Ey Dost! Gel Senle Bir Sohbet Eyleyelim

Ey insan! Sen ne kadar kabul etmesen de veya farkında olmasan da insan suretinde yaratılmış RUHSAL bir varlıksın. Senin özün ve kalıcı olanın; RUHUNDUR. O, senin cevherindir. Ruh ise; bu dünyaya gelişmek ve öğrenmek için gelmiştir. Yoksa sen amaçsızca yaşadığını; başına gelen durumların Allah tarafından gönderildiğini mi düşünüyordun? Hala başını kaderciler gibi eğecek misin? Yoksa uyanacak ve bir şeyler yapacak mısın? Teslimiyet elbette güzel; Allah sevgisi ise bambaşkadır. Fakat o yüce Yaratan senin de bir şeyler yapmanı istemez miydi? Üstelik sana kendi ruhundan bir parça üflemişken. Cevabın evet ise; bu nasıl olacak? Tabi ki tekâmül ile. Spiritüalistler buna tekamül (gelişme, olgunlaşma, evrim) der. Tasavvuf ehilleri ise “kemale ermek” olarak tanımlar.

Bedri Ruhselman ise ruhun dünyada gelişmesi için maddelere bağlanması, görgüsünü arttırmak için tekâmül aşamasına katlanması gerekli olduğu düşünür. Peki, ruhun tekâmül etmesi için neler gereklidir? Tabi ki bir enstrüman ve bu enstrümanı kullanarak yakılacak idrak ateşi! Çünkü Ruh denilen ilahi cevherin dünya beşerinde var olabilmesi ve bu idrakini genişletmesi için bir enstrümana ihtiyacı vardır. Enstrüman öyle bir tasarlanmalıdır ki hem öze yani RUHA hem de dünyaya bağlanabilmeli; bir nevi karbon kâğıt misali geçirgen olmalı. İşte bu sebeple bedenin tasarımı buna uygun olarak yapılıyor. Beden ruhtan gelen sinyalleri alıp tepki verebiliyor. Aynı şekilde kendisi vasıtasıyla da ruha sinyal iletiyor. Hem ruhsal hem fiziksel hastalıkların bazıları böyle bir durumda oluşabiliyor. Sınırlı beşeri bilincimizle algılayamayacağımız bir sistem bu. Öyle bir tasarlanmış ki, ruh ile beden hem bağlı hem değil. Yani ruhumuz hem dünyada hem değil. Geceleri nereye gittiğini düşünüyordun? Veya rüyalar âleminin sadece bilinçaltı sistemin mi olduğunu düşünüyordun? Hiç gerçek gibi olan rüyaların olmadı mı? Düşün bir! Hangi inanç sistemine mensupsun bilmem fakat her din bunu sana sembolik de olsa öğretmiştir. “Allah, kurtuluş yolunu bulasın diye sana rüyalar göndermiştir.” Der Hz. Mevlana C. Rumi. Belki şuan hatırlamıyorsun fakat gerçek bu.

Ey Dost! Gel Senle Bir Sohbet Eyleyelim
Ey Dost! Gel Senle Bir Sohbet Eyleyelim

İnsanoğluna hayatının her anında ilahi mesajlar verilir. Sırf sen o idrak ateşini yak ve ÖZ’ünü anımsa diye. Bu mesajlar gerek başka insanla, gerek bir sözle, gerek ailenle, gerek bir olayla ve hatta rüyalarınla. Bazılarımız bunun erken farkına varıp, bu yolda gelişmek uğruna bir şeyler yapmak ister. İşe bu insanlara yeniçağ akımı spiritüalist insan der. Tasavvuf ehilleri kemal insan. İsim fark etmez sen istediğini diyebilirsin. İstersen kalp gözü açık, istersen âlim, istersen medyum, istersen hoca veya istersen tasavvuf ehli, hiç fark etmez. İsim nedir ki cismin yanında. Bizim sınırlı düşünüşlerimizin ifadesinden ibarettir.

Peki, bu ilahi mesajları nasıl görebiliriz? İşte bu insanların beşeri göz ile görünmeyen ancak başka bir göz ile görebileceği bir yoldur ki bu göze sahip olmak için birçok aşamadan geçersin. Örneğin; yine Mevlana bu göze sahip olman için söyle der; “Kimseyi kötü görme, görmediğini de söyleme. Söyleme ki sana başka bir göz başka bir görüş verilsin.” Ona sahip olmak da kolay değildir nitekim.  Bu sebepledir ki herkes bu yolu tutamaz. Zordur, farklı bir boyuta geçersin ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Dostlarınız, aileniz, eşiniz dahi size eskisi gibi bakamaz. Ve tabi ki sen de onlara bakamazsın eskisi gibi… Bedenin de değişim geçirir, eskisi gibi olmaz. Bu kötü gibi mi geldi kulağına? Asla! Bu güzel bir değişimdir. Tıpkı tırtılın kelebek olması gibi. Bir bakmışsın çabuk yaşlanıp yorulmuyorsun veya hastalanmıyorsun. Bir bakmışsın sanki başka bir gözlük takmışsın da herkesin görüntüsü değişmiş. Dünyan değişmiş. Ve senin dünyanla birlikte yaşadığın dünya da değişivermiş. Terör, katliam ve acıyı da beraberinde götürmüş. O yüzden kendini bu dünyada asla işe yaramaz ve küçük görme. Tabi ki büyüklük de taslama. Unutma! Sen değişirsen herkes değişir.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir