fbpx

23 Ağustos, 2019

Antik Lupercalia Festivali ve Valentine Taşı

Erken Roma döneminin bu pastoral festivali 13-14-15 Şubat günleri kutlanırdı. Lupercus, Grekçe Lukos-kurt ve Latince Lupus- kurt sözcüğünden türemiş bir Tanrı adı.  Aynı zamanda, Romus ile Romulus’u emziren kurdun bulunduğu Lupercal mağarasının da, adı ile bağlantılı. Lupa ise Lupercalia festivalinin onuruna düzenlendiği ve kardeşleri emziren dişi kurdun adıdır. Festival günü başlangıcında 2 erkek keçi ve 1 köpek kurban edilirdi.

İlk kez M.Ö 44’te, Kurt Kardeşliği – Brothers of the Wolf/Lupus- rahiplerinin keçi postları giyerek yönettiği ayinlerle ilerletilen çeşitli ritüellerin yaygınlaştığı bilinmektedir.

5. yüzyılda pagan ayinlerinin kamudaki performansları yasadışı sayılsa da, sözde Hıristiyan Roma halkı, hala bunlardan vazgeçemiyordu. Papa Gelasius‘un “Kutsal Meryem Arındırma Bayramı” sayesinde Lupercalia’nın yerini doldurduğu yanlış bir iddia idi. Sonraları ise Aziz Valentine Günü’nün tekrar Lupercalia festivalinin yerini alması sağlanmıştı.

Sevgililer Günü’nün Aziz Valentine’in ölüm yıldönümü olduğu biliniyor, ancak bu gün görüldüğü gibi 14 Şubat’ta kutlanan Pagan Lupercalia gününe de karşılık gelmektedir.

Antik Roma’nın bereket tanrısı Lupercus için kutlanan günde, kurban edilen keçilerin derilerini paylaşarak başlarına koyan ve Lupercus‘a adanmış olanların, koşarak herkese ellerindeki kamçılarla vurması adettendi. Genç kızlar da, onların kendilerine dokunmasını beklerler, böylece bereket tanrısının kutsamasına ereceklerine inanırlardı.

Bazı bölgelerde, meydandaki büyük kaseye isimlerini yazarak atan kızların, bekar erkeklerle çekiliş yolu ile tanışmasını ve festival boyu birlikte olmasını sağlayan yöntem, M.S 498 yılında Papa Gelasius tarafından aykırı bulunarak kaldırılmıştır.

1969 yılında Katolik Kilisesi, takviminden Aziz Valentine gününü çıkarmıştır. Bu nedenle birçok katolik tarafından kutlanılmamaktadır. Lupercus’tan sonra bayramın hamisi ve koruyucusu Valentine olmuştu, Aziz’in efsanevi boyutu bunda etkendi. Yine de bazı Katolikler, o günlerde Valentine orucu tutmaya devam ettiler.

İngiltere’de Sevgililer Günü 1600’lü yıllarla yaygınlaşmış ve 18. yüzyıl ortalarında yalnız sevgililer değil, arkadaşlar için de, iyi dileklerle kutlanılmaktaydı. Valentine kelimesi ise artık hoşlanılan kimse ve sevgili anlamlarında kullanılmaya başlanıyordu.

Antik Yunanlılar, bu günü Zeus ile Hera’nın kutsal evliliğine adamış olduğundan kilisenin sonraki dönemlerde pagan adetlerini bir aziz gününe dönüştürmüş olması ihtimali göz ardı edilemez.

Hristiyan olduğu için öldürülmüş Valentine ile aşk arasındaki bağlantı, onu anlatan efsanelerde yer alır. İmparator II. Claudius, bekar erkeklerin iyi savaşçı olabilmesi için onlara evliliği yasaklamış ve Aziz Valentine de, sevgilileri gizlice evlendirmeye başlamıştır, sonunda dövülerek idam olunmuş ve aradan geçen yıllarda minnetle anılmıştır. Bu olay, MS. 270 yılının 14 Şubat tarihinde geçmiş sayılmaktadır.

St. Valentine’s Day, ticari canlılığı sağlaması ile süreklilik kazanarak, sevginin güzelliğini yansıtan hale dönüşen bir gün olarak belirlenmiştir. Türkiye’de ise 90’lı yıllarda tanınmaya başlamıştır.

Antik-Lupercalia

Valentine Taşı

Aziz Valentine’in taşı olması ile bilinen Ametist, Roma Mitolojisi’nde Aşk tanrısı Cupid’in figür ve heykellerinde sıkça kullanılmıştır. Cupid Venüs’ün oğludur, küçük güzel bir çocuk olarak betimlenir, kanatları vardır ve Eros gibi bir ok ve yay taşır. Aziz Valentine’in yüzük taşı üzerinde bu sevimli Aşk tanrısı Cupid figürünün kazılı olduğu söylenir.
Ametist taşının efsanevi ve zengin geçmişi, Neolitik dönemlere dayanır, o zamanlardan bu yana kullanılmış olan taş, sonraları Persler’de Işık ve Yaşam Kaynağı sembolü olan Mitra’nın figürlerine monte edilirken Kleopatra da, ametist taşlı bir yüzük takmaktaydı.

Ametist sözcüğü, “sarhoş olmayan” anlamındaki Yunanca kelime “amethystos” tan gelir. Bu durumda onun, zehirlenmelere ve alkol etkisine karşı koruyuculuğu ifade edilmiş sayılmaktadır.

Mineralin mitolojik hikayesinde; şarap tanrısı Baküs, ayık olmadığı bir gün Amethyst adındaki periyi kaçırmak ister, o da, kendisini koruması için Vesta’ya yakarır ve Baküs’ün kollarında pırıltılı bir taşa dönüşür. Baküs utanç ve üzüntü hisseder. Ona, en sevdiği renk olan siyah üzümlerin rengini, soylu bir renk olan soluk moru verir.

Ametist saflık sembolü olarak Ortaçağ’dan bu yana, kilise oymalarında, piskopos yüzüklerinde, tespihlerde kullanılagelmiş bir taştır. Tibet’te kutsal sayılan taş, Taç Çakra ile bağlantılandırılmış ve meditasyonda yoğunlaşma sağladığı düşünülmüştür.

Tepe ve alın noktasına bu taşla hafif masajlar önerilmesi, tansiyon yüksekliğine karşı etkinlik sağlayabilir. Ritüellerde ve birçok enerji çalışmasında yine öne çıkar.

Antik Roma’da, ametist bardaklar sıklıkla şarap içmek için kullanılmış ve fazla içenlerin, olası toksik etkiden korunması hedeflenmiştir. Dolayısı ile, ametist bardaktan içmenin sarhoş etmeyeceğine inanılmıştır.

Erken Mısırlılar, ametistin iyi güçlere sahip olduğunu düşündüklerinden, firavun mezarlarında bulunması doğaldı. Ortaçağ boyunca, uyku dağıtmaya, sağlıklı düşünmeye, büyüden korunmaya yaradığına dair inançlar yaygındı.

Şifa, huzur veren, cilt hastalıklarına iyi gelen etkisi ile canlandırıcı, uykusuzluğu,  toksinleri bertaraf eden ve radyasyonu uzaklaştıran taş, ene değmesi gerektiği için, gümüşle monte edilerek takıya dönüştürüldüğünde, bedendeki olumsuz elektriği çekmekte etkindir.

Büyük kesilmiş ametistlerin, evde dekoratif amaçlı kullanıldığında yaydığı enerji ile nazarı ve kavgaları uzak tutacağı düşünülür. Ametist, diğer taşlarla bir arada kombine edilmemesi gereken bir takıdır. Böylece yararları korunabilir. Olumsuzlukları dönüştüren ve aşk taşı olarak bilinen bu taş, ortama yaydığı huzur ve sevgiyle aşkı çekeceğine inanılarak, tavsiye edilir.

Valentine’in taşı olması ve Şubat ayına atanması, onun Aşk Taşı olarak anılmasına neden olmuştur.

February kelimesi, Febris kökü ile Latince’de – aşkın ateşi- sözcüğüne bağlanabilir. Antik Roma’nın pagan tanrıçalarından biri olan şifa tanrıçası Februa’nın ismi ile bağdaşır. O, aşk ateşinin de koruyucu gücüdür, nişan yüzüklerinde kullanıldığında sadakat sembolü olur.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir