Yalnızlık Ruha Şifadır

Yalnızlık Ruha Şifadır
Zihnini susturduğun an, duyarsın kalbinin sesini
Yalnızlığınla buluşur, ruhun bedeninle
Farkına vardığın an, kendi varlığının
Var oluş deryasında gezinir ruhun, yalnızlığınla
O vakit rüyadan uyanır zihnin,
Ararsın sen hakikatini kararlılıkla
Cesaretle başlar asıl yolculuğun
Bir kez çıktın mı yalnızlığınla, yuvaya yolculuğuna
Asıl gayen, hakikat arayışına olur zamanla
Kalbin ise kendi gerçeğine açılan,
Uçsuz bucaksız, sırlı bir pencere
Sen kalbinin huzuruna,
Ancak yalnızlığında varırsın oysa…

Kalabalıklar arasında tanır mı insan kendini? Kendi hakikatiyle yüzleşme cesaretine ne kadar erişmiştir, bilir mi? Kendini bilen insan, kendini tüm gerçeğiyle tanıyandır aslında. O vakit, ne dersiniz kendinizle yalnız kalmaya. Şimdi kendi gerçeğinize uyanmaya.

Yalnızlık Ruha Şifadır

Yalnızlık kişiden kişiye göre değişen bir kavramdır. Her bireyin kendine özgüdür yalnızlık anlayışı. Freud, yalnızlık deneyiminin kişinin ruhsal yapısı üzerine etkisi olduğuna vurgu yapmıştır. Carl Gustav Jung ise yalnızlığı, kişinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramaması olarak tanımlamıştır.

Yalnızlık aitlik hissedememe, sosyal destek alanlarından uzaklaşma, paylaşımın azalması ya da boşluk hissi olarak da tanımlanmaktadır. Yalnızlık, yaşanan deneyimlerden farklı deneyimlere bir özlemdir aslında. Yalnızlık kimi zaman da, kalabalıklardan kendine bir kaçıştır.

Yalnızlık kimileri için bir sorun iken, kimilerinin iradesiyle tercihi olur. Yalnızlığın doğası, bazı insanlara mahrumiyet, terk edilmişlik, hüzün, dışlanmışlık, korku ya da yabancılaşma hissi yaşatır. Bazıları da yalnızlığıyla, kendinde huzuru bulma hissini yakalar. Yalnızlık, kendi kendine yetebilme güveni yaşatır insana.
Yalnızlık bazı zamanlar, bir armağandır aslında. Ruhun şifasıdır çoğu zaman. Kişi yalnızlığıyla benliğini tanır. Hakikatine varır. Kalabalığın tüm gürültüsünden uzaklaşıp, kendi huzuruna çıkmaktır yalnızlık. Güçlü ve zayıf yanlarını keşfetmektir zamanlıca. Korkularınla yüzleşmek ve korkularının üstesinden gelmektir cesaretle. Sevdiklerinin kıymetini, kalbinin derinliklerinde hissetmektir. Ruhunla bedenin arasında ki uyumu yakalamak ve dengeye ulaşmaktır yalnızlık. Varlık diyarında bir hiç olmak ve hiçlikte varlığını bulmaktır. Kalplere koşulsuz sevgiyle, usulca dokunmaktır yalnızlık.

Yalnızlık duygusu kişinin psikolojik, fizyolojik ve sosyo-kültürel özellikleriyle değişmekte olan bir durumdur. Her duygu da olduğu gibi, yalnızlık duygusunun da hissedilen etkisi kişiye göre değişir. Kimileri için kaygı yaratan bir duygu, kimilerine ise sonsuz huzurdur. Yalnızlık kimine sürgün, kimine ise ödüldür. Yalnızlıkla sınanır, en derin korkularınız. Yalnızlıkla gün yüzüne çıkar, karanlık yanlarınız. Yalnızlıkla atılır, tüm fazlalıklarınız. Siz tortularınızdan yalnızlıkla arınırsınız. Yalnızlığınızda çoğalır, tüm sorularınız. Kaybolur yalnızlığın hüzünlü koynunda, gereksiz tasalarınız. Ardından, tutunduklarınızdan tek tek vazgeçersiniz yalnızlığınızla.

Doğası gereği sosyal bir varlık olan insan, yalnız kaldığında çaresiz hisseder kendini muhakkak ki. Bu nedenle; çağlar boyunca yalnızlık, bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmıştır uygarlığımızca. Sürgün etmek ya da uzaklaştırmak, bir şekilde kişinin kendi yalnızlığıyla kalmasıdır. Bundandır belki de, yalnızlık çoğu zaman bir cezalandırma yöntemi olarak anlamlandırılmıştır. Oysaki yalnızlık, gerektiğinde şifadır insanlara. Bilinir ki; çağlar boyunca salgın hastalıklar, toplumları derinden etkilemiştir. Büyük kayıplar yaşayan topluluklar, yalnızlığıyla ancak şifa bulmuş ve iyileşmiştir. Böyle zamanlarda; kalabalıklardan uzaklaşma, ayrılma ve tecrit olma bedene ve topluma şifadır. Bu gibi toplumsal, hatta küresel sorunlarda kalabalıklar güç vermez, bedeni sadece zayıflatır ve hasta eder. Şifasıysa yalnızlıktır. Koşulsuz sevgiyle, bedenlerin değil kalplerin bir olmasıdır yalnızlık böyle anlarda.

Her canlı kendine bir ayna arar, suretiyle buluşmak umuduyla
Mana arar çoğu zaman her yansımada, kendini yeniden bulmak uğruna
Oysaki yansıma, yanıltır çoğu zaman
Derinlerde saklıdır asıl gerçek
Dinlemek gerekir, sükut içinde sadece
Hissetmek sessizliğinde her var olanı
Gönül pencerenden yargısız bakmak ardından
Her gördüğünü anlamlandırmak sonra derinliğine
Benliğiyle buluşanlar, bir gaye arar her adımında
Ne aynadır aslı, ne yansıması asıl varlığı
Derinliğinde saklıdır cevheri her varlığın
Kalben hisseden, bu gerçeği ezelden bilir
Hakikatini arayanın, ne arayışıdır biten ne de soruları
Ego ise sinsi tuzağıdır, benliğin oysa
Ayna arar karşısında, her defasında
Sadece kendini görmek arzusunda olan
Sığ sularda gezinir nicedir boşu boşuna
Derin sularda gezinenler, aldanmaz her yansımaya
Yansıyan her çehrede, varlığın özünü arar onlar
Sırlanmış her değer, istiridyede saklı inci misali
Zarafeti gizeminde, benliği ise derinlerde gizli
Ne vakit süs olur gerdana
O vakit, sadece görünür olmaktır gayesi
Yalnızlığında benliğiyle buluşanlar
İstiridyedeki inci olmayı yeğler daima
En büyük zenginliğindir, benliğinde saklı ruhun
Sen, şimdi kendi hakikatini tanı!
Her ruh asıl kudretini, yalnızlığıyla bulur

O vakit, sakın korkmayın yalnızlıktan. Yalnızlığınızla huzur bulsun ruhunuz. Kendinizi tanıyın yalnızlığınızda. Kudretinizin farkına varın şu zamanlarda. Keşfedin, saklı cevherinizi. Uyansız zihniniz, derin uykusundan!
Yalnızlığıyla üretir zihinler, en kudretli bilgiyi. Yalnızlıkta yaratılır, en özgün eserler. Yalnızlık dönüşüm sağlar, yenilenir tüm eskiyen değerler. Doğa yalnızlığınızla nefes alır. Tüm canlılar özlem duyar, biricik varlığınıza. Yalnızlığınızla en derin korkularınız, gün yüzüne çıkar. Bilinir ki; yaşamın tüm gizemine olan yolculuğunuz yalnızdır. Siz, yalnız yürürsünüz sonsuzluğunuza. Yalnızlığınızla uyanırsınız asıl, hakikatinize.
Yalnızlık ruha şifadır. O vakit, koşulsuz sevgiyle şifa bulsun ruhlarımız yalnızlığımızla…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir