Sevgi

Sevgi bir çiçek gibi açar. Açtığında kokusunu her yöne doğru yayar.
Bütün varoluş, evren, yaşam, doğa, insan, tamamıyla sevgiden oluşur. Makrodan mikroya her şey sevgidir. Parçalar ve bütün, içinde sevgiyi barındırır.İnsan sevgiyle çiçek açtığında mikrodan makroya, sevgisi her yöne doğru yayılır. Parçası olduğu varoluşun bütününe sevgiyle ulaşır.

Sevgiyle anlamak nasıl olur?

Bütün hakkında bilgili olmanın sayısız yolu vardır, insan sadece bilerek bütüne ulaşacağını zanneder; fakat bütün bilinemez, bütünün bilgisi bilmekten değil sevmekten gelir. Bütün ancak sevgiyle idrak edilebilir. İnsan, varoluş hakkında her şeyi bilse bile, onu kalp yoluyla bilmediği sürece idrak edemez.

Bilgi başkalarının tecrübesidir, dışarıdan gelir, ikinci eldir; kalp tecrübeyle bilir, kalbin bilgisi birinci eldir, içeriden gelir. Dışarıdan alınan bilgi ancak kalple tecrübe edildiğinde insan sevgiyle çiçek açabilir.

Sevgi kaynaktır.

İnsan kendi içindeki sevgi kaynağını fark ettiğinde, sevgisi sonsuzluğa doğru yol almaya başlar; kendini sevmeye başladığında her şeyi sevmeye başlar. İçeride başlayan sevgi, bütün varoluşa yayılır. İnsanın kendisiyle başlayan sevgi, çevresindeki insanlara, ailesine, arkadaşlarına, sevgilisine, canlılara, doğaya, evrene, varoluşa yayılır.

Kendisinin kaynak olduğunu fark etmeyen insan ise sevginin dışarıdan içeri gelmesi gerektiğini düşünür. Başkaları onu çok sevdiğinde, sevgiyi hissedeceğini zannederek sevgiyi dışarıdan talep eder. Kaynağı kendinde olan sevgiyi, dışarıdan almaya çalışır. İçeride olandan habersiz, dışarıda sevgi aramaya çıkar.

Sevgi Kaynaktır

Elbette bütün varoluş sevgi için kaynaktır. İçeriden dışarıya olduğu kadar dışarıdan içeriye de sevgi akar; fakat kendi içindeki sevgi kaynağının farkında olamayan insan, varoluştan kendisine koşulsuzca akmakta olan sevgiyi de fark edemeyecektir. İnsan yalnızca kendi içinde olan sevgiyi bulduğunda, dışarıda olanı da bulacaktır.

Sevgi, verirken almaktır.

İnsan içindeki sevgi kaynağını kullandığında vericidir. Sevgisiyle varoluşa dahil olur. Severek sevgiyi tecrübe eder. Kendi sevme tecrübesi doğrultusunda sevginin ne olduğunu yorumlar. Sevginin tanımını kendi tecrübesine göre yapar. Aldığı sevgiyi de bu tanıma göre değerlendirir. Aldığını, kendisi nasıl veriyorsa o şekilde görür; kişi kendisinden bilir işi misali.

İnsanın sevgiyi alma hali, verme halini yansıtır.

Sevgiyi alma tarafında, değersizlik hissinden dolayı, başkalarının ona ayrıcalıklı bir sevgi göstermesini bekleyen birisi, kıskanç tavırlar sergiler. İçindeki öz sevgi ihtiyacını gidermek için, dışarıdan yoğun bir şekilde sevgi almaya ihtiyaç duyar; ancak bu şekilde sevildiğine inanır. Sevgi gösteren kişilerin, kendisinden başka birilerine de sevgi gösteriyor olmasını kabullenemez. Bu durum ona sevilirken özel ve ayrıcalıklı olmadığını hissettirir. Dolayısıyla sevgi tanımında, sevginin bir tek ona yönelmiş olması koşulu vardır.

Sevgiyi verme tarafinda ise, yine kıskanç tavırlar sergiler. Sevgi gösterdiği kişilere başkalarının da sevgi gösteriyor olmasını kabullenemez. Bu durumda, kendi sevgisinin özel ve ayrıcalıklı olmadığını düşünür. Dolayısıyla sevgi tanımına, sevdiği kişinin yalnızca onun tarafından sevilebileceği koşulunu da eklemiş olur.

Sevgiyi bu şekilde tanımlayan birisi için: alırken, aldığı sevgi bir tek kendisine özel olmalıdır; verirken, verdiği sevgi karşı taraf için tek ve özel olmalıdır. Sergilediği kıskançlık, karşı taraftan beklediği kıskançlıkır. Alıkenki hali, verirken ki halini yansıtır.

Gerçek sevgi koşulsuzdur.

Verirken karşılığında alma koşulu yoktur, alırken karşılığında borçlanma koşulu yoktur.
İki insan, koşulsuz sevgi ile bağ kurduğunda; almak için vermek yoktur, borçlandığı için vermek yoktur. Odak noktası almak değildir, vermektir. Gönülden gelen kendiliğinden dışarı taşar, koşulsuz bir şekilde vermek kendiliğinden olur.

İnsan dışarıdan almakla ilgilendiği sevgiyi kendisine verdiğinde, ihtiyacı olanın kendi sevgisi olduğunu anladığında, kendi kendine tam olduğunu fark eder, kendini kendi sevgisiyle besler. Bu tamamlanmışlık içinde artık dışarıdan almakla ilgilenmez, kendi içindeki sevgiyi varoluşa doğru yöneltir, sevgide verici olur. Kendisinden varoluşa doğru olan yolculukta, sevgi ile yol alır.

Neden sevgili?

Sevgili, insanın varoluşa açılması için aracıdır.

Sevgili aracılığıyla insan sevmeyi öğrenir, sevgiyle beslenmeyi, sevgisiyle beslemeyi öğrenir. Sevip sevildiğinde, yemeyi içmeyi bile unutur, vücudu canlanır, enerjisi yenilenir, ışıldamaya başlar, yaşamla bir olur. Yaşamı içinde hissettiğinde bütün yaşama karşı kendiliğinden sevgi beslemeye başlar, her şeye sevgiyle yaklaşır. Yaşamı bir kutlama haline gelir, anı yaşamaya ve keyif almaya başlar.

İnsan aynı hali tek başına da bulabilir, bu hali yaratan sevgi kaynağı insanın içindedir; fakat bu gücü fark etmek için insan başkasını sevebildiğini görmeye, sevme becerisini test etmeye ihtiyaç duyar. Sevgisinin yaratabileceği canlılığı başkasında görmek ister, kendi sevgisiyle beslendiğinde neler olacağını sevdiği kişiye bakarak anlar.

Bunun için illaki bir insanı sevmeye gerek yoktur. Varoluşun her bir parçası sevgilidir; insan, bir kediye, köpeğe, bir çocuğa, bir bitkiye sevgisini verdiğinde de sevgisinin besleyici gücünü gözlemler. Dışarıda bir şeyi gerçekten sevdiğinde; sevgi almak için ya da sevgide borçlandığı için değil, içinden taştığı için sevdiğinde, içindeki kaynak canlanır. İnsan bir kez bu kaynağın gücünü fark ettiğinde, sevgisi içeriye yönelir, kendi kendini beslemeye başlar, yaşamından tek başınayken de keyif almaya başlar.

Sevgilinin varlığında, onun sevgisiyle beslenip kendi sevgisiyle sevgiliyi ve varoluşu besler, sevmenin besleyici gücünü tecrübe eder; tek başınayken kendi içindeki sevgiyle beslenip hem kendini hem varoluşu besler.

Sevgiyi içeride bulup her yerde görmek, her yerde bulup içeride görmek. İnsanı varoluş ile bir yapan budur, sevgi.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir