Kadınlarda koku körlüğü ve çiçek terapi

Anozmi hiç koku alamama demektir. Halk arasında “koku körlüğü” olarak da adlandırılır, geçici veya kalıcı olabilir. Geçici koku kayıpları sıklıkla nezle, grip, sinüzit ve alerji gibi nedenlere bağlıdır. Diğer olası koku kaybı nedenleri arasında burun-sinüs problemlerine de neden olabilen; büyümüş geniz etleri, burun etleri (nazal polipler), burun eğrilikleri, konka şişmeleri ve sigara kullanımı bulunur. Burun içerisindeki ufak anatomik bozukluklar, bulundukları yere göre önemli ölçüde hava akımını etkileyebilirler ve alınan havanın koku bölgesine ulaşmasını engelleyebilirler.

Koku algısı Kök Çakramızın temel duyusudur, kök çakra sorunlarında da sıklıkla karşımıza çıkar. Koku algımız doğada ki 40 bin çeşit kokuyu tanımamıza fırsat veren bir donanıma sahiptir. Kök çakranın dengesiz çalışması, defalarca kokuyu tanımaya çalışan bir algının yansımasıdır. Yapılan araştırmalarda kadınların erkeklere oranla kokuya karşı hassasiyetlerinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Her adet döneminde kadınlar, koku algılamasını daha yüksek yaşarlar. Hamilelik ve sonrasında da bu devam eder. Hormonların bu ara dönemlerde üst seviyede çalışması enerji akışımıza etki eder bu da çakra alanlarında ki organlarımıza yansır. Farkındalıkla çiçeklerle çalışmak ise koku algısını benzersiz bir şekilde temizler. Çiçek Terapisinde Nefes Koçu çiçekler ile çalışmak hem bedensel, hem zihinsel hem de ruhsal gelişimi dengeler. Aldığımız her çiçek kokusu, benzersiz titreşimleri ile özenle içeri girerek, zihnimize kodlanır.  Yeter ki bu çalışmayı farkındalığımız ile yapalım.

kadınlarda-koku-körlüğü

Koku, dışarıdan gelen bazı uyaranların mesela bazı uçucu kimyasal maddelerin vücudumuzda kendilerine uygun algılayıcı (reseptör) hücreleri etkilemesi sonucu tetiklenen bir dizi karmaşık sinirsel süreç ile algılanır. Neticede yapılan şey, kimyasal sinyallerin kimyasal algılayıcılar (kemoreseptörler) aracılığıyla, beynin anlayabileceği sinirsel sinyallere dönüştürülmesidir.

Psikobiyoloji alanında kokuya dair gerçekten çok sayıda çalışma yapılmış ve yapılmaya da devam ediyor. Mesela bazı kokuların mekân algısını etkilediği, bulunduğunuz yeri size daha büyük veya daha küçük gösterdiği biliniyor. Bunun yanında ağrı duyusunu, depresyon durumlarını ve hafızayı en fazla etkileyen şeylerden birisinin koku olduğunu biliyoruz. Güzel koku hafıza oluşumuna olumlu etki yapıyor ve güzel olarak nitelendirilen kokularla birlikte öğrenilen bilgi veya beceriler genellikle insanlarda daha kalıcı halde depolanabiliyor.

Çiçek özleri, zihinsel enerjimizi artırıp odaklanmamızı kolaylaştırır, hafızamızı güçlendirip stresi azaltmada yardımcı olabilir. Çiçek özleri ile farkındalıkla koku ve nefes boyutunda çalıştığımız zaman, psikolojik rahatsızlıklarda etkindir. Güçlü titreşimler barındıran, çiçeklerin kraliçesi olarak tanınan gül çiçeği özellikle kadınların özel günlerinde tercih edilmesi gereken ve farkındalıkla kullanılması gereken bir özdür. Titreşimleri ile size doğurgan sürecin destekçisi olur. Psikolojik gerginliğin adını koyamayan dişil enerjiye, bu özel zamanlarda destek çiçeklerden gelmelidir. Biz kadınlar medeniyetlerin her döneminde bir çiçeğe benzetiliriz. “Benzer, benzeri ile tedavi olur “felsefesi (homeopati) ile yola çıkan çiçek terapi ise, özel çiçek özlerinden hazırlanmış kürler ile yine benzer dişil enerjiye benzer eksik titreşimleri yollar.

Adet dönmelerinde Lavanta çiçeği özü benzersiz bir temizleyici bir antioksidan görevini üstlenir, bedende ki kirli kanının çıkışında ortaya çıkan basınç, kimilerimizde baş ağrıları ve ağırlık olarak değerlendirilir. Lavanta çiçeği bu ağrılı zamanlarda en huzur veren titreşimleri taşır. Koku algısını uyararak beynimize Limbik sistemi ile sakinleşmesini komut verir.

Koku kanallarını güçlendirmek kök çakraya yönelik çalışma demektir. Gül, Lavanta çiçeği ve Paçuli özleri ile yapılan nefes çalışmalarında, kullanacağınız teknik ve yöntemlerde çiçek özünün sabitleyici bir kimya barındırmaması, saf halde olması gerekir. Yoksa kaş yapayım derken göz çıkarabilirsiniz. Kokladığınız çiçek özünün içinde ki kimyasal (sonradan eklenmiş) ya da sabitleyici madde burun kanallarını zedeleyebilir. Seçilen kokuların doğal olması mühimdir. Eczanelerde satılan bir takım bitkisel yağların öz olmadığını ve içlerinde uçucu yağı sabitlemek için başka bir kimyasal barındırdığını göz ardı etmeyin.

Şifa Olsun…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Bu sayfa kopyalama karşı korumalıdır !!