Sadece Sevgi için buradayız

“Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim uğruma yitirense onu kurtaracaktır.”
Hz. İsa

Kuzey Ay Düğümü astrolojide kadersel biçimde – ilahi güçler uyarınca çekildiğimiz, onun ne olduğunun farkına vararak, yeniden kendimiz olduğumuz yönü gösterir. Bu yön bir süredir; Terazi’nin sembolize ettiği ölçü, denge, iç huzuru ve uyum doğrultusunda akıyor. Bir yandan günlük yaşamlarımızdaki değişimi idrak etmeye çalışırken, diğer yandan sevginin yeryüzünde gerçekleştirilmesi için çeşitli olaylar yaşamaya devam ediyoruz. Bu süreçte ilişkilerimiz ön planda; çünkü henüz kendimizi korkusuzca ifade edebilecek kadar tanımıyoruz, korkusuzca kendimiz olabilmemiz için başkalarının renklerinde kendi karanlığımızı ve ışığımızı görebilmeye ihtiyacımız var. Bu seferki yazımda, 12 Kasım 2015’de yönümüz Başak’a evrilmeden önce yaşamlarımızın anlamını keşfetmek üzere nasıl bir sadeleşme ve arınmadan geçtiğimizi paylaşmak istedim.

07 Mart’da gerçekleşen Kironyen Dolunay’da, yaralarımız ön plana çıktı ve görünür oldu, birçoğumuz arınabilmek için akut bir hastalığa yakalanarak, kendimizle ilgili bir şeyleri fark ettik ve şimdi iyileşme sürecindeyiz. Özellikle babamızla ve ailemizle olan ilişkimiz üzerinden kendimizi keşfedeceğimiz bu süreç, hafta boyunca etkin. Ay’ın ışığı giderek küçülürken, fazlalıkları da bünyemizden atıyor ve doğaya emanet ediyor olacağız.

Ay Düğümü yöneticimiz Venüs, bu süreçte zorlayıcı koşulların içinde yol alarak, hem maddeyle hem de birbirimizle olan ilişkimizi dönüştüreceğimiz bir süreçte işaret ediyor. Bu süreci ilk kez 2012 yılında açılan kapıdan geçerken tanıdık. Kendimizle olan ilişkimiz değiştikçe, çevremizle, eşyayla, parayla olan ilişkimiz de giderek değişiyor, artık daha az şeye ihtiyaç duyduğumuzu fark ediyoruz, karşımızdakiyle uzlaşarak içsel çatışmalarımızdan arındığımızı , huzurun, her türlü tatmini yaratan ve yayan tek titreşim olduğunu keşfediyor, huzurla birlikte yayılıyor, genişliyor ve özgürleşiyoruz.

Bu içsel hapishaneden çıkış, Terazi’nin temsil ettiği adaleti, öncelikle kendi duygulanımlarımız arasında sağlamakla gerçekleşiyor, tüm durumlarımızın kaynağı olan kalp ya da kalpsizlik ritmi üzerine yaşamlarımız şekil alıyor, birbirinin içinden geçiyor ve sevginin tezahür edebilmesi için kayıp ya da kazanç, mutlu ya da mutsuz dediğimiz etkileri meydana getiriyor. Böylece her şeyin hakiki halini ortaya çıkaran olan ölçü, kendini sağlık ve saflık olarak dışa vuruyor.

2012’de üç boyutlu yaşamdan çok boyutlu yaşama geçişin kapısı açıldığında karşımızda Venüs duruyordu. Mayaların ve kutsal kitapların özellikle altını çizdiği bu gezegen, basitçe yaşamlarımıza sevgi olarak çevrilse de maddeye ruhu öğretirken öğrenen hatta trajedi ve komedi ekseninde coşan ruhun kaynağından akarak, Dünya’da var olmasına dikkat çeker. Bu var oluşu açımladığımız şimdilerde, varlık nedenimizin aslında yalnızca sevmeye izin vermek olduğunu ve korkacak hiçbir şeyin olmadığını görebilmemiz için pek çok korkutucu süreçten geçmemiz gerekti. Özel girişimlerimizin hüsranla sonuçlandığı ve elde olmayan değişim ve kayıplar yaşadığımız 2013 – 2014 yılları akabinde, henüz 2015’in bizler için sakladığı gizli hazineyi açmış değiliz; ancak yaşamlarımızın kuvvetle değiştiğini ve sıcak gelişmelere açık olduğunu duyumsuyoruz.

Mars, gökyüzünde ilerleyerek, Uranüs ve Plüton arasındaki gerilimi bireysel yaşamlarımıza taşıyor; 17 Mart’da kesinleşen bu dik açıyı kolektif ayaklanmalardan ve kişisel streslerimizden hatırlıyoruz. Ancak artık bu son tur ve Uranüs’e kavuşan Mars, orijinal yönlerimizi, hümanist doğamızı eyleme geçirebilmemize, isteklerimizi gerçekleştirebilmemize hizmet ediyor olacak. Yapmayı düşündüğümüz girişimleri gerçekleştirmek için hem enerjimiz, hem de seçeneklerimiz yerli yerinde. 20 Mart günü ise Balık burcunun son derecesinde bir Güneş tutulması var; değişken burcun son derecesinde olduğu için hayatımızın bir bölümünde başlayan hareketlilik artık bir şeyleri tamamen bitirip , kapatacağımızı gösteriyor.

Satürn’ün Yay’da yolculuk edeceği bu süreçte, anlama olan borcumuzu ödeme vakti geldi. Erdemleri, ahlakı, Tanrı’yı ve tanrısallığımızı yok saydığımız günler sona eriyor. Bilim, din, sanat diye yaşamı parçalara bölerek anlamaya çalışıp, ruhu yok saydığımız günlerin de… Bu oldukça neşeli ve neşeyi de ciddiye aldığımız bir süreç. Venüs’ün feneri elinde tuttuğu günler sona ermeden, gündemimizde evlilik ve ilişkiler yer almaya devam ediyor olacak.

Kuzey Ay Düğümü’nün Terazi’den geçtiği bu süreçte; tanrıdan gelen özdeğerimizi hissetmenin, kendimizi başkalarıyla paylaşmanın tek yolu olduğunu öğrendik. İstediğimiz ilişkiye giden yolun, sevgilimizden değil, korkularımızın karanlığını aydınlatmaktan geçtiğini, maddeye verdiğimiz değerin bizi gerçek ve hakiki değerden alıkoyarak hapsettiğini öğrendik, haksızlığa uğradığımızı sandığımız yerde, Hakk’ın bizi beklediğini ve ummadığımız bir güzelliği sakladığını…

Bu hafta bir Kironyen Dolunay daha bitmeden, acılarımızın Sevgi’yi hissetmemize engel olan korkuları ürettiğini görüp, şifayı kabul ve sevgide buluyor olacağız… En çok da Güven’in, Huzur’un ve Adalet’in biz ne dersek diyelim var olduğunu ve her an gerçekleştiğini… Tüm bu süreci birlikte yaşarken, birbirimize verdiğimiz güven ve sevgide kendimizi bulmak dileğiyle…

“Kendinde olmayan bir şeyi başkalarına veremezsin. Ruhsal düzeyde , zihnen ve uygulamada benimsediğin her ideali gerçekleştirme gücü ve yeteneği senin içinde yaşamaktadır.”
E.Cayce

Işık olsun.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir