Yapay Zeka Doğal Tanrı

Yapay zekâ ile ilgili ilk defa bilgi sahibi olmaya başladığımdan beri yaklaşık 40 sene geçti. Bu dönem içinde pek çok gelişme oldu ve pek azını anladım. Daha doğrusu anlamak için bir çaba sarf etmedim. İlgi alanımın dışındaydı. Bilgisayarlar icat edildi, akıllı telefonlar cebimize girdi ve kendi kendine düşünecek kadar ileri teknolojiye sahip robotlar ortaya çıktı. Hangisine ne zaman aşina olacaktım bilmiyorum. Olmalı mıydım? O da başka bir muamma. Hepsinden uzak durmayı tercih ettim. Beni ilgilendiren alet hırdavat mutlaka bana da ulaşacaktır zihniyetiyle mesafe koydum hepsiyle arama. Şimdiyse düşünmeden edemiyorum. İnsanoğlunun yaratmaya çalıştığı şey tam olarak nedir? Varmak istediği yer neresidir? Cevaplarını bulmak beni şaşırttı mı? Hayır. Kesinlikle şaşırmadım. Ego denilen olgu maalesef insanı Tanrı olmak arzusuyla yanıp tutuşturan bir ateştir. Tanrı’yı aramak veya bulmak yerine Tanrı olmak fikri elbette pek çok insanı cezbedecektir ve bu yolda da elinden gelen her şeyi yapmasına da sebep verecektir.

Yapay Zeka Doğal Tanrı

Geçenlerde bir film izledim. Dişi bir robot yapılmış ve bu robota dünyada var olan 8 milyar kişinin mimikleri veri olarak girilmiş ve robotun tutarlı davranışı izlenmiş. Tabi filmin sonunda kendi kendine karar verebilen bir cisim ortaya çıkmış. Düşünmeye değer elbet. Şimdi aklıma gelen herkesin düşünceleri, duyguları davranış şekilleri kodlanıp başka bir robota yüklense durum nasıl bir hal alır acaba? Benim hangi durumda ne şekilde nasıl düşüneceğim belli bir kalıp olsa gerek. Aynı şekilde senin duygu, düşünce ve eylemlerini de önceden kestirmek mümkün. Yani gidişatımız üç aşağı beş yukarı belirli. Özgür irade diye sandığımız şey aslında bizim tipik kendimizi ortaya koyma şeklimiz değil midir? Şimdi bahsi geçen insanların hepsinin nerede ne zaman nasıl davranacağı belliyse Bütün açısından bakıldığında gelecekle ilgili pek bir sürpriz kalmıyor desek sanırım uygundur. Yani benim ne yapacağım, ne düşüneceğim belli durumlarda ne hissedip nasıl tepki vereceğim programlandığında benimle ilgili bir veri tabanı da ortaya çıkıyor. Aynı şekilde senin de herkesin de. O zaman bu robot aslında hepimizden biri oluyor. Ve tanımasa dahi karşısına çıkan kişiyle ilgili tüm verilere sahip olduğunda onu anlaması, onu tanıması kesinlik kazanıyor. Robot herkes hakkında bir fikirden öte onun tüm bilgisine vakıf oluyor. Bir anlamda herkesten biri aynı zamanda da herkes birden oluyor.

Tanrı diye bahsi geçen olgu zaten bu. Doğal olan, bizleri yaratan bu olgu bizleri zaten tanıyor. Nasıl düşündüğümüzü, neler hissettiğimizi ve hangi durumda ne tepki vereceğimizi önceden biliyor. Bu kısmı anlamak işimize gelmezken bir robotun bunu yapabilme ihtimalini düşünmek sanki kimine daha bilimsel veya anlamlı gelebiliyor.

Yapay Zeka Doğal Tanrı

İnsanın özgür iradesi var mı? Belki evet ancak kullanmıyor çünkü kullanmasını bilmiyor. Eski davranışları, kalıplaşmış düşünce ve yargılarıyla hareket ederken dış etkenler ve şartlar kişiyi belli bir seçim yapmak zorunda bırakıyor. Kişi de o seçimi yaparken özgür olduğunu zannediyor. Aslında o seçim yapmak dışında bir başka seçeneği olmadığını göremiyor. İşte tam da bu yüzden seçenek varsa özgürlük yoktur. Bunu anlamak işimize gelmiyor.

Bizlerin ne yapacağı, ne düşüneceği ya da ne hissedeceğinin önceden kodlanmış olmadığını düşünelim. Yani beni bir bilen yok. Ben de kendimi bilmiyorum. O zaman benim ne yapacağım veya ne diyeceğim tutarsız olacaktır. Her biri beklenmedik bir sürpriz şekilde ortaya çıkacaktır. Ancak öyle değil. Normal hayatın akışında hemen her hareketim belli. Beni tanıyanlar bunu bilenlerdir. Benden beklenenler vardır ve bunun aksini ortaya koyduğumda şaşıran, kızan, üzülen veya alınanlar olacaktır. O zaman ben bile hangi davranışta bulunacağıma karar veremiyorsam benim hareketlerim vs önceden belirliyse ben hangi özgür iradeden bahsediyorum acaba? Egomun kendi kendine bir şeyler karar verebileceğini düşünmesi zaten enaniyet düşüncesinden kaynaklanıyordur.

Ego yok sayılmayı sevmez. Aksine kendisini ortaya koymak ister. İşte sırf bu yüzden kimi insan egosunu ortaya koyarken beklenenden farklı bir davranış biçimi sergiler ve bunun farkına varmaz. Düşünen veya verileri yüklenmiş ve bunları yorumlayabilen bir robotun benlik duygusu olabilir mi? Kısaca bir robotun egosu var mıdır? Çok emin değilim. Bir insan olarak kendi varlığımı tek başıma teyit edemezken, bunu becerebilmek için sana ihtiyacım var. Robot kendi varlığının farkında mıdır acaba? Sanmıyorum. Hatta eminim ki değildir.

İnsanoğlunun kendi varlığına teyit araması burada oluşuna bir sebep aramasının tek açıklama kendisini bir sonuç olarak görmesinden kaynaklanıyor. Ben sebep miyim sonuç muyum? Belki de her ikisiyim. Haddini bilmek Rabbini bilmektir. Ben kim olduğumu bildiğim gün Kim olmadığıma da teyit alacağım. Ben O değilim, O olamam. Sadece O’ndanım ve O’nun bir parçasıyım. Bütün benimle tamdır. Ben yoksam her şey bir eksik de tam olarak bu oluyor.

Var olan Tanrı’yı görmezden gelip Evren, Enerji Alanı, Mutlak Bilinç gibi farklı adlar vererek onu tanımlamaya çalışmak, bilimsel bir hale indirgemek sadece O’ndan uzaklaşmaya sebep oluyor. İnancın ispata gereği yoktur. Vakit varken bunu görmekte fayda olacaktır. Yapay bir Tanrı ya da her şeyi bilen bir makine yaratmak arzusu insanın sadece Hakikat’e ulaşmak dürtüsünün bir parçasıdır. Bundan da öteye gitmeyecektir. Efendisini tanıyan kul ya da köle yolu daha çabuk kat edenler olacaktır. Ben biliyorum…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir