İnsan Derin Uykusuna Tutunan

Kendini bilme yolculuğunda insan
Nicedir arar durur kaybettiği kendini
Yuvadan ayrılmış olanın
Kendini bulma yolculuğu değil mi yaşam
Her deneyiminle yeni yeniden
Kendini bulmak yine kendinde
Varoluş bilgisini aramak tutkuyla
Bilginin ışığıyla yol almak sonsuzluğa
Kendini tanıma yolculuğudur işte bu
Sonsuz farkındalığa giden yolda
Varlık deryasında nicesiyle, görünmez bağlar kurmak sonra
Kelimelerin sessizliğiyle duymak ardından
Derinlerde saklı olan hakikat ezgilerini
Tüm perdeleri aralamak ve sezgiyle okumak işaretleri
Ruhunun bilgeliğiyle yürümek huzurla yolunda
Ve kendin olabilmek ebedi
Tekrarlayan döngülerden arınıp
Değer katmak sevgiyle yaşamın ruhuna
Egonun tuzaklarını görüp tanımak
Özgür iradeyle yol almak her defasında
Kendini bilme yolculuğunda insan nicedir
Kendinde kendini bulmak değil mi gayesi
Tüm görünmez bağları çözüp atmak cesaretle
Yıkılmaz köprüler kurmak sonra hakikatine
Kalabalıkların dinmeyen gürültüsünde
Gerçeğin tınısını duymak, ruhunun derinliklerinde
Kendinle dostluğun değil mi seni güçlü kılan
Misafirliğinse yaşamda, unutulmayacak olan
Ruhunun zenginlikleriyse sende kalan
Kendinden gayrısına verebildiğinse
Senden kalan hatıralardan öte değildir oysa
Kendini bilme yolculuğunda insan
Nicedir arar durur biçare kaybettiği kendini

İnsan Derin Uykusuna Tutunan

İnsan izleyicisi olmuş, yaşam sahnesinde olup biten çoğu şeyin. Unuttuğu kadim geçmişinin saklı izleriyse her yerde serilmiş sere serpe önüne. Odaklanmak, farkında olmak, anlamlandırmak, değerlendirmek, engin bakış açısıyla görebilmek ise ruhunun bilgeliğinde saklı kudreti. İnsan dinler mi ki oysa yüksek benliğinin haykıran sesini. Nedir bu yaşamda insanın varoluş gayesi… Ne anlam katar düşleriyle yaşama öyleyse… Nedendir tutunmuş derin uykusuna o vakit nicedir.

Zorlu devrelerden geçmiş nice uygarlıklar, tarihin sayfalarında bırakmış hatıralarını bizlere. Okur mu insan, geçmişin bugünlere taşıdığı derin sırları peki. Görmez mi ki nice uygarlıklar yaşam sahnesinden gelip geçmiş. Duymaz mı kulaklar, haykırıyor dünya ana tüm olup biteni. Görmez mi kalpler canlar acımakta ve keder sarmış dünyayı. Dinlemez mi egolar, yüksek benliklerinin bilge olan sesini. Kadim geçmişiyle âdemoğlu, ne zaman ve nerede unutmuş vaatlerini. Hatırlamaz mı acaba, ne vakit kaybetti kendinde saklı kudretini.

Yürür karanlık bir yolda kimileri. Ruhunun bilgeliğini dinleyenler, yolu da yolun sonunu da görenler. Yerde ve gökte perdelenmiş saklı gerçekler. Her pınardan oluk oluk akar kadim bilgelik. Ruhsal zekâyla bakan nicelerine, aralanmış sahnenin tüm perdeleri. Onlar kalp gözüyle görenler olan biteni. Can kulağıyla dinler her biri ruhunun sesini. Haykırır niceleriyse tüm bildiklerini…

İnsan unutan… İnsan derin uykusuna tutunan… İnsan unuttuklarını yeni yeniden hatırlayan… İnsan kendinde saklı cevheri ezelden arayan… Kendini bilme yolculuğunda nicedir insan… Ne vakit uyanır peki o derin uykusundan!
Elbet veda zamanı gelir

Yıpranmış ve köhnemiş olana
Her vazgeçiş kendini bulmak değil mi kendinde
Her tutunuş ise vazgeçiş yine kendinden
Zaman, hükmüyle işler inceden inceye saklı gerçeğine
Dün bugünü, bugünse yarınları belirler
Her zerresiyle canlar
Kendi özüyle dans eder ezelden ebediyete
Var olan dengesiyle sonsuz yaşam
Evrensel ilkeleriyle dizginler her şeyi
Akar hiçlik deryasında ışık, zifiri karanlığına
Ne varsa ruhunun derinliklerinde elbet
Odur taşıyacak olan insanı, yüksek benliğine
Ve her birimizi kendi ışığımız aydınlatır sadece
Kendini bilme yolculuğunda yürüyen sen ve ben
Bu yaşam sahnesinde misafiriz ezelden
Vakti geldiğinde sonsuzluğuna erişecek olanlarız her birimiz
O vakit uyanalım o derin uykumuzdan biz!

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir