fbpx

23 Ağustos, 2019

Düşünmek, deneyimlemek, yorum yapmak ve acı çekmek

Hayatın bize gösterdiği yollar var, deneyimlerimiz var ve bütün bunlara içsel olarak kattığımız yorumlar var.

Her deneyim sonrasında elde ettiğimiz duygular ya da yaşanmışlıklar onlara yaptığımız YORUM’lar ile anlamlı hale geliyor. Bazen bu yorum yapma yeteneğimiz, deneyimin ağırlığından ve yaşattığı acı yüzünden ortadan kalktığı için cevaplarımızı dışarıda aramayı seçiyoruz.

Düşünmek, deneyimlemek, yorum yapmak ve acı çekmek

Yaşadığımız deneyim ve hissettiğimiz duyguya yükleyemediğimiz anlam ve katamadığımız yorumun cevaplarını almaya çalıştığımız kişilerin geri dönüşleri, her ne kadar bizim gerçekliğimizin yansıması olmasa da ihtiyacımız olan rahatlık alanını sağladığı için, bazılarında geçici, bazılarında ise kalıcı dönüşüm sağlayabiliyor.

Yorum yapma, yani deneyimi sonuca ulaştırma ve ondan ders çıkartma bizim bu hayattaki kendimizi bulma yolculuğumuzun bir karşılığı. Düşünmekten uzak, kendisiyle bağı olmayan, tamamen dışa dönük bir yaşam süren, kendi gerçekliğinden kaçan tüm insanların günün sonunda en sert acıları, en sert deneyimler ile yaşayarak, kendisine sonsuz huzursuzluk ve acı kattığı yaşam sürecinde, zekayı, aklı, düşünmeyi ve deneyimi bir araya getirmeyi de öğrenmek gerekiyor.

Yaşadığımız birçok deneyim, akılsızca eylemler, düşünmeden çıkılan yollar, hesaplanmamış sonuçlar, görülmek istenmeyen sorunlar, bir ara düzeltirim diye ileriye ertelenen eksikliklerden kaynaklanmakta. Ve bütün bu süreç bizim varlık haritamızda daha fazla negatif eylemin patlaması ile sonuçlanmakta. Bu deneyimlerden sonra olan şey nedir peki? Ortaya çıkan duyguyu ya da acımsı tadı unutmak, silmek, yok etmek için başvurulan kaynak arayışı girilmesi ve çözüm arayışı aşamasında karşılaşılan farklı türdeki insanlar. Tür diyorum çünkü karşılaştığım şeyler çok ürkütücü ya da kafa karıştırıcı.

İlginç ve garip deneyimler yaşadığını söyleyen insanlara verilen uçuk kaçık cevaplar;
– Uzaylı eklentisi olabilir!
– Bilinç yükselmesi yaşıyorsun!
– Yeni bir enerji sistemine uyumlanıyorsun!
– Enerji bedenin seni terk etmek istiyor, muhtemelen boyutlar arası yolculuğa çıkmak üzeresin!
– Melekler dokunuyor ve seninle iletişime geçiyor! Nereye dokunuyor ve iletişime geçiyor?
– Bilinçaltın seni kendini affetmen için uyarıyor, kendini ve suçladığın insanları affet!

Örnekler o kadar çok ki onları yazmaya kalksam sanırım ortada yazı diye bir şey kalmayacak. Gerçekten bunlara inanarak yolunuza devam ediyor musunuz? Düşünün biraz, uyku apnesi var, yorgunluk var, gün içinde yaşadığın olaylara zihnen verdiğin ya da veremediğin tepkiler var, kulak misafiri olduğun ve seni etkileyen olaylar var, korkuların var, hayallerin var, bedenin var ve hep birlikte içinde bir yerlerde duran zihnin var. Bilimin varlığıyla ters düştüğünüz yerler olabilir ama o bilim bir şekilde bu yazıyı okumana imkan verecek şartları da sağlıyor sana. Biraz bilim, biraz düşünme yetisi, biraz araştırma pardon çokça araştırma (özellikle üniversitelerin yayınladığı makale ve tezler), biraz düşünce jimnastiği, biraz kitap karıştırma ve biraz da aynaya bakıp kendinle sohbet ederek bu savrulmuş hallerini hizalayabilirsin.

Garip bir tanım gibi gelecek size ama Mutluluk denen şey aslında yok ama var. Bu tıpkı zaman denen kavramın bir yerlerde olup başka bir yerde olmaması gibi. İçinde olduğun şeyi fark edememen gibi zamanı da mutluluğu da fark edemiyorsun. Zamanı fark ettiğin yerler genelde ya ölüm oluyor ya da sancılı ayrılıklar ve acıların yaşandığı anlar. Bunları bir deneyim olarak görüp, dönüşmen gereken şeye dönüşüyorsan ya da ne olmak istediğine karar verip adım atıyorsan, deneyim düşünce ile harmanlanıp bir gerçeklik haline geliyor. Bu gerçeklik senin gerçekliğin üstelik. Mutluluk denen olguda tam bu aşamada senin yanına geliyor ve sana göz kırpıyor. Kendinden ayrı olduğun müddetçe acılar yaşamaya devam edeceksin.

BİR olmaktan ve Bir olana ulaşmaktan bahsediliyor ya o BİR olmak halini herkes yanlış anlıyor. Büyük bire ulaşman kendinle birleşemediğin için mümkün görünmüyor. Önce sana dair olan tüm yaşanmışlıkları, deneyimleri, acıları, düşleri, beklentileri, mutlulukları birle ve kendine dokun. Yaşamında sana acı yaşatan ebeveyn (anne ve baba) deneyimleri için geriye dönüp onları affetme, kendini affetme çalışmaları yapma, dön içine ve kendine şöyle seslen “saçmalamayı kes, artık büyüdün ve her şey güvenli, herkes bildiği gibi davrandı sana ve sevgiyi de bildiği kadar deneyimledi bizimle ve sonuçta onların bundan daha az ya da fazla bilgisi yoktu, sen şimdi benimlesin, güvendesin ve biz seninle mutluyuz”… Sonra kapat bütün içindeki acı yüklü hatıraları ve şimdinin ışığını yak kendine, sonra bak yoluna… Yaşadığın şeyleri de içselleştirme, düşün, yorumla, anlam yükleme ve ilerle… Sadece ilerle… Geçmiş sanal bir yansıma varlığında, yarın da öyle. Şimdi şu an gülümse…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir