Aydınlanma Çağı ve Kişisel Farkındalık

Günümüzün farkındalık anlayışı içerisinden, insanın aydınlanmasına baktığımız zaman, tam olarak kesin bulgular içerisinde ifade edilen, bilime dayalı gerçekçi bir yaklaşım bulamamaktayız. Çünkü farkındalık deyince, kişinin kendi bildiklerine göre hayatı analiz etmesi söz konusu olunca, ‘kişisel farkındalık’ olarak nitelendirme gereksinimi duyuluyor. Herkesin kendi doğrusu var; ve buna göre herkesin kendi farkındalığı var. Kişisel farkındalık, kişinin algılama ve uygulama yeteneğine göre hayatı kabul ederek anlamasıdır. Herkesin bütün olarak anladığı farkındalık, dünya üzerinde belirli bir zamanımızın olduğunun inanılmasıdır. Bir sonumuzun olacağı, inanılması zor bir gerçek olduğu için, zihnimiz hep hayal dünyasına yönelir. Dünya üzerinde yapılan çıkar savaşları ve katliamlar sebebi ile artık insanlar, kendi sonlarına hazır olma gereksinimi duyarak, cesaretlerini ciddi olarak toplamaya karar verdi. Katliam haberlerinin ışık hızında yayılmasını sağlayan haberleşme teknolojileri, ‘Aydınlanma Çağı’nın başlamasına sebep oldu. Şimdi bilim adamları, gerçek dünyayı hayal dünyasına dönüştürmeye çalışıyor. Eski bilimsel bulgular ile madde ve hareket enerji üretiyordu, şimdiki bilimsel gelişmeler içerisinde, enerjiler madde üretmeye başladı. Kainatın yaratılışını bir kenara bırakalım, kendi yaratılışımızı dahi tam olarak çözmüş değiliz. Biz sadece gerçeklerden kaçacak bir hayale inanmaya çalışıyoruz. İnanç konusu, insanı büsbütün değiştirebilen bir ruh hali. Uyuşturucu kullanmak ile körü körüne inanmak, aynı ruh halini uyandırıyor. Aralarındaki tek fark, zihin olarak bilinçli veya bilinçsiz olunmasıdır.

Aydınlanma Çağı ve Kişisel FarkındalıkAydınlanma Çağı ve Kişisel Farkındalık

Kişisel gelişimin aydınlatıcı bilgileri, sosyal yaşantımızda bize fayda sağlayabilir. Kendi öz bilincimizin ve bilinçaltımızın nasıl işlediğini kavradıktan sonra, yaşantımız içerisinde karşımıza çıkabilecek, bir çok sorunu önceden önlemiş oluruz. Yanlış analiz ve bilinç hali ile Şaşkınlık, dikkat dağınıklığı, duygusal baskılar, unutkanlık, dalgınlık gibi bir çok sorunlar ile karşılaşabiliyoruz. Gerçek benliğimize ulaşmak için algılama ve uygulama yeteneğimizin en üst noktada olması gerekiyor. Duygusal olarak, olumsuz etkiler içerisinde iken, gerçek benliğimize ulaşamayız. Kendi kendimize terapi yapabilecek bir seviyede, kendimizi geliştirmeliyiz. Şu anda kendimizi mükemmel hissedebiliriz, çok iyi bir ruh halinde olabiliriz. Her zaman aynı güçte olamayabileceğimizi de fark etmeliyiz. Zihinsel olumlama terapilerinin hayat kurtarıcı gücü vardır. Moral ve motivasyon kazandırma, olumsuz etkileri üzerimizden atma terapileri, aynı zamanda huzurlu bir yaşam sürmemizi sağlar. Huzurumuzun bozulduğu zamanlarda, nasıl yöntemler uygulayacağımızın, önlemini almış oluruz. Kişisel gelişimdeki anahtar bilgi budur. Duygusal olarak, olumsuz etkiler içerisinde iken, gerçek benliğimize ulaşamayız. Bunu çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Anlamaya ve öğrenmeye odaklanan bir bilinç, zihin karışıklığı olduğunda, duygusal baskı yaratır. Genel olarak herkesin yanlış bildiği bir ruh hali, öğrenmeye odaklanmaktır. Öğrenmeye odaklanamayız. Çünkü bizim yaratılışımız gereği, öğrenmeye açık ve merak içerisinde olmamız gerek. Odaklandığımız zaman, eylem oluşturma haline geçmiş oluruz. Odaklandığımız zaman, bilinçaltı yardım edemez. Üst beyin sadece düşünce üretir. Zihnimizin farklı bilinç halleri vardır. Algılama halinde iken, araştırma yaparız, analiz yaparız, sorgularız, öğreniriz ve inanırız. Uygulama halinde iken, hayal gücümüzde test yaparız, karar verme aşamasına geçeriz. Normal halimizde iken, gelişi güzel konuşup, hareket edebiliriz. Eğleniriz, coşarız. Uyku haline geçmeden kısa bir süre önce, trans haline geçeriz. Trans halinde iken, zihnimiz bir bütün olur ve bütün hayatımızı hatırlayabilecek bir kapasiteye ulaşır. Üstümüzde bulunan enerjinin pozitif veya negatif olması çok önemli bir etki ediyor. Olumsuz bir enerjiyi üzerimizde taşıdıkça, kendi kendimizi çürütmüş oluyoruz ve kabuslar görüyoruz. Olumlama terapileri yaparak, uykuya daldığımız zaman, sağlıklı ve huzurlu bir şekilde uykumuzu almış oluruz.

İş hayatında veya toplum içerisinde, çevremizdeki insanlar ile iletişim kurarken sorunlar ile karşılaştığımız olmuştur. Bu sorunların genel olarak sebebi, kıskançlık, çekememezlik, itibarını kaybetme korkusudur. Kendi itibarını koruyamayan bir insana fırsat verdiğiniz zaman, ilk fırsatta sizin arkanızdan kuyunuzu kazacaktır. Bilgi ve sorumluluk çerçevesi içerisinde, herkes kendi konumunu korumak zorundadır. Konumunuzu kıskanan insanlar, genelde taklitçi olurlar. Kopya çekerler ve fikir çalarlar. Onların duygusal olarak size gösterdiği tavırları önemsemez ve umursamaz sanız, bir süre sonra size itaat etmeye başlayacaklardır. Çünkü çaldıkları fikirleri geliştirebilecek bir zekaya sahip değildirler. İzleme modunda olanlar, sadece takip ederler. Film seyreder gibi bakarlar. Zararsızdırlar. Onları kukla gibi oynatabilirsiniz. Şaka tabi ki. İş hayatı içerisinde de, aynı kural geçerlidir. Olumsuz etkiler, iş düzeninin gelişmesini yavaşlatır. Moral ve motivasyon kazandırmak için olumlama terapileri yapılmalıdır. Hayal gücümüz ile tecrübelerimizi geliştirmek için, moralimizin en üst düzeyde olması gerekir.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir