21 Ağustos 2017, Tam Güneş Tutulması

“Gizemli tüm beklentiler adına; niyetlerimizi gölgelerden arındırarak, ışığa yöneltelim.”

Tam Güneş tutulması,  sabit yıldız Regulus’un yakınında ve Aslan’ın kalbinde gerçekleşiyor. Güneş Aslan takımyıldızının içinde bulunacak. Regulus’la, önemli politik dönüşümleri ifade eden bağlantılar kurulurken, enerjisi, yeni girişimlerde başarı sağlayacaktır. 6 ay süre ile, bu Güneş tutulması, bir döngünün sonu ile, yeni bir döngünün başlangıcını temsil etme eğilimindedir.

Coğrafi olarak, 21 Ağustos 2017’deki tutulma; 8 Haziran 1918’den beri, ABD’nin tümünde izlenebilen ilk tam tutulum olacaktır ve 2 dakika 45 saniye sürecektir. Ülkemizde ise, gece saatlerinde olduğu için takip edilemeyecek. Orta Amerika, Güney Amerika, Avrupa ve Afrika’nın batısı, Asya’nın doğusu, Pasifik Okyanusu ve Atlantik Okyanusu’nun kuzeyinden de gözlenebilecek olan tam Güneş tutulması, bu yılın en önemli gök olayı.

Milyonlarca insan, bu görkemli göksel olaya tanık olma heyecanı yaşarken, tutulum; Lincoln City, Oregon’da başlayıp, Illinois, Carbondale’de en yoğun karanlığa ulaşacak, Charleston, Güney Carolina’da ise sona erecek.

Bir süre için, hava serinleyerek, kararacak.  Ay Güneş’le Dünya’nın arasına girecek ve gölgesi Dünya’ya yansıyarak karanlığı sağlayacak.  Güneş tutulması sırasında Ay, ekliptik’i Güney’den Kuzey’e geçerken, silueti çevresindeki gökyüzünde, hafif şeritli ışık saçan yüzeyler sergilenecek.

Amerika kıtası üzerindeki net tutulma hattı gölgesi, M.Ö 1700’lerde oluşan büyük depremin odak noktasında bulunacak. Sismik olayların tetiklenmesi her Güneş tutulmasına özgü olmasa da, bu tam Güneş tutulması; Saros Döngülerinin en aktifi olan Saros 145 döngüsüne ait. Saros 145; 1.370 yıllık ve 77 tutulma kapsamı ile birlikte, 41 adet tam tutulum içeriyor. Her bir Saros dizisinde, tutulma döngüsü 18 yıl 11 ay 8 saatlik döngülerle devam etmektedir. Örneğin; Saros 145: 1927, 1945, 1963, 1981 ve 1999 yılında periyodik olarak sürmüş, beraberinde 7 üzeri şiddete sahip birçok yer sarsıntısı getirmiştir. İlk 5 yıl, ilk 4 ay ve ilk 5 gün tutulmayı takiben, sismik açıdan sıkıntı yaratabilecek zamanlamalar da sunabilir.

21 Ağustos 2017 tarihindeki Güneş tutulması, 145 numaralı Saros serisinden, ilk 1927 tutulması ile başlayan listeye dahil olacaktır.

Saros Periyodu

Bilinen Güneş tutulmaları ailelere ayrılır. Güneş tutulmalarını önceden bilebilmek mümkündür. Bir tutulma, 18 yıl, 11 gün, 8 saat sonra Saros Periyodu ile tekrar eder. Tutulmalar yaklaşık olarak 6585,3gün (18 yıl, 11 gün, 8 saat) içinde oluşur. Her sene meydana gelen iki ya da beş Güneş Tutulması, bir zaman diliminde, yaklaşık 40 farklı Saros serisi içindedir.

Tam Güneş Tutulmalarından (Saros 145) ile ilgili örneklere sıralı halde bakarsak; 1891-1909–1963-1981-1999-2017-2035- 2053 yıllarına ait olanlar, Saros 145 içinde bulunan tutulmalardır.

Dolayısı ile, 11 Ağustos 1999 tam Güneş tutulması da, 145 numaralı Saros dizisinin 21. halkası olarak karşımıza çıkar. 145 numaralı döngünün kapsadığı 41 tam Güneş tutulmasının 5. si 1999 yılındaki tutulmaydı. Sonrasındaki depremsellik ise, ülkemizde son derece üzücü sonuçlara yol açmıştı. O serinin son Tam Tutulması 2648 de olacak ve 3009 tarihinde ise 77. tekrarı ile bitecektir.

Saros Döngüsü 18 yılda bir meydana gelen tutulmalarla, 120 derece açılarla Kuzey Kutbu’ndan Güney Kutbu’na hareket etmektedir. Herhangi bir anda bulunan yaklaşık 42 Saros Serisinin yarısı Güney kutbundan Kuzey kutbuna, diğer yarısı da Kuzey Kutbundan Güney kutbuna hareket halindedir.

(SarosPeriyodu: 20 Mart 2015 tarihli yazımdandır)

Etkiler, Enerji Akışı

Tutulma, durgun alanları sembolik olarak temizleme ödevini yerine getirir. Yeni girişimler için güçlü bir odaklanma ve yaşamımızdaki gölgeleri ışığa çevirme dileğini yineleme! Hedeflerimizi tamamlamak için gereken gücü toplama şansı! Yargılar ve bağımlılıkları değiştirmeye gösterilen dikkatin artışı!

En önemli faktörlerden biri ise, yapıcı bir diyaloğun geri dönüşü, için sunduğu düşünülen fırsatlar.

Güneş tutulmaları, bilindiği gibi, çevremizdeki elektromanyetik frekansları  etkiliyor, tutulmanın etkin olduğu yerlerde fazlası ile, ley hatlarındaki, toprağa sinmiş enerjinin eski programlarını değiştirebiliyor. Tutulmalar, önemli sonlar ve başlangıçların habercisi olarak görülürler. Tam tutulmanın etkileri ve olayların gelişme süreci, 6 ay gibi süreçte devam eder. Geleceğe dair gelişmelerin, bilimsel işlerin sergilenmesi, ilerlemesi yükselir. Kozmik ince elementler kararsızlaşır ki,  bu en çok, şuur  hacmi genişlememiş kişilerin aurasına hırsın sahip oluşunu tetikler. İşte, manevi çalışmalar yapmanın yararı, bu noktada önem kazanacaktır.

Eterik denge ve ölçüler insanların ruhsal uygulamaları ile bağdaşır, iyilik, dürüstlük, azim ve erdemin; doyumsuzluğun, nefretin, atalet ve kötülüğün  önüne geçmesi için tüm olumlamalar gereklidir.

Temel fiziksel parçacıkların, ruhsal düzeyde daha temel ince bileşenleri, bir tutulma sırasında akan enerji ile etkileşir. Negatif katkılı enerji birikimi, eğer düşünceler güçlü olursa, psişik enerji akışını yönlendirmektedir. Tutulma, bir ölçüde, bilinçte de manyetik değişimler sağlama etkisine sahiptir.

Elektromanyetik uyarılar, belli göksel olaylarda devinir, ley hatlarından, faylara, burçlar kuşağına dek değerlendirmeler yapmak mümkündür.

Güneşin karanlıktan sıyrılması anındaki gibi, olumsuz edimlerden sıyrılmak hedeflenmelidir.

Tutulmalarda, dua, ritüel, namaz, meditasyon ve benzer uygulamaların, düşüncelerin gücüne bağıl olarak,  psişik enerji akışını yönlendirmesi olasıdır. Önceleri, Güneş’in kapanmasının korku ve dehşet veren bir hadise olarak görülüşü ve karanlıklar alemine çekildiği zannı; salgın hastalıkların yayılmasına, depremlere, sellere, kıtlığa, savaşlara neden olduğu düşünülen tutulmalar için, özel ritüeller ve dua biçimleri uygulanmasına yol açmıştır.

İç gücün, inançla, hayra odaklanışı, akan enerjilerin aktarımında, yüksek gerçekliklere manevi açılmayı sağlayabilir.

 

 

Tutulmalarda Evren Güçleri Dengesinde Değişim- Sattva-Raja-Tama

Bhagavad-Gita’ ya göre Maddi kozmik şuur; Sattva (erdemlilik), Rajas (ihtiras) ve Tamas (cehalet) olarak tanımlanan üç ayrı ilerleme gücünü harekete geçirmektedir.

Dünyada Raja ve Tama’da bir artış varsa, savaşlar, terörist faaliyetler ve doğal afetleri tetiklediği düşünülür. Ancak, insanların yüzde elli kadarı bir tutulmadan etki alır ve onlar ruhsal düzeyde gelişmiş ve aktif olanlardan sayılırlar. Diğerleri, ince maddi etkileri idrak edemese de, Dünya’da Raja ve Tama artışının, doğal afetlerle sonuçlanmasının, Kozmik Elementlerin kararsızlaşmasına yol açtığı için meydana çıktığı öngörülür.

Tutulmaların olumsuz etkileri daima, Raja-Tama artışına bağlanır. Düzenli manevi, ruhani tefekkür ve meditatif çalışmalar bizim, zararlı etkilerden yalıtılmış olmamızı kolaylaştırır. Bu bileşenlerin oranı ve dengesi, ancak ruhsal uygulama ile değiştirilebilir. Bizler sürekli maddi doğanın, niteliğinden etkilenmekteyiz. İşte maddi enerjinin üç hali şimdi kısaca inceleyeceğimiz ve ilgilenenlerin de bildiği, Hinduist Sankhya felsefesine göre Sattva- Rajas ve Tamas adını alır.

Sattva; iyilik, denge, ışık, cesaret, dürüstlük, şefkat, azim, sukünet ve erdemdir. Gelişimle yükseliş sağlar.

Rajas; enerji, doyumsuzluk, kararsızlık, gurur, hırçınlık, hırs, nefret, eylem ve ihtirastır. Ortalama bir yaşantı sağlar.

Tamas; atalet, pasifize oluş, karanlık, tembelik, yalancılık, öfke, aldanış, yanlış inanç, saygısızlık, eylemsizlik ve cehalettir. İniş ve çöküş oluşturur.

Zihin, daima bu etkiler altında kalır ama, savaşarak Raja ve Tama’dan gelen her yanlış düşünceyi aşabilir. Sabah saatleri Sattva, öğlen saatleri Raja, akşam saatleri Tama’nın tesirine boğulmuş görülmektedir.

Elektronlar, protonlar, nötronlar, mezonlar, gluonlar ve kuarklar gibi temel fiziksel parçacıkların ruhsal düzeyde daha temel üç ince bileşeni olarak ifade edilen Sattva, Raja ve Tama, bir tutulma sırasında, son ikisinin enerji artışı hali içindedir.

Güneş veya Ay’dan ışığın Dünya’ya ulaşmadan önceki tıkalı olma durumunda, özellikle tutulmanın izlenildiği sahalarda, negatif enerji veren etkilerin sıkıntı oluşturması da, ezoterik görüşlerle buna bağlanır.

Siyah Enerji olarak adlanan akımın, yani Tama ve Raja’nın, yaklaşık yüzde 30 oranında bir negatif katkıda bulunduğu düşünülmektedir. 2015 ve 2023 yılları arasında öngörülmekte olan, büyük doğal afetlerin ve kayıpların, bütün bu kara enerjinin maksimum seviyeye çıkması nedeni ile gerçekleşeceği düşünülebilir.

Zira insanların, az bir kısmı kendi enerjilerine sahip çıkıp, onu yönetebilmektedirler.

Güneşin tutulmadan sıyrılması anındaki gibi, kurtuluş için yapılması gerekenlerden biri de, Rajas ve Tamas kısmındaki edimlerden, dengeye ve ışığa çıkmaya çalışmaktır.

https://www.facebook.com/okultizmveenerji/posts/712941462081668?stream_ref=5

Ferda Ercan Uyulan.

www.facebook.com/okultizmveenerji

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.