Sırlar bekçisi gece

Geceye selam, taşıdığı sessizliğe, 
Dingin gölgeler eşliğinde geceye.
Selam yalnızlığa, uyandırdığım mum ışığına,
Ve sırdaş yıldızlara…
Tefekkür anlarına selam. 
Gizemli örtüyle saklayan günü, 
Düşlerle donatan mavili göğü, 
Derinleştirdi yine duyguları, gece, 
Abanoz heykeller seslenir bahçemde;
”Zayıf değilsin, kayıp değil, korkak hiç değil’’
Gecenin ruhu sütunlardan iner satır satır.
Yazısı yüklenir algılarıma ışıl ışıl.
Uyan, uyanış İlerleme’de, 
Gece Güç’tür; titreşimini dönüştürene,
Gece bazen,
Bil’meyi öğretir, sessizce zikrede’bil’ene… ( Ferda Ercan Uyulan, 18 Şubat 2015 )

Dünyadaki gece, ışıktan yoksunluk demek olsa da, iç bilgiden yoksunluğun, insanın kendi ruhaniyeti üzerine koyu bir bilinmezlik getirişi asıl gece karanlığıdır. Gecenin karanlığı, öte alemin yaşamındaki manevi bilinmezlik anlamını taşır.

Ezoterik anlamda geceleri ışığın karşısına geçen karanlık, zamanı daha fazla kırar, geçmişe dönük algılarla, düşleri idare eder. Gecenin bilinmezliği, gölge alanının esrarını taşır, ama sükütu; yalnızlığı susmayı ve kendini tinsel manada dinlemeyi sağlayıcıdır. Ayni zamanda rahatlama ve bedenin yenilenme zamanıdır. Bilinçaltının yolculukları ile, sembolizmi de geliştirir.

sirlar-bekcisi-gece

İnsan bir ağaç gibi, hem kökleri ile yere sımsıkı tutunur, hem de dalları ile göğe ebediyete uzanmak ister, aslında yalnızdır. Gece, öze dönmenin imkanlarını ve aşkını tetikler.

Geceyi kapkaranlık olmaktan çıkarmak, tasavvufta; gece ibadeti ile ifadesini bulur. Gün boyunca dünyevi meselelere yorulan kalp ve ruh, gecenin yönetimindeki zaman dilimleri içinde, bunların verilerini değerlendiren bir tefekküre ulaşma fırsatı yakalayabilir. Böylece tıpkı, geceleri oksijen alan bitkiler gibi yenilenir. İç ışık kaynağını aktive edebilir.

Beynimizdeki bir iç salgı bezi olan epifiz bezinin (Pineal Gland) biyolojik saatimizin merkezi gibi bir ödeve sahip olduğunu biliyoruz. Ruh- beden bağlantısını sağladığı Descartes tarafından da dile getirilmiş olan epifiz; bilinç unsurlarından biri ve Üçüncü Göz olarak da adlandırılıyor.

Gece-gündüz ve uyku ile ilgili biyoritmlerimizi ayarlayıp, hormonları kontrol edebiliyor. Epifiz, sadece geceleri yüksek oranda melatonin (uyku veren), pinolin (uyanıklık, zindelik veren), dimetiltriptamin (DMT-ruhani molekül) olarak bilinen nöro-hormonları salgılar.

Bu maddelerin bağışıklık sistemini güçlendirici olması elbette dikkat çekici. Ayrıca DMT salınımının, bilinçli kontrolüyle, üçüncü gözün açılabilirliği de öngörülmüş. “Ruhun Molekülü” olarak tanımlanan DMT, insanlara farklı algı düzeylerinde mistik deneyimlere erişme izni sağlayabiliyor.

Zira, trans ve zaman ötesi fiziki görsellikleri yaşatan molekül, zaman-mekan hissinde değişiklikler yaratıyor. Yalnız bununla sınırlı değil. Karanlıkta ve genelde gece 03’ten sonra çalışmaya başladığında uyanıp, zihnimizi fizik ötesi alanlara uzanmaya yönlendirirsek, bu bezin aktivasyonu amacına ulaşmış oluyor.

Gezegen saatlerinin önemi.

Gecenin yönettiği gündelik gece gezegen saati, güneş batışından doğuşuna dek geçen zaman dilimindeki tüm dakikaların toplamını hesaplayıp 12’ye bölmekle bulunur.

Gezegen saatleri daima, takvimindeki geceyi, bir önceki günün güneşin batmasından sonraki vakit olarak belirlemektedir. Perşembe gecesi, Çarşamba güneş batımı ardından gelen zamandadır. Bir gün 1440 dakika olsa da, senenin hiçbir gece veya günü bir diğeri ile aynı zaman süresinde olmuyor. Örnek olarak gün 1440 dakika, bulduğumuz o günün toplam gece dakikası 1440’dan çıkarılır, sonra da 12’ye bölünür, çıkan rakam bize, o günün her bir gezegen saati süresini vermektedir.

Güneşin doğduğu saat itibarı ile, 12 tane gündüz gezegen saati, günbatımı ve gece ile birlikte de 12 tane gece gezegen saati bulunur. Bir günün, güneş doğuş ve batış saatlerini tam olarak bilip, gezegen saatlerini buluruz. Bir günün, güneş doğuşundan batışına kadar olan zaman dilimi, dakika olarak hesaplanıp, bu sayı, 12’ye bölündüğünde, bize, o günün gündüz gezegen saatinin dakika sayısını verir.

Günün ilk gezegen saati, yani gün başlangıç saati gezegeni, aynı zamanda o günün gezegenidir.
Pazar: Güneş’le başlar, Güneş günüdür.
Pazartesi: Ay’la başlar, Ay günüdür.
Salı: Mars,

Çarşamba: Merkür,

Perşembe: Jüpiter,

Cuma: Venüs,

Cumartesi: Satürnle başladığı için Satürn günü olur.

Gezegen saatleri okült bir işlem için de, daima değerlendirme kapsamına alınmak durumundadır. Böylece, gezegenin etkisi ve akan tesirlerin yoğunlaştığı zamanlar kullanılabilir, gece yapılan uygulamaların etkinliği ise tartışılmaz.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir