Boğa burcunda Yeni Ay; Biraz sessizlik biraz inziva

Yasa, Bir’in kararına uymaktır.
Herakleitos

18 Mayıs günü, 06:13’de Boğa’da bir Yeni Ay gerçekleşiyor… Akrep burcunda gerçekleşen Dolunay’ı takiben bu, Yeni Ay’da kendimizi huzurun sahibi olarak bulmak üzere biraz içe dönebiliriz… Dışarı bakıp, konuştukça sürekli bir yargı üreten ve bu yargılarına kendini mahkum eden insanın, korku ve kaygıları nedeniyle yaptığı yanlış davranışları kapı dışarı bırakan bir Yeni Ay var elimizde… İçe dönmek ve maneviyat, tıpkı yaşamın tüm gerçekliği ve kendi aslımız gibi üzerinde konuşamayacağımız kavramlar olsa da, günlük yaşantımızda önemini gittikçe arttıran bir yere sahip…

Dinden bahsediyoruz, aydınlanmadan bahsediyoruz, hatta şifadan ve aşktan yine bahsediyoruz… Yalnızca insanlarla ve kendi kendimize değil, hayvanlarla bile konuşuyoruz… Onlara da iyelik takısı takıp “sahipleniyor” ve her şeye bir isim ve nitelik yüklemekte oldukça cömert davranıyoruz… İşte bu noktada geçtiğimiz dönemde devreye giren 13 destekli dönüşüm açıları ve Akrep – Boğa aksının sessizliği devreye giriyor: Hepimizi sözlerin artık hiçbir gerçekliği karşılamadığını fark etmeye çağırıyor…

Bir gün içinde kurduğumuz cümleler, bir türlü memnun olmadığımız hatta en memnun olduğumuz anda bile hep bir şeylerin eksik olduğunu duyumsayıp, huzursuzluğumuzu geçiştirdiğimiz o sanal gerçekliğimizi nasıl kuruyor?

İçinde bulunduğumuz An’da kendini yeniden ve yeniden yaratan evren gibi biz de gerçekliğimizi tekrar kuruyor, bir şeylere verilmiş isimleri tekrarlayıp, önceden yaratılmış duygu ve düşünceler yumağı içinde kendimize bir yer bulmaya, bulduğumuz yerden memnun olmaya çalışıyoruz. Bu sırada bir şeyler akıp gidiyor, bir his geliyor, bir düşünce ve nedenini bilmiyorum, diyoruz.

Boğa’nın 26 derecesinde birleşen Ay ve Güneş, zihnin ne dediğine bakmasızın dikkatimizi çoktandır yüz çevirdiğimiz Mucize’ye çekiyor. 30 Mayıs 2015’ kadar Ay’ın ışığı gittikçe büyürken, biz de sözlerin ardında akan Ruh’la birlikte gerçeğimizin farkına varacağız. Merkür tam bu anda geri hareket etmek üzere durağanlaşmış; zihni genişletmek üzere bu sessizliğin vadilerini gösteriyor… İçimizi keşfetmeden dışa dönmenin, varlığımızdan uzaklaşmanın verdiği korku ve kaygıyı ürettiğimiz gerçekliğin altına gizlemenin, Işıklar’ın refakatinde temizleneceğini gösteriyor.

Merkür, inanç, mantık, kader, özgür irade diye böldüğümüz Hakikat’in kendisi olduğumuzu görüp, yaşayabilmemiz için yer altına iniyor… Bu süreçte duygu ve düşüncelerimizin ötesinde yeni üretimlere geçiyor olacağız. Aslında bir çocuk olduğumuzu ve yetişkinlik diye kurduğumuz bu oyunun dışında yaşadığımızı hissediyoruz. Çoktan bitmiş bir oyunu sözlerle sürdürmek yerine, kim olduğumuzu ve varlığımızın doğal bir devamı olan amacımızı yeni bir ışıkla- kendi nefesimizde görüyoruz.

İzin veriyor muyuz?
İçimizdeki Ruh’un akışına,
Kendimize ve mutluluğa
Yeterince izin veriyor muyuz?

Sorumluluk, görev, zorunluluk diye niteliğimiz her şeyin doğamızdan uzaklaşıp, korkular biriktirmemizin bir neticesi olduğunu, her şeyin tam zamanında ve yerinde – çünkü onlarla bir varlık olarak tezahür ettiğini anlamak, beden dediğimiz kendini yeniden üreten bu güzel varlığın içinden, yine kendimize doğru bakmakta olduğumuzu fark edip, güvenmeye, arkamıza yaslanıp gülümsemeye başlamak için daha kaç günü kayıp – kazanç, keder – haz ekseninde ziyan edip, kendimizi unutarak geçireceğiz? Artık ruhun sonsuzluğunu fark edip, zamanla yeni bir ilişki kurmanın vakti gelmedi mi? Ne kadar tazelenmiş olduğumuzu fark edip, biraz sessizleşmenin ve gerçeği yaşamanın vakti gelmedi mi? Önümüzdeki Dolunay, dürüstlüğü var eden yeni cümlelerin dolunayı olacak. Bu sefer dürüstlükten bahsetmiyor, onun verdiği yeni hayatın keyfini sürüyor olacağız…

Düşünme alışkanlıklarımızın dışına çıktıkça, sanık kürsümüzden de uzaklaşmaya başlıyoruz. Biz nasıl yargıladıysak, hayat da bizi öyle yargıladı. Ne düşündüysek, başkaları da bizim hakkımızda aynısını düşündü ve şimdi görüyoruz ki kendimizi koyduğumuz yerdeyiz; somurtuyoruz ya da gülümsüyoruz bu geçmişte yaptıklarımıza bağlı. Nereye gitmek istediğimizi – kendimizi hissetmeye ihtiyacımız var; insanlarla, yerlerle, olaylarla hatta var zannettiğimiz istek ve ihtiyaçlarımızla uyuşmadan geçireceğimiz yalnızca kısacık bir süre , bir yerlerden duyduğumuz o Sonsuzluk ve Cennet hikayesinin ne olduğunu gösterebilir. Belki de oraya gitmek istemiyorsunuzdur, onu satın almaya hiç ihtiyacınız yoktur, belki de karanlıktan korkmuyorsunuzdur hatta oldukça eğlencelidir…

Bilinç dışımızı fark ederek atacağımız bu yeni adımlar, hayatımızdaki maddi koşulları değiştirerek, yeni ilişki ve iletişim olanaklarını da beraberinde getiriyor. Parayı, sahip olduğumuz nefesi bir başkasına ya da doğaya emanet etme şeklimiz değişiyor. Kendimizi garantilediğimizi sandığımız maddi yapılar ve ilişkiler de… .Yaptığımız her hamlenin bizde sembolize olan Evren’e bir “katkı” olduğunu bilerek konuşuyor, seviyor ve dokunuyoruz. Hem sırtımıza hem ilişkilerimize yük olan yıllardır taşıdığımız ağrılarımızı, borçlarımızı sessizce gözleyip, aslında ne demeye çalıştığımızı ve bunu hangi olay ve durumların ardına gizlediğimizi fark edip, muhteşem bir bilinç kazanıyor olacağız. Yeter ki Evren’in yaydığı bu güzel serenata kulak kesilelim…

Bu Yeni Ay’da Boğa’nın vaat ettiği bereketli topraklarda buluşmayı diliyorum. Bir araya gelen Anne ve Baba’nın açtığı kucakta…

Işık olsun…

“Petros ise kapıyı sürekli çalıyordu. Kapıyı açıp, onu görünce parmaklarını ısırdılar. Petros elini sallayarak onlara ağızlarını açmamalarını belirttikten sonra, Rab’bin kendisini cezaevinden nasıl çıkardığını anlattı.”

İncil

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir