Kadın

Kadın Havva’dan günümüze

Yaratılışın gizemini taşıyan bir sır

Kadın ruhuyla, kalbiyle ve aklıyla

Fethedildiği sanılan yıkılmaz bir kale

Kadın Tanrı’nın bir lütfu, erkeği de var eden doğasıyla

Dokuz ayın nihayetinde,

Dünyaya açılan bir geçiş kapısı beden mabediyle

Kadın gücünden korkulan,

Gücü hâkimiyet oyunlarıyla elinden alınmaya çalışılan

Kadın şefkat ve merhamet güdüleriyle,

Cennet tohumlarını ruhunda barındıran

Dünya sahnesinde dişil enerjisiyle

Var eden de, hiç eden de kadın

En nadide sanat eserlerine ilham kaynağı

En tutkulu aşka sebep kadın

Kadın karşıt kutup varlığıyla

Erkeğe hakikatini yansıtan bir ayna

Kadın ruhunda barındırdığı kudretiyle

İsterse yakıp kül eden bir kor gönüllerde

Kadın yeter ki kendini tanısın tüm gerçeğiyle

Kadın yeter ki gücünün farkında olsun her devirde

İşte o zaman bu dünya cennetini sunar hepimize

Kadın ahenktir yaşamda varlığıyla

Yaşattıkları ve yaşatabilecekleriyle

Kadın yaşamın sonsuz döngüsüdür var oluş gâyesiyle

Kadın

Uzak tarihin yaşam sahnesinde kadınlar; rahimlerinde taşıdıkları bir canlıyı dünyaya getirmiş olmanın gizemi, fiziksel yapılarıyla erkeklerden farklı olan özellikleri ve hassas fikirleriyle “Gizli bilgilere sahip bir varlık” olarak nitelendirilmişlerdir.

Türk kültüründe ve devlet geleneğinde tarihsel süreç boyunca bir takım değişiklikler gösterse de, Türk kadınının toplum ve devlet içerisinde her dönem önem taşıyan bir yeri olmuştur. Türk kadını tarih boyunca milli mücadele ruhu, cesareti, kahramanlığı, evladına analık rolüyle toplumsal değişim ve dönüşümlere ayrıca öncülük etmiştir.

Eski Çağ ve Orta Çağ dönemlerinde Türk kadınlarının toplum içerisinde ve devlet yönetiminde, o dönemin diğer toplumlarına göre daha aktif rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Türklerin tarih boyunca, kadına verdiği önem ve değer devrin hikâyelerinde, yazıtlarında ve efsanelerinde kayıtlarıyla yer almıştır. O devirlerde kadınlara gösterilen saygının, günümüzdekinden daha ileri seviyede olduğu görülür.

Türk mitolojisinde kadınların liderliğiyle ilgili birçok anlatı yer alır. M.Ö. 6. yüzyılda yaşadığı düşünülen Tomris Hatun’un adı, ilk kadın hükümdar olarak anılır. İskitlerin kadın Türk hakanı Tomris Hatun’un, Perslerle olan savaşında gösterdiği cesaretin erkeklere örnek teşkil edecek nitelikte olduğu tarihte bilinir.

Oğuz Kağan Destanı’na baktığımızda; kadına oldukça önemli bir yer verilmiş, Bilge Kağan’ın annesinin devletin kuruluşunda ki önemli rolü, kayıtlarla bugünlere taşınmıştır. Karakırgızların Manas destanlarında ise, evinin koruyucusunun kadın olduğu görülür. Yine aynı destan yazıtlarına göre dönemin kahramanlarının hatalarında kurtarıcılarının yine kadınlar olduğu, kadınların sözünün dinlenmediği yerde kahramanların ölü olarak kabul edildiği bilinir.

Kadın; Türk toplumunun eski dönemlerinde erkeğinin yanında yer alarak, onun ilham kaynağı olmuştur varlığıyla. Kadın tarih boyunca; kimi zaman analık rolüyle, kimi zaman evinin koruyucusu olarak, kimi zaman devlet kadınlığıyla, kimi zaman da savaşçı ruhuyla ve sarsılmaz kudretiyle her daim yaşam sahnesinde yerini almıştır.

Tarihi kayıtlara bakıldığında görülmektedir ki; tarihin ilerleyen dönemlerinde kadının geçmiş zamanlara kıyasla sosyal hayatı ve özgürlüğü ne yazık ki kısıtlanır. Kadının toplumsal rolünün, yaşam tarzının, giyim kuşamının, eğitim hakkının ve özgürlük alanlarının kendi iradesi dışında kurallarla belirlendiği görülür. Eski Türk geleneğinde erkeğinin yanında yer alan ve hatta birçok alanda kararlara katılım gösteren kadın, tarihin ilerleyen yaşam sahnesinde erkeğe nispeten geri planda konumlandırılır.

Yine tarihi yolculuğa devam edildiğinde 1840’lı yıllara gelindiğinde; Türk kadınlarının devlet ve toplum içerisindeki rollerinde önemli değişimler yaşadığı ve kaybettiği haklarını kazanmaya başladığı görülür. O dönemlerin edebiyatçı ve aydınlarının etkisiyle, kadınlar günümüzdeki hak ve özgürlüklerine ulaşabilecekleri fikir desteğini yakalamışlardır.

Cumhuriyet’in ilanının ardından toplumun her alanında yapılan yeniliklerle birlikte kadınlar; sosyal, siyasi, hukuksal ve eğitim alanında birçok kazanımlar elde eder. Türk Medeni Kanunu’yla kadın ve erkek yasalar önünde eşit haklara sahip olur.

Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına gösterdiği değeri ve kadının toplumdaki önemini birçok tarihi konuşmasında sözleriyle dile getirmiş, yaptığı yeniliklerle kadınlara önemli haklar kazandırmıştır. Böylece günümüzde kadınlar, toplumun her alanında hak ve söz sahibi olabilmiştir.

Geçmiş dönemlerde diğer toplumların kadına verdiği değerin yanında, Türk devlet geleneği ve kültüründe kadın çoğu zaman yüce bir değer olarak kabul görmüştür. Tarihi kayıtlar, Türk kadının cesareti ve asaletini konu alan gerçek hikâyeler ve kahramanlarla doludur.

Nihayetinde tüm kadınlar; sahip olduğu kudretin farkında olmalı. Okumak, araştırmak, eğitim aşkıyla kendini daha fazla geliştirmek, ilim sahibi olmak, cesaret ve öz güven bir kadının en değerli hazinesidir. Kadınlar önce tarihini iyi bilmeli, tarihi süreçler içinde varoluş yolculuğunu iyi okumalıdır. Kadınlar, sahip olduğu doğal yeteneklerinin farkında olmalı ve önce kendi değerine sahip çıkmalıdır.  Kadınlar kazanılmış tüm haklarını sonuna kadar korumalı ve cesaretlerinden ödün vermemelidir. Kadınlar sahip oldukları erdemle, topluma ve yaşama tüm canlılarıyla sonsuz saygı duyan evlâtlar yetiştirmelidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün de savunduğu üzere “Kadınlar doğduğu andan itibaren çocuklarının ruhuna mertlik ve fazilet aşılamayı bilmelidir.

Dünyada her toplumun bireylerini, kadınlar ve kadınların dünyaya getirip yetiştirdiği erkekler birlikte oluşturur. Âdem ve Havva’yla birlikte dünya sahnesinde yaşam, kadın ve erkekle birlikte var olmuştur. Unutmamak gerekir ki; doğası gereği yaşam sahnesinde kadın var olduğu sürece erkek de var olur. Bu ebedi bir gerçekliktir. Yaşam sahnesinde kadının ne adı, ne kudreti, ne de varlığı yok sayılabilir.

 

Kaynaklar

  1. Fuzuli Bayat, Türk Kültüründe Kadın Şamanlar, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2018; s.21-22.
  2. Faruk Çolak, “Türklerde Lider Kadın Tipolojisi ve Gülnar Hatun Efsanesi”, Uluslararası Medeniyet Çalışmaları Dergisi, 1/2 (2016); s.59.
  3. Burhan Göksel, Çağlar Boyunca Türk Kadını ve Atatürk. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1993; s.105.
  4. Abdulkadir İnan, Makaleler ve İncelemeler. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1987; s. 276.
  5. Hasan Acar, Türk Kültür ve Devlet Geleneğinde Kadın. İNSAN&İNSAN, 6(21): 2019; s.395-411.

 

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Avatar
    Handan

    Kaleminize sağlık Şenay hanım’cım. Kadının ruhunu, toplumda olması gerektiği yerini ve varlığını bu satırlara ne güzel dökmüşsünüz.
    Sevgilerimle

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir