Koşulsuzluk Teorisi – Her şeyi olduğu gibi kabul edebilir misiniz?

Dünya 0 ve 1’lerin bir araya gelmesi ile oluşmuş bir yaşam alanıdır. Bu alanda, 0 (sıfır) negatif olan kutup 1 (bir) ise pozitif kutup olarak kendini ortaya koyuyor. Böyle olduğu zaman, birbirini iten ve çeken güçler ortaya çıkıyor. Fakat hayatın içindeki yolculuklarımız matematik ve fiziğin sıfır ve birleri gibi olmuyor genelde. Genelde sıfır ve birler; baskın gelme, teslim olma, yok etme, üretme, birleştirme gibi çalışmalar içine girmekte. Fikirler, ideolojiler, inançlar her zaman kendi içinde bu ikilik sistemi barındırır.

Her şeyi olduğu gibi kabul edebilir misiniz?

Gelelim kabul etmenin ikili sistemdeki konumuna. Hayatımızda neleri kabul edebilirsiniz? Neleri onaylayabilirsiniz? Kırmızı çizgileriniz ne kadar kalın?  Kabulde olduğunuz şeyler neler? Neleri kabul edebilirsiniz? Benimsemediğiniz, istemediğiniz reddettiğiniz neler var? Olmayı istediğiniz şeye doğru yürürken, olmayan her şeyi gerçekten kabulde oluyor musunuz? Kabullenmek size göre sıfır ya da bir mi? Sıfırsa neden sıfır olduğunu düşündünüz mü? Bir seçim yaptığınızı ve şu anda olmak istediğiniz kişiyi seçerek ilerlediğinizi düşündüğümüzde, olmayı istemediğiniz kişiler kimler? Neyi redderek bugünkü sizi savunuyorsunuz?

Sorular çok fazla ve kabulde olmak söz konusu olunca da bitmez. Günümüzde kabulde olmayı Tanrı’nın, Allah’ın, Rab’bin, ilahi güçlerin hatta evrenin bir yansıması ve lütfu olarak göstermeyi de çok seviyoruz. Ondan geldiği için kabulde olmalıyız? Neyi kabulde olmalıyız? Sizi sömüren, ezen, geleceğinizi çalan, yoksul bırakan bir sistemi mi? Ama onu tanrı istemedi ki! Onu insanlar istedi yani senin ve benim gibi insanlar istedi. Hatta sen istemeye kalkma diye de adalet diye bir sistem kurdu, ordu ve kolluk kuvvetleri oluşturdu. Olur da ben bu hayatı istemiyorum, ben senin gibi yaşamak istiyorum dediğinde tepene binmek için yaptı bütün bunları. Yani yaratıcının bu iş ve oluşta ve kabulde bir işi yok. Kabul nerede olabilir biliyor musunuz? Bir sel gelir ve onun için yapacağınız bir şey yoktur orada hem kabulde olmanız gerekiyor hem de teslimiyette… Fakat can güvenliğinizi yine de sağlamak zorundasınız zaten bunun içinde çaba göstereceksiniz seve seve. Çünkü can kıymetli… Kabulde olup sel beni alsın götürsün diyen bir babayiğit görmedim henüz. Şiddetli fırtınalar, depremler, tsunamiler ve diğer doğal afetleri (insan tarafından yapılmıyorsa) de kabul edersiniz ve bir daha böyle bir şeye maruz kaldığınızda siz ve sevdikleriniz yaşamda kalsın diye tedbirler (Bakınız Japonya’da yapılan binaların depremdeki tepkilerine) alırsınız.

Kişisel gelişim kelimesini bundan yirmi yıl öncesinde çok seviyordum. Gerçekten farkındalık için, uyanış için çok değerli idi. Çok çalışmanız ve çabalamanız gerekiyordu. Kendinizi birçok bağımlılıktan, negatif inanç ve düşünceden hatta korkudan özgürleştiyordunuz ve mücadele etmeniz gerekiyordu. Emek vermeniz gerekiyordu. Pratik yapmanız ve örnek olmanız gerekiyordu. İşte o zamanlarda içinde olduğum şeyi seviyordum saf ve masumdu her şey… Sonra işin içine; tasavvuf sokuldu, esmalar girdi, kadercilik girdi, teslimiyetçilik girdi, kabulde olmak denen absürt bir tanım girdi, her şeyi sev girdi, tanrı bu hayatı bende deneyimliyor girdi hatta bir adım öteye geçildi; deneyimleyen de O maruz kalan da O dendi (buna çok kızıyorum ve gülümsüyorum), dendi de dendi… Olay öyle zıvanadan çıktı ki yapan ve deneyimleyen tanrı kavramında son haddeye geldi insanlar, tecavüz eden ve edilen de O oldu bir anda. Ve her şeyi deneyimleyen O ise bize defolup gitmek düşer bu hayatta. Çünkü bize ait hiçbir gerçeklik yok. Yanılıyorsam düzeltin lütfen…

Bu kadar absürt hale gelen ve zıvanadan çıkan hatta sektörleşen kişisel gelişim dünyası içinde bir yazar ve dergi sahibi olmak da ayrı bir ironi gibi görünüyor fakat ben bunu bir ödül olarak görüyorum. Elbette çevremde bu yazdıklarımın tersini savunan insanlar var ve ben onların aynalığı oluyorum kimi zaman. Bir zamanlar denk geldiğim bir cümleyi buraya dipnot düşeyim; “Duyduğum her şeyi söyleyen benim duyan da benim, ben sadece istediğimi duyar, görür ve okurum” gerçeklik buysa duyan herkesin içindeki o 1 ve 0’dan bir parçayım ve bunun için herkesin diğerini kabulde olması gerekir. Bu yazıyı okuduğunda saçmalamış diyen kişi de dönüp kendi içinde ne kadar kabulde olduğuna baksın lütfen…

Sevgiyle ve sabırla büyüdüğüm bu dünyada varlığıma her türlü bilgiyi katan ve güzelleştiren herkese teşekkürlerimle.

 

#kabuldeolmak #kabuldeol #kabuletmek #kişiselgelişim #farkındalık #tanrı #rab #nirvana #insan #gelişim #mutlulukiçimizde #mutluluksanatı #kabuldeyim #sevgiiçimizde #kişiselgelişimfarkındalık #spiritüeldergi #insanlığıngeleceği

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir