Korkularımızdan Özgürleşmek

Öyle bir dönemden geçiyor ki dünya
Karanlıkta kalmış çoğu şey
Aydınlığın ışığıyla serilmiş apaçık önümüze
Kin, nefret, hırs, korku ve şiddet kokan
Sevgiden uzak tüm aciz duygular
Bizleri yaşarken kor gibi yakıyor usulca
Dünya ana üzerinde insanoğlunun korkularıyla ektiği
Tüm tohumlarını seriyor önümüze tek tek
Bize hakikatimizi gösteriyor yaşam sahnesinde
Her gün cenneti yaratmak varken bu âlemde
Nedir bu korkuyla beslenen sevgisizlik diye
Düşünmeden edemiyor ne yazık ki insan

Ruhumuzu tehdit eden tüm korkularımız, tutsak eder tüm benliğimizi zifiri karanlığına. Kabul görmeme, hor görülme, elimizdekini kaybetme, başaramama, sevilmeme, hastalanma ya da ölüm müdür en derin korkularımızın altında yatanlar? Yoksa bilinmeyen bir gelecek kaygısı mı korkularımızı usulca besleyen? Yoksa maddeyle inşa ettiğimiz sözde gücümüzü kaybetmek mi korkularımızı körükleyen?

Korkularımızdan Özgürleşmek
Duygularımız, dürtülerimiz, bilişsel süreçlerimiz ya da deneyimlerimiz korkularımızın temel nedenleri arasında oysaki. Bazı korkularımız çocukluğumuzdan bize miras kalır belki. Bazı korkularımız ise yetişkinlik döneminde edindiklerimizle beslenir. Korkularımızın bazıları da gelecek olanı beklerken hissettiklerimizin bizdeki etkisi.
Korkularımızın karanlık sularında mı gezinir bilinçaltı kayıtlarımız. Yoksa bilinçli farkındalıkla yüzleşmiş miyiz, tüm saklı korkularımızla. Ruhsal yolculuğumuzda neredeyiz peki? Düşünmez miyiz kendimize dönüp öyleyse… Nedir korkularımızın gerçek nedeni?

Karanlık korkutur çoğu zaman. Öngöremediklerimiz ise korkularımızı ayrıca besler. Tutunduklarımız ne denli fazlaysa, kaybetme korkusunun yükü o denli ağır gelir ruhumuza. Kendimizle olan kavgamız ne kadar büyükse, kabul görme arzusu o denli korkutur benliğimizi. Korkularımızdır cesaretimizi zayıflatan. Korkularımızdır bizi kendi kendimizle sınırlayan. Korkularımızdan özgürleşmedikçe ruhsal yolculuğumuzun, gizem perdeleri aralanır mı? Korkularımızdan özgürleşmedikçe huzura kavuşur mu ruhumuz? Azad edilmedikçe kalplerde tüm korkular, karanlıkta kalanlar aydınlığıyla buluşur mu?


O vakit ne dersiniz en derin korkularınızla yüzleşmeye. Özgür iradenizle tercih eder misiniz korkularınızdan özgürleşmeye.

İnsanoğlu vicdanı, aklı ve değerleriyle sınanıyor anbean
Korkuyu kendine güç edinen niceleri
Son hamleleriyle telaş içinde biçare
İnsanoğlu ruhsal uyanışında nicedir kıyam etmekte
Bilginin ışığıyla dizilmiş parlayan yıldızlar gök kubbede
Günbegün karanlığa ışık tutmakta kadim bilgelik
Koşulsuz sevgi pınarlarından akar
Su misali yaradılış bilgisi
Öyle bir zamandan geçiyor ki dünya
Kapılmadan korkunun rüzgârına
Bulanmadan akmak gerek usulca
Dünya yaşamı biz Âdemoğluna
Kendini bil diye haykırmakta
Tekâmül merdivenlerini tırmanma yolculuğunda uygarlığımız
İnsan olmanın erdemini öğrenmekse
Bu kadim yolculuğun asıl gayesi değil mi?
Hakikat gören gözlere apaçık ortada
Hakikat kalbini, ruhunu ve aklını teslim etmeden
Bir mabet gibi koruyanların gönül tahtında
Hakikat gökyüzünü aydınlatan ay ve yıldızlar misali
Hakikat hissedenlerin gönül gözünde
Her zerresiyle yerde ve gökte
“Oku” der!
Kadim bilgiler ezelden bizlere
“Ara ve bul” der!
Nedir varoluş gerçeğin?
Önce kendini tanı ve bil!
Uyan ve gör tüm olanları
Özgürleş bir an evvel tüm korkularından
Oku hakikatini vakit geçmeden
Nicedir derin uykudasın sen
Oysa uykundan uyanmak istersen
Kalkar usulca hakikatin görünmez perdeleri
Yeter ki özgürleş tüm korkularından
Bu yaşam sahnesinde nedir varoluş gayen hatırla!

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Handan Dökmeci

    İnsanın tutundukları ne kadar fazlaysa korkuları da artıyor, ne kadar doğru. Tutunmadan yaşamayı öğrense insanoğlu, gerçek mutluluğu tadacak.

    Kalemine sağlık Şenay Hanım’cım.

    Işığın ve sevgin hiç bitmesin…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir