Erkek

Ve geçen yazımızda “KADIN“dan bahsetmiştik, şimdi sıra geldi ERKEK’i anlatmaya

İşte geldim kendi dünyamı anlatmaya erkek adam ağlamaz ile başlayan bir yolculuk geliyor. Erkek gibi ol, erkekler üşümez, erkekler acıkmaz, erkekler acıya dayanıklıdır. Erkeklik bu ya bok sürdürmemek gerekiyor ağlaman gereken yerde susuyor, canının acıdığı yerde içine atıyor. Öfkelendiğin yerde güçlüsün ya yakıp yıkmayı öğreniyorsun. Baba böbürlenecek oğlum aslan diye. Anne sünepe bir çocuk yetiştirmek istemiyor bu yüzden mahallenin bütün kızları oğlunun sevgilisi olmalı. Oysa kızı da evde oturmalı bir yere gitmemeli ne o hafif kadın mı olacak! Mahallenin lafını mı getirtecek kendisine otursun yerine eksik etek gibi…

Erkekler, DNA’sından mıdır nedir; savaşmayı ve yok etmeyi çok erken yaşta öğrenmiş bir yaratım abidesidir. Gücün; tek mutlak değer olduğunu kabul eden ve gücü korumak için de hayvani bir iç güdü ile saldırganlaşan ve yakıp yıkan fırtına parçası… Deprem olur; yüz kişi ölür, erkeğin egosu tavan yapar, çıkar bir karar alır ve bir milyon insan ölür. Üstelik kadın, çocuk, adam, yaşlı, genç ve hayvan demeden öldürür. Dünyada ki tüm savaş kararlarını verenler erkeklerdir. Tüm serveti toplayıp dünyayı aç bırakanlarda öyle yine erkeklerdir. Sonra da Havva yüzünden başımıza bunlar geldi diye başlayıp, işin içinden sıyrılıp matah bir şeymiş gibi kadınları yok sayanlar da yine erkekler değil midir?

Bu kadar yerden yere vurmayalım değil mi erkekleri? Çünkü onlar, babalar ve eşler ve oğullar. Yükümlülükleri, sorumlulukları, acıları, dertleri, sıkıntıları dünyayı sırtlayacak cesaretleri bir devin yapacağı şeyden daha fazlasıdır. Gerçekten bir çocuk için “Benim babam Toyota gibi adam” olmalıdır ve babalarda çocukları için Toyota gibi adam olmaya çalışırlar. Ezilirler, sömürülürler, direnirler, emekçi olurlar, solcu olurlar, sağcı olurlar her kim olursa olsunlar aynı derecede yoksulluğa talimdirler. Evde yemek yapmak için para bekleyen kadını için çalışmak daha çok çalışmak zorundadırlar. Hakkını alamadığı yerde isyan ederler, isyan ettiği yerde cezaevine düşer işkence görürler. Aynası iştir kişinin diyerek tüm varını yoğunu zamanını ve yapabildiklerini çocuk ve eşlerinin geleceği için ortaya koyarlar.

Patronu işten atılacaklar listesine ilk onu koyar, aç kalmayı göze alamaz yenilmez yutulmaz tüm sözleri yutar, eve ekmek getirmek adına. Bir aslan olan varoluşunu bir kediye teslim eder ve yenilgilerin en acısını yaşar her zaman. Evdekilere aş götürülecekse ve bunun için emek ve beden ve ömür verilecekse verilmeli diyerek teslim eder kendisini eti senin kemiği benim çalışma hayatına.

Ve başlar yaşamın mitosu….

İlk olarak ben bildim sevmeyi dedi hak…
Ve hakkın sevgisini ilk ben taşıdım dedi yüreğinde erkek…
Ve ilk çocuğu doğurduğunda anladı kadın, sevginin ne hal olduğunu…
Ve ilk o zaman anladı erkek, hayatın tüm sevgilerinin bir bedeli olduğunu ve o bedelinde canı ile ödeneceğini.

Ödendi ve başladı savaşlar, seferler, ölümler, kan kusan makineler.
Ölümlerden ölüm beğenen tanrıya adanan gafil avlanmış hayatlar ve çukurlara doldurulan yeşil paraların üzerine serpilen sarımtırak renkleri ile altınlar.
Öyle çoktu maden işçilerinin kara kömür ocaklarında yitişleri.
En çok ama en çok çocukları ağlardı bu hallere, sonra kadını ve yareni. Geleceği gitmiştir, evinin direği yıkılmıştır artık savunmasızdır. Aç köpek gibi bakan erkeklere karşı.

Ne garip şey erkek olmak…  Ölmek, öldürmek, yakmak, yıkmak, yeniden inşa etmek, üretmek, isyan etmek, savaş çıkartmak, çoğalmak, kumalar getirmek, cariyeler yapmak, ağa olmak, paşa olmak, bey olmak, uşak olmak, şoför olmak, kaptan olmak, balıkçı olmak en çokta işçi olmak ve aç olmak.

Ne zor şey insan olup erkek olmak. Haydi köşesine çekilsin tanrı da yaptığını görsün, milyonlarca ölümden çıkan kuzguni siyah terk edişlerin tadını çıkartsın heybetli yaratılışın.

Benzer yazılar

Yanıt verin.