26 Şubat: Balık’ın Son Tutulması: Şükretmenin Keşfi

26 Şubat, Güneş günü Satürn saatinde 08 derece Balık’da bir Güneş Tutulması meydana geliyor. Aylardır konuşulan bu tutulma, 2015 -2016 yıllarının finalini yaparak, hayatımızda yeni bir dönemi etkisini dört aya yayarak açıyor. Yeni esintileri almaya hazır hale gelmemiz için Haziran sonuna kadar toplumu ve bireysel yaşamlarımızı arındırıyor, sadeleştiriyor.

Doğu ufkunda yükselen Aslan’ın son dereceleri kişisel planlarımıza yöneldiğimizi ve bunu başkalarıyla birlikte yapmak için işbirliklerine girişeceğimizi gösteriyor. Aynı zamanda yaşamlarımızın yönetimi hakkında düşündüğümüz, fakat gidişata çok da müdahale edemediğimiz, irade kullanma biçimimizin değiştiği günlerdeyiz. Güneş tutulması, bir önceki Ay tutulmasında hissettiğimiz kalbi açmak, irademizle barışmak gibi temaları, Neptünyen bir yöntemle ilerletiyor ve Ağustos ayında patlak verecek olayların zeminini hazırlıyor. Katılaşmış – artık havanın içeri girmediği yaşam alanlarını bir su baskınıyla temizliyor.

Duyguların aniden yükselmesi ve etki altına alması, geçmiş alışkanlıkların kendi kendine çözülüp gitmesi, hayallere daha çok yer vermek hatta onlar tarafından istila edilmek gibi Neptün efektleri, ilişkilerimiz, kariyerimiz ve taşınma – mevcut düzeni çözme fikirlerine düşürüyor. Dolayısıyla bu dört ay boyunca Neptün’ün gücünü arkamıza alarak, hatta zaman zaman onun içinde kaybolarak, bugüne dek çözülmemiş inatçı problemleri çözmek mümkün.

Yaz aylarında Güneş mutluluk ve heyecan pompalarken, onu açık bir kalple karşılayabilmek ve potansiyelimizin maksimumunda olabilmek için bu dört ay, içimizde bir şeylerin değişmesine, hayatımıza yeniden bir nefes vermesine izin verebiliriz. Çünkü bu tutulmanın dersi tam olarak bir izin verme, salıverme, bırakma öğretisi. Tam da ülke haritasının göbeğinde olduğu için bu etkiden kişisel haritamız çok etkilenmese bile hepimiz oldukça etkileniyor olacağız. Güzel haberler var mı peki, var. Geçtiğimiz iki yıl Başak Kuzey Düğüm etkisiyle, plan program yapmak, düzene girmek, sağlıklı olmak konusunda oldukça hızlı gelişmeler yaşadık ve zamanı kontrol etmeyi, içsel düzenimizle hayatı ayarlamayı öğrendik, şimdi tam gitmeden önce Güney Düğüm bir hediye veriyor ve “Hey, o kadar da zorlamana gerek yok,” diyor. Yani kalorileri saymadan tadını, içindeki anıları, hisleri sezerek yiyip, yaşama ve kendimize daha merhametli davranacağımız bu sayede geçmiş iki yılı iyileştirip, dengeyi bulacağımız bir sürece girmiş bulunuyoruz. Kendimize ve başkalarına merhametli olmak, hayallerimizden daha sık, işlerimizden daha az bahsetmek bu sürecin konusu. . .

Jüpiter ve Venüs, bugünleri Retro’layarak içimize dönmemiz ve tüm bu koşuşturmacanın nereye gittiğini ya da gitmediğini görmemiz için fırsat veriyor. Mart’ın ilk haftası Koç’daki Venüs’le ilişkilerde atak, başlangıç yapmaya meyilli tavrımız, yerini, sevgiyi ve yaşama biçimimizi gözlemlemeye, yavaşlayıp, neyin değiştiğini ya da değişmesi gerektiğini görmeye bırakıyor. Evlilik ve ortaklıkların uzun ömürlü ve sağlıklı olabilmesi için bu süreç, kendimize olan sevgimizi- sevgisiz yerlerimizi görebilmemiz ve değişim yapabilmemiz için bir fırsat. Evet, lütfen 04 Mart – 15 Nisan arası evlenmeyin, astroloji gerçekten çalışan bir sistem. Onun yerine bu dönemi kendimize nasıl davrandığımızı, ilişkilerde hangi döngüyü yarattığımızı, nerelerde güvenmediğimizi nerelerde hangi oyunu kurduğumuzu tespit etmek için değerlendirebiliriz.

26 Şubat: Balık’ın Son Tutulması: Şükretmenin Keşfi

Kendi yaşamımızda, çevremizle olan ilişkimizi değiştirmek ve bu yolla yaşamla sağlıklı bir bağ geliştirmek için mükemmel bir süreç. Çünkü arka-planla bağımlılıkları çözen, kendini kandırma mekanizmalarını görünür hale getiren tutulma etkileri çalışıyor. Değer ve inanç sistemimizin yenilendiği bu sürecin sonunda, kazandığımız iç görü –yepyeni maceraları getiriyor. Sonuçta bu kadar bilgelik, ustalık, ilham eğlenmemiz, buradaki kısa sürede kendimizi doğru ifade edebilmemiz ve yaşamamız için. Bu dönem bunu çok hissedememiş olabiliriz, çünkü yukarıdaki oklar, “Verimlilik”i işaret ediyordu ama Balık tutulmasıyla yaşadığımız hafif sersemletici yumuşak geçiş sonrasında oklar –Eğlence- yönüne dönüyor. – Mayıs itibariyle –

Hayatı çok ciddiye alan yönümüz için bu dönem ilginç geçeceğe benzer. Çünkü yaşamın kendisiyle dalga geçtiğini hissedebilir; Sanki bir ses tüm görev bilincinin ya da ciddiyetin ortasında çıkıyor, “Bırak bakalım ne oluyor,” diyor. Zihinsel olarak, “Tembelleşiyor muyum, vaz mı geçiyorum, bu yaptığım çok saçma,” gibi yol işçileri geçebilir, bırakalım geçsinler, onlar da işini yapıyor. . .

Ve tabi ki  Mars – Uranüs kavuşumundan dem vurmasak olmaz, Jüpiter retrosuna karşıt duran bu çılgın ikili, ani – bireysel çıkışlar, nereden geldiği bilinmeyen öfke patlamalarıyla kendini gösterebilse de bu itkiyi doğru kullandığımızda, eylemlerimiz ve bilinç arasındaki ikilemi oradan kaldıran bir etkiye sahip. Bu dönem yürüyüşler, fiziksel aktiviteler, cinsellik konusunda sıradışı keşifler yapabiliriz. Artık rutinleşmiş ve farkında olmadan yapılan eylemleri kırıp, farkındalık ve neşe getiren bir etkiye sahip olsa da, sportif faaliyetlerde dikkatsizlik sonucu yaralanmalara da işaret edebilir.  Acele etmenin gerçekten bir işe yaramadığını fark edebiliriz.

Jüpiter’e karşıt yaparken, süregelen davalarda, yatırımlar ve finansal konular ani beklenmedik sürprizler çıkabilir. Yeni bir yatırıma başlamak için uygun etkiler yok ancak geçmiş yatırımlardan beklenmedik güzel geri dönüşler alınabilir. Hakkımızı alamadığımız sürüncemede kalmış konular aniden lehimize sonuçlanabilir.

Bireysel olarak ilişkilerimizde sorunlar varsa çözebileceğimiz, para kazanamıyorsak nasıl kazanabileceğimizi keşfedebileceğimiz, işimizi nasıl geliştiririz, daha mutlu nasıl oluruz, gibi sorulara cevaplar bulacağımız güzel bir dört ay var önümüzde, her şeyi değiştirmek için elimize imkân, içimize sezgi veriyor ve “relax” tuşuna basıyor. Yaza kadar ağır ağır merdiven çıkmak da değil adeta yokuş ineceğiz ve neden bu yükseltileri buraya koymuşum, diye soracağız. Retrolar da bu yüzden var ve tüm çelişkileri ve yavaşlığıyla kapıda. . . Geriye dönüp, şimdi olsa neyi farklı yapardık’ları bulma, sadeleşme ve ilerleyebileceğimiz yolu açma zamanındayız.

Hayal-gücü ve sezgilerden en yüksek ışığı aldığımız bugünlerde, karanlıkta kalmış hayaller ve istekler “Beni arıyordun,” diye omuzumuza dokunuyor. . . Kendimizi geride bırakmayalım, bırakmışsak gidip alalım. . .

Özgürlük ve Seviyle;

Işık Olsun.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir