneyimleri mantık çerçevesine oturtmaya ve kendimizi bunları yaşamadığımıza, hayal gördüğümüze ikna etmeye çalışırız. Bu bir anlamda doğaldır, çünkü bu, bir insanın psişesini koruma yöntemidir. Yaşamımızı idame ettirmemiz ve toplum içine karışmamız için bu gereklidir, fakat elbette fazlası zararlıdır. Fazla olduğunda denge bozulur ve ruh sağlığımızı olumsuz etkiler.

Üçüncüsü; az önce bahsettiğim gibi çocuklar sağ beyinlerini daha aktif kullanırlar. Biz yetişkinler olarak sol beynimizi (mantık, muhakeme, hesaplama, bilinç, sayı, sembol) daha aktif kullanır; sağ beynimizi (hayal gücü, ilham, rüyalar, psişik algılamalar, bilinçaltı, görsel) baskılarız. Yeri gelir hayal kurmaktan bile imtina ederiz. İşte çocuklarda bu yoktur. Bu yüzden de hayal güçleri sınırsız ve çok canlıdır. Bizim kapalılığımız ise psişik çocukları bu anlamda anlamamızı zorlaştırır. Çocuk, “Hayalet gördüm,” der bizler ise hemen sol beynimizi ve yargılarımızı devreye alarak, “Saçmalama! Hayalet diye bir şey yoktur,” deriz ve çocuğu saçmaladığına ikna ederiz. Sonra da çocuk tıpkı bizim gibi yavaş yavaş bu algılarını kapatmaya başlar. Psişik algılarımızı neden bu kadar kapattığımızı ya da neden bu kadar maddi dünyaya kendimizi kaptırdığımızı bilmiyorum. Bildiğim tek şey; insanın sadece etten kemikten oluşmadığı ve duyu dışı algılamanın aslında her insanda bulunduğu sadece bunu baskıladığımız yönünde. Çünkü “NORMAL” olmalıyız! Değil mi?

Ayrıca psişik çocukların kişisel karmaları da bu deneyimleri yaşamalarında etkilidir. Yani bu çocuklar, bu deneyimleri yaşamaları hatta çevresindeki insanlara da yaşatması gerektiği için bu kader planı ile doğuyorlar.

Psişik Yetenekler Kalıtımsal mıdır?

Evet, psişik yetenekler kalıtımsaldır. İskoçya’da yapılan bir araştırma, psişik yeteneği olan kişilerin bir aile üyesinde de aynı yeteneğin olduğunu rapor etmesi yüksek çıkmıştır (Cohn, 1994). Bir başka araştırmada ise psişik yeteneklerin gerçekten de otomozal dominant kalıtım yolu ile aktarıldığı bulgulanmıştır (Cohn, 1999). Yani bu, ebeveynlerinizden birinin psişik yeteneği varsa buna sahip olma şansınızın yüzde 50 olduğu anlamına gelir. Eğer her iki ebeveyniniz de psişik yeteneğe sahipse, yüzde 50 ila 100 arasında size aktarılma olasılığı var demektir.

Bir diğer araştırma ise vahşi tip DNA ile ilgili. Ama bunu anlamak için önce DNA’nın kısımları nedir ona bakalım.

DNA iki kısımdan oluşur: Proteinleri kodlayan kısımlar eksonlar ve proteinleri kodlamayan kısımlar ise intronlar olarak adlandırılır. Çok yakın zamana kadar intronların, ekzonlardan daha az önemli olduğuna inanılıyordu. Bu nedenle, intronlar DNA’nın yaklaşık %97‘sini oluşturmalarına rağmen “hurda” DNA olarak anılmış ve işlevsiz olarak görülmüştü. Düşünsenize DNA’nızın yaklaşık %97’sini oluşturacak, ama İŞLEVSİZ! olacak. Bu pek mantıklı görünmüyor. Neyse ki bugün intronların önemli olduğunu biliyoruz. İntronlar, genlerin nasıl ifade edildiğini kontrol ediyor.

Duyu Dışı Algılamada Vahşi Tip DNA

IONS Noetik Bilimler Enstitüsü, intronlar ve ekzonlarla bağlantılı bir araştırma gerçekleştirmiş. Bu araştırmalarında çok adımlı bir test ve mülakat süreciyle dünya çapında 3.000’den fazla insanı tarayan IONS, sonrasında bu örneklem grubunu aile üyelerinin benzer yetenekler bildirdiği 13 yüksek performanslı psişikten oluşan bir çekirdek gruba kadar indirdi. Daha sonra onları (yaş, cinsiyet ve ırka göre) herhangi bir psişik yeteneğe sahip olmayan ve bu yetenekleri olan herhangi bir aile üyesine sahip insanlarla eşleştirdi. Ardından tüm katılımcılardan tükürük topladı ve DNA haritaları çıkarıldı.

Araştırmalarının sonucunda psişikler ve psişik olmayanlar arasında ekzonlarda herhangi bir fark bulamadılar. Ancak intronların farklı olan bir bölümü olduğunu bulguladılar. Psişikler, “vahşi tip” olarak adlandırılan ve kodlanmayan DNA’larının bir bölümüne sahipti. Bu vahşi tip denilen bölüm, DNA dizisinin orijinal versiyonu ve bir mutasyon ya da varyant olmayan bir dizi intron olduğu için bu onun bir proteini kodlamadığı, bunun yerine komşu genlerin aktivite seviyelerini düzenlediği anlamına gelir. İşte bu vahşi tip denilen DNA’nın bu bölümü, bizim ailemizden aldığımız psişik genlerimizi içeriyor ve sonuç olarak çocukların psişik yetenekleri, ebeveynlerinden hatta büyük büyük anne veya babalarından bile aktarılmış olabiliyor. Tıpkı İsviçreli Psikiyatr Carl G. Jung’ın da ifade ettiği gibi:

“Ebeveynlerim, büyükanne, büyükbabalarım ve daha uzak atalarım tarafından tamamlanmamış, cevaplanmamış halde bırakılan şeylerin ve soruların etkisi altında olduğuma kuvvetle inanıyorum. Sıklıkla, bir ailede ebeveynlerden çocuklara geçen kişisel olmayan bir karma var gibi görünür. Bana her zaman, önceki nesillerin yarım bıraktığı, tamamlamam veya belki de devam ettirmem gereken şeyler var gibi gelmiştir.”

Psişik Çocuklarla İletişim Kurmanın 8 Yolu

1) Onları Dinleyin

Onları gerçekten dinleyin. Çocuk hayalet gördüğünü söylüyorsa, bu onun enerji alanında gerçekten yaşanıyor demektir.  Bu yüzden onları yargılamadan veya alay etmeden dinlemek, psişik bir çocuğu desteklemenin en iyi yollarından biridir. Deneyimlerini sizinle özgürce paylaşmak ve kendilerini güvende hissedecekleri açık bir iletişim kurmak için elinizden gelenin en iyisini yapın. Ayrıca bu çocuklarla kurulan iletişim muhakkak empati temelinin üzerine oturtulmalı. Yani çocuğa direkt “Hayal görüyorsun!” ya da “Saçmalama, yok öyle bir şey!” deyip reddetmek yerine önce onun ne hissettiğini ne yaşadığını anlamak gerekiyor.

2)Deneyimlerinin Normal Olduğunu Anlamalarına Yardımcı Olun

Bu çocuklara genellikle psişik yeteneklere sahip olmanın garip, kötü veya endişelenecek bir şey olduğu hissettirilir. Psişik çocuğun diğer birçok çocuk ve yetişkinin onunla benzer deneyimler yaşadığını ve bunun tamamen normal olduğunu anlamasına yardımcı olmalısınız. Onların sorunlu bir düşünce sistemlerinin olduğunu veya bu gördüklerinin normal olmadığını söylememelisiniz. Hatta bu deneyimleri yaşayan tanıdığınız biri varsa onu örnek gösterebilirsiniz.

3)Ne Hissettiklerini Sorun

Duygularımız bizi tanımlar. Bir insanın duyguları, onun ne düşündüğü ve ne istediği hakkında fikir verebilir. Bir çocuk ise duygularını daha derinden yaşar. Bu yüzden psişik deneyimler yaşayan bir çocuk varsa bu deneyimlerinin onda uyandırdığı duyguları anlamak ve yardımcı olmak çok önemlidir. Özellikle korkuyorlarsa, bu konuda ona neyin iyi geleceğini düşündüklerini sorun. Bu çocuklar genellikle enerjilerini yönetmek ve ortaya çıkan bu durumlarla başa çıkmak için neye ihtiyaçları olduğunu içsel olarak bilirler. Bazen bir gece lambası kadar basit bir şey, geceleri ruhları görmenin yükünü hafifletebilir veya üzerlerinde bir kristal taşımak enerjilerini korumak adına yarar sağlayabilir. Bazı çocuklar uyku arkadaşlarından hoşlanırlar. Onlara böyle bir arkadaş alabilirsiniz. Özellikle uykuda rahatsız oluyorlarsa, uyku öncesi onlara kitap okuyabilir ve streslerini azaltabilirsiniz

4)Psişik Koruma

Psişik yetenekleri olan çocukları enerjetik anlamda korumaya almanız onlara yardımcı olacaktır. Gerek kendiniz gerekse bir başkası onlara bu anlamda nasıl korunacağını anlatabilir veya bir enerji çalışması yapabilir. Çocuk küçükse bunu siz de yapabilirsiniz. Örneğin, bir Reiki seansı, uzaktan niyet ederek enerji gönderme, dua okuma veya bir enerji uzmanından yardım isteme gibi…

5)Sağlıklı Seçimler Yapın

Doğal ürünleri tercih etmek, şeker, tuz kullanımını ve işlenmiş gıdaları azaltmak hem bizim hem çocuklarımızın enerji alanları güçlendirmek aynı zamanda beden sağlığınızı korumak için gereklidir. Bu yüzden elinizden geldiğince doğal deterjanlar, temizlik ürünleri, şampuanlar kullanmak aynı zamanda şekeri sınırlandırmak, yapay ve işlenmiş gıdaları beslenmenizden çıkarmak hem çocukların hem de kendi sağlığınız üzerinde şaşırtıcı derecede güçlü bir etkiye sahip olacaktır. Atatürk’ün dediği gibi, “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” Sağlam vücut ise bize sağlam bir enerji alanı yaratacaktır.

6)Deneyimlerini Kimlerle Paylaşabileceği Konusunda Onlara Tavsiyeler Verin

Psişik çocuğa, bazı arkadaşlarının bu deneyimlerini anlamakta zorlanabileceğini ve bunu kimlerle paylaşıp kimlerle paylaşmaması gerektiği konusunda tavsiyeler verin. Bu deneyimlerini herkesle paylaşamaması gerektiğini uygun bir dille ona söyleyin.

7) Deneyimlerini Bir Günlüğe Yazmasını Önerin

Psişik çocukların deneyimlerini bir günlüğe yazmalarını teşvik etmek, bu deneyimlerini anlamanın aynı zamanda bunların ne zaman ve neden geldiğini ayırt etmesini öğrenmesinin harika bir yoludur. Ayrıca günlük tutmak, çocuğun bu anlamda stresinin azalmasına da yardımcı olacaktır. Bunun için psişik deneyimlerini mümkün olan en kısa sürede bir günlüğe yazmasını isteyin. Aksi takdirde unutabilir.

8) Onları Sevin!

Son olarak ve belki de en önemlisi: SevgiOnları sevin ve sevginizi gösterin. Sevgi çok güçlü bir koruyucudur. Bir çocuğa kendini tamamen sevgi ve ışıkla çevrelemeyi öğretebilirsiniz. Sanki güneş kadar parlak bir ışık battaniyesine sarılmış gibi olduğunu hayal ettirebilirsiniz. Bu basit imgeleme süreci, onları daha düşük titreşimli varlıklardan ve enerjilerden korumaya, odaklarını korkudan sevgiye kaydırmalarına yardımcı olacaktır. Ayrıca çocuğunuzu sevginin sıcak, rahatlatıcı enerjisiyle sardığınızda ve yanında olduğunuzu hissettirdiğinizde kendilerine olan inançlarını, öz sevgilerini güçlendirmelerine yardımcı olmuş olacaksınız. Sevgi bir insanın en temel ihtiyacıdır. Bunu unutmayın.

Son olarak bu yazımda zihinsel hastalıklar konu dışı tutulmuştur. Bu sebeple siz bir terapistten yardım almayı da ihmal etmeyin.

Yazımda yararlandığım kaynaklar:

https://abcnews.go.com/2020/psychic-kids-supernatural-powers-claim-speak-dead/story?id=7916213
https://abcnews.go.com/GMA/AmericanFamily/story?id=1332961
https://noetic.org/blog/do-psychic-abilities-run-in-families/
https://www.toronto.com/news-story/9026697-does-your-child-have-psychic-abilities-/
https://www.spiritualresearchfoundation.org/spiritual-research/spiritual-phenomena/divine-children/divine-spiritual-children/?gclid=Cj0KCQiA95aRBhCsARIsAC2xvfz_c8avgJLiAXRqCfTnDZx3LEuJGTsZXxvqg9zig_52VOamzCv7VCIaAsQ9EALw_wcB
http://www.eurogentest.org/index.php?id=268
https://www.ask-angels.com/spiritual-guidance/psychic-children/


Bu yazı https://yuvayayolculuk.com için yazılmıştır. Bu yazının kaynak gösterilmeden kopyalanması ve kullanılması “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası“na göre suçtur.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x