Hiçlikteki oyuncu

Kısadan hisse Simyavi Nikah- Mysterium Coniunstionis

Sadece iyice anlaşılan şey gerçekleştirilebilir!’ Vanhchung Djordje

 ‘Ben kendi kendime hiç şey yaratamam’ demiştir Hz. İsa. Sevdiğimiz zaman, sevgi bizim aracılığımızla seviyordur. Bu tarz dünya görüşü ve yaşamı yeni enerjiler yaratır ve bize bütünselliği yakalama imkanı veriyor. Sevgi, en gizemli mitolojik olgulardan biridir ki, büyük bir güçtür de aynı anda, hareketi ve ihtirası, boşluğu ve bolluğu, oymayı da kabartmayı da barındıran şeydir.

Aşık olmayan yaratılan yoktur. Tüm varoluş seven ve sevilendir.

Kaos, önceden düşünüldüğü gibi düzensizlik değil, düzenin bizim algılamadığımız daha yüksek şeklidir. Sinerji dalının araştırdığı konu-bütün sistemdeki düzenin o sistemi oluşturan her ayrı elemanın kendi bütünselliği ve şuurluluğunu sergilediği durumu araştıran daldır. Çeşit disiplinlerin ortaklaşa çalışmalar alanında gösterdiği faaliyetleri kapsar. Süper dinamizm kuralına göre, beynimizde oluşan her düşünce – bütün Kâinatın ortak çalışmasının (geçmiş, bugün ve gelecekteki)  bu enerjitik olayı beynimizde yaratması sonucudur .

Hiçlikteki oyuncu

Fridrih Shlegel: “İnsan akıcı olması lazım, tıpkı içinde çokça ruhları ve kişiliklerin sistemini barındıran, içinde universumu-kozmosu yaratan bir ruh gibi olması lazım, ki her monadın er geç ermesi lazım olan düzeydir.”

‘O düşündü, ben çoğunluk olabilirim ve çoğalabilirim’. Ve o kendinden her şeyi yaptı ve her şeyin içinde oldu.

Emilio Segre ve Ouen Chemberlen Nobel ödülünü anti proton için aldılar. Anti dünya ve anti madde. Anti maddeden oluşan dünyalarda parçacıklar ters yöne döner ve bizim dünyayla çarpıştığında ikisi de yok olur.

Avatamsaka sutra- anlatırlar ki, İndra’nın göğünde incilerden oluşan ağ varmış. Öyle ki tek inciye baktığında tüm ağdaki inciler akseder. Bu ağın içine girerseniz çan sesi duyarsınız ve bu ses dünyanın her yerinde duyulur.  Buna benzer şekilde her insan her eşya dünyada kendi halinde var olmuyor,  her insan ve nesnenin içindedir ve bir düzeyde her insan ve her eşya oluyor. 74

Yaşayan ifade Mona Lisa’da. Sfumato tarzı. Kesin olmayan çizgiler ve koyulaşan gölgeler(yoğunlaşan ışıklar).

İki planlı bir model dualitenin dışındaki İnsaniyet, ‘kesinliğin bittiği’, ‘paradokslar dönemi’ eşiğinde olduğunu ilan ettiler. İnsan beyni istikrarsız kritik durumun karşısında durarak çalışıyor. Biz yaratıcılık prensibiyle onun yarattığı- yaratacağı tüm şekillerin spektrumundan(ışık şeritleri) ibaretiz.

Modern nöroloji ve kuantum mekaniği ve bu da şuuru teorisi, tek düz çizgili tipteki kişiliğin olduğunu reddediyor.  İnsan beyninin kabuğuna organik yaşamın, insaniyetin ve insanın yaşamından gelen trilyonlarca şablonlar mühürlenmiştir.   Ve nörofizyoloji uzmanlarının fikrine göre, bu şablonlar şuuru saniyenin yüz milyonda bir ölçek hızında doldurabilirler. Başlangıçta bölünmez olan Kozmik şuurun defalarca bölünmesinden dolayı ortaya çıkmış durum.

Bütün mesela Evreni bir bardak çayda şekerle eritebilme sanatında odaklanıyor. Ve ne kadar bu işte ustalaşırsak her şey o kadar çekici gelmeye başlar. Bu acıdan bakıldığında gerçeklik bir süper hologram oluyor. Evrenin süpermarketi gibi bir matriks düşünün, o kaynaktan her şey için malzeme kaynağı bulabilirsiniz. Kendimizi değiştirmek istediğimizde izlediğimiz TV kanalını değiştirdiğimizdeki gibi durumu oluşturmamız gerekiyor. Her gün, ‘Benim hayatım’ adlı melodram diziyi izlemiş olabiliriz senelerce, ama aslında başka çok kanal da var.

Tanrı sadece karşılıklı eşit hukuklu anlaşmalara girer.

‘Hiçbir Şey’ Mutlak Hiçbir şeye dönüştüğünde Çokluğa dönüşür.

Şiva-Kozmik dansçının dansı cereyanında dünyamızın sayısız oluşumları ortaya çıkıyor ve benzer ritimlerde birleşiyor.

Doktor Maslov (Dinler ve Değerler)- Toplumsal gayretin bütünleşmiş biçimi olmak.

Normatif gayretler bilimsel nesnellikle bağdaşmazlık içinde değil ve hatta onunla bütünlük içindedir. Taoistik düşünüşle daha üst düzey nesnelliğe dönüşmekte hem de dini akılcılık, bilim ve toplumsal amaçlarla, sağlıklı bir bencilliği, hayvansallığı doğal bir biçimde manevi ve aşkın olanla birleştirmekte.

Topluluğa olan gereksinim (ait olma, etkileşim, gruplaşma) kendi içinde bir temel bir gereksinimdir.  İnsanların ve yetişkinlerin oluşturduğu güçler sadece potansiyeldir ve topluluk tarafından gerçekleştirilmek zorundalar. 

Ütopyacı çabaların geçersiz olduğu konusunda düşünmeme neden olan ve buna uygun olan bir dönem ve mekanda yetişmem bir şans olduğunu düşünüyorum. Tanık olduğum dönem: sosyalizmin yıkılışı, kendime şu sorular üzerinde düşünmeme neden oldu: ‘İnsanın doğası toplumun iyiye doğru gitmesine ne kadar izin vermekte? Ve ‘Toplum insanın iyiye doğru gelişmesinde ne ölçüde izin vermekte?’ 

Maslov, Plato deneyimler (plateau experiens) adlı bir tür doruk deneyim türü teklif ediyor.

Bunlara sakin yaşanan deneyimler diyebiliriz. Dokunaklı, yoğun, huşu içinde bırakan başka doruk deneyimlerden farklı şekilde, onlarda her zaman bulunmayan noetik ve bilişsel özelliklere sahip, üst düzey duygusallık içeren deneyimlerdir.

Kişi bu deneyim içindeki bütünselleştirici öğeyi istediğinde görebilmektedir. İşte ondan sonra bu deneyimler, tanık olunan, kabullenilen, bilişsel olarak mutluluk verici ve ne var ki kanıksanan deneyimler haline dönüşebilmektedirler. Doruk deneyimlerde şok etkileri sarsıcı olmaktadır. Doruk deneyimler bir nevi ölüm ve yeniden doğum olarak nitelendirilebilirler. Daha az şiddetli yaşanan Plato deneyimler ise daha çok coşku ve mutluluk veren durumlara benzer. Bu deneyim ‘Yaşam sörfü burada sonsuza dek kalacak ve sen yakında gitmiş olacaksın. Öyleyse ona sımsıkı tutun, sarıl, değerini bil, onun tamamen bilincinde ol ve ona minnettarlık duy, çünkü gerçekten şanslısın’ demektedir.

Doruk deneyimlerde gelip geçici farkındalık durumlarını anlık yaşama olayları olasıdır. Ama bütünlük bilincinin yaşandığı yüksek plato deneyimlerine ulaşabilmek tamamen ayrı bir konudur. Bu yaşam boyunca çalışmayı gerektirebilir. Keşfedilmekte olan klasik ve modern ruhsal gelişim modelleri, zaman, çalışma, disiplin ve kendini adama isteyen konulardır.  Aşkın bilinç deneyimleri (transendent experiences), insanüstü deneyimler ve yaşamı Öz düzeyde deneyimlemek hakkında anlatılacak çok şey var.

Davranış, her şeyin aşırı dışavurumunun engellenmesinde kullanılan araçtır ve konuştuğumuz dil de buna dahildir.

Gözden geçirilmemiş bir inancın kabullenilişi konusu

Duygulardan daha derin bir dünyada yaşamak, varlığının daha derin tabakasına çekilmek, olası herhangi eylemi gerçekleştirme konusuna gelince kendini çok uzakta hissetmek. Kendin açısından sonuçlarını düşünmeden başkalarına hizmet etmek.

İradenin kendisine karşı bölündüğü durum, yaşama iradesi ve Nirvana iradesi

Onlarla aynı duruma sahip biriymiş gibi onların tuhaf duygu durumlarının hepsine girebilir, daha sonra, geri çekilir ve olaylara dışarıdan bakardı

Yaratıcılıkta sebat etme/ısrarcılık ödül olmadığı halde direnişe devam etmektir

Ödüle bağımlı kişilikte önceki ödüllendirme veya cezadan kurtulmaya yönelik öğrenilen davranışın devamlı ortaya çıkışıdır. Beyindeki işlevsel durumu gösteren yenilik aramaya yönelik çabalarla beyindeki DOPAMİN arasında bağlılık olduğu ispat edilmiştir. Sürekli zarardan kaçınan, kendini garantiye alma çabalarında olan kişilikte seratonin artışı gözlemlenirken, onaya bağımlı kişilerde ise nöro adrenalin artışı oluyor. Sebat-sabreden, ısrarcı kişilerde glutaman artışı gözlemlenmiş.  Dopamin artışının bazı psikiyatrik hastalıklarda ve psikozda olduğu gibi yaratıcı insanlarda da olması arasında bağlantı vardır.

Kültürü belli bir açıdan değiştiren yaratıcılık asla tek bir kişinin zihninde ortaya gerçekleşmez… bu etkiyi yaratabilmesi için fikir, başkalarının anlayabileceği şekilde ifade edebilmeli, o disiplindeki uzmanların genel kabulünü kazanmalı, en sonda da ait olduğu kültürel alanın içeriğine dahil edilmelidir. Mihaley Csikzenhitaliyi

Yaratıcılığın temel bileşenlerinden biri bireysel ‘özgürlük’tür. (Tam özgürlük diye bir şey olmadığına göre tırnak içinde). Yeni ilişkiler, yeni bakış acıları, yeni betimlemeler seziyi içerir. Üçüncü bileşeni de ‘fayda’, yani işe yararlılıktır. Faydası başkalarında yeni duygular uyandırması ve esin yaratmasıdır. Yaratıcılığın son bileşeni de ortaya ‘ürün’ konulmasıdır. Yaratıcı kişiliğin özellikleri deneyime ve maceralara açık olması, asilik bireysellik, duyarlılık, oyunculuk, ısrarcılık, merak ve sadeliktir.

Ani enerji, anlık ilerlemeler için iyi olabilir.

Ruh hakkındaki kavram, bütün gerçekliği bir darbede ortadan kaldırıyormuş gibi görünür.

Beden ve akıl, ruhun yüzeylerinden yalnızca bazılarıdır, ruhun katı halleridir. Onun sadece küçük görünümleridir. Her töz zerresi, güneşin etrafındaki her hidrojen patlaması herhangi bir ruhun kesitinin tezahürüdür.

En derin felsefenin en uçlarına gittiğin zaman bulduğun şey yalnızca saçmalıktır.

Yüzeyde ise böyle olduğu zaten kesin. Bu bir hırsızın elektrik lambaları ve zillere itirazı gibidir.

Bilim dünyadan olabilecek tüm yardımları aldığın takdirde bile en ufak bölümünün az çok anlamaya başlamanın insan ömrünün yarısını alan şeydir. Dolayısıyla bilim, tarihte herhangi sırdan daha çok korunan şeydir.

 Bizler hassas güçlerle irtibat kuruyoruz ve dünyadaki başka hiçbir çalışmanın talep etmediği kadar yoğunlaşmak zorundayız. Biz yöntemlerimizi ve sonuçlarımızı gizli tutmuyoruz. Yalnızca doğru insan onları nasıl keşfedeceğini bilir.

Yarattığı olay şaşkınlık yaratmayan kusursuz doğal yöntem olmalıdır. İradesi mucize yaratacak olan bilinçaltımda bir şeyi çok istemem önemlidir.

 ‘Peki, senin sırrın nedir?

Herhangi bir çatışıklık olasılığı kalmayana kadar bütün her şeyi kusursuzca özümsemek.  Dualite düşüncesini ortadan kaldırmak. Aşkı ve iradeyi elde etmiş olmak böylelikle aşk için bir amacın ya da irade için bir emelin olmamasını sağlamak. Köklerde bulunan arzuyu öldürmek. Her şeyi olan ve hiçbir şeyi olmayan biri olmak’

Ya senin sırrın?

Yaratıcı kişiler ; ‘Heisenberg’in belirsizlik ilkesinde savunduğu, ‘deneyin dışında kalan objektif gözlemci yoktur sözüne rağmen hep objektif gözlemci olarak kalabilirler. Hatta yaratıcı kendini bile dışarıdan gözlemler ve en küçük detayına kadar kendini ifade eder sanki başkasını gözlemler gibi.

Evrenin içinde Sonsuz bir bebek yaşamakta ve sevinmekte.

Büyük Yapıtın Kapısı

 The Creal Best (Aliester Crovley’in hayatı) kitabı

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir